OSMANLI'NIN RİCATI: İKİNCİ VİYANA

Somuncu Baba

"Osmanlı ordusunun beklenmedik ağır yenilgisi Haçlı âleminde hayret ve şaşkınlıkla karışık tarifsiz bir sevinç ve heyecan meydana getirmişti. Onlara göre Kara Mustafa Paşa sadece Viyana'yı değil bütün Avrupa'yı elinden kaçırmıştı."

Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa ile oğlu Fazıl Ahmed Paşa dönemlerinde Osmanlı Devleti¸ içerde ve dışarıda olumlu bir gelişme kaydedip ikinci baharını yaşamaya başlamıştı. Köprülü Mehmed'in evlâtlığı olan Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa¸ 5 Kasım 1676'da sadrazamlığa gelmesiyle birlikte bu dönemi devam ettirmek istek ve kararlılığındaydı. Amacı¸ Osmanlı'ya¸ Kanuni zamanındaki zirve devrini yeniden idrak ettirmek ve devleti Avrupa üzerinde¸ artan kudret ve hâkimiyetiyle bir kez daha söz sahibi yapmaktı. Ona göre¸ ihtişam¸ itibar ve kendine güveni tekrar kazanabilmek ve Batı üzerinde askerî-siyasî caydırıcılığı kuvvetlendirmek için ihtiyaç duyulan yegâne şey¸ Osmanlı'ya hasret kaldığı parlak bir zafer tattırmaktı. Bu noktada Merzifonlu'nun¸ Avusturya üzerine büyük bir sefere çıkma ve Viyana'yı kuşatma düşüncesi¸ sebep ve gerekçeler bakımından gayet yerinde bir hareketti. Bir kısım talihsiz gelişmeler¸ beklenmedik ihanetler ve bazı taktik hatalar söz konusu olmasaydı zaferle neticelenmesi de mukadderdi.


 


Sefer-i Hümayun ve İhtilaf


Kara Mustafa Paşa¸ Sultan IV. Mehmed'i Avusturya ile harbe teşvik ve razı etmeyi başarmıştı. Edirne'den yola çıkan Osmanlı ordusu heybet ve azametiyle göz kamaştırıyordu. İstanbul ve Edirne camilerinin kubbelerinden zafer ve nusret duaları göklere yükseliyordu. IV. Mehmed¸ ordu ile birlikte Belgrat'a kadar gelmiş¸ fakat devlet adamlarının gördükleri lüzum üzerine Merzifonlu'yu serdar tayin ederek arkadaki ordugâhta hareketi takip etmeyi tercih etmişti. Osmanlı ordusu ve Merzifonlu kendilerinden gayet emin bir biçimde ilerliyorlardı. Merzifonlu¸ 27 Haziran 1683'te İstoni-Belgrad'da harp divanını topladı. Viyana'yı alıp orada Avusturya'ya (Almanya) sulh şartlarını dikte edeceğini¸ Yanıkkale'nin alınmasının Avusturya'ya baş eğdirmeye yetmeyeceğini bildirdi. Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa¸ padişah iradesinin¸ bu yıl Yanıkkale ve Komaran'ın alınması ve akıncılarla Orta Avrupa'ya gözdağı verilmesi olduğunu¸ belki gelecek yıl Viyana'ya gidilebileceğini söyledi. Kırım Hanı Murad Giray ile İmre Tökeli de aynı görüşteydi. Fakat Sadrazam Merzifonlu¸ Viyana'dan başka bir şey düşünmüyor¸ bu latif şehrin cazibesine kapılmış bulunuyordu. Bundan ötürü kendi reyinden başka bir fikri kabul etmek istemiyordu. Neticede Merzifonlu¸ Viyana seferine çıkma kararını¸ zuhur eden yoğun muhalefete ve padişahın müsaadesi olmamasına rağmen bir oldubittiye getirip divan üyelerine kabul ettirmeyi başarmıştı.


 


Osmanlı Ordusu Viyana'da


Osmanlı ordusu¸ Viyana'ya gelinceye kadar 50 yakın kaleyi ele geçirmiş ve 40 bin düşman askerini esir almıştı. Ordunun peşi sıra sürüklenen ganimetler¸ askerlerin torbalarını dolduran altın¸ gümüş ve diğer mücevherat şevk ve gayreti daha da ziyadeleştiriyordu. Nihayet¸ 7 Temmuz 1683'te Viyana önlerine gelen Kara Mustafa Paşa¸ şehrin surları üzerine yürüyerek 14 Temmuz 1683'te kuşatmayı resmen başlattı. Osmanlı ordusunun ve "Hilâl'in" büyük bir görkem ve ihtişamla Viyana önüne gelmesi¸ sadece Avusturya'da değil tüm Haçlı dünyasında görülmeye değer mahşerî bir heyecan ve kaygı hâsıl etmişti. Avusturya İmparatoru Birinci Leopold¸ saray halkı ile birlikte şehirden firar edip Prag'a gitmiş ve kale komutanlığını Kont von Starhemberg'e bırakmıştı. Kara Mustafa Paşa¸ 60 bin civarındaki kuvvetiyle şehri batıdan Alsrbach ile Viyana ırmağı arasındaki mıntıkadan muhasara altına almıştı. Şehrin dışarıyla ilişkisi kesildikten sonra siperlere şiddetli hücumlar başlamış ve bunlar karşılıklı ağır kayıplara sebebiyet vermişti. Kuşatma harekâtı 40 gün müddetle bu surette devam etmişti. Osmanlı askerleri her defasında şehre doğru büyük bir hücumla atılıyor¸ düşmanın şiddetli müdafaası önünde ağır zayiat verip geri çekilmeye mecbur kalıyordu.


 


Adım Adım Bozgun


İki ay boyunca karşılıklı top atışları ile süren taraflar arasındaki çatışma sonunda Osmanlı askerleri¸ direnişi kırıp şehre girmeyi başaracağı sırada Avusturya saflarındaki Macarların iç tahkimatıyla karşılaşmışlardı. Bu sırada Leh Kralı Jan Sobieski komutasındaki 70 bin kişilik Haçlı ordusu imdada yetişti. Yardıma gelen kuvvetler savaştaki dengeleri ve kuşatmanın seyrini alt üst etti. Osmanlı ordusunda gitgide büyük sıkıntılar baş göstermeye başladı. Ordu¸ düzen ve disiplinden hızla uzaklaşıyordu. Yeniçerilerin ekseriyeti¸ ellerindeki ganimeti nasıl koruyacaklarının tasasına düşmüşlerdi. Askerde¸ bir an evvel geri dönme düşüncesi her şeyin üstüne çıkmıştı. Kara Mustafa Paşa'ya göre Sobieski'nin Tuna'yı geçişine mani olunduğu takdirde Viyana'nın zaptı muhakkaktı. Ancak¸ Merzifonlu'nun bu plân ve tedbiri¸ Kırım Hanı'nın maalesef ihanetiyle bozuldu. Yanı sıra Osmanlı ordusu bu defa da Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa'nın ihanetiyle karşılaştı. İbrahim Paşa¸ Merzifonlu'nun kendisine karşı sert ve kırıcı davranışlarından dolayı gücenmiş ve büyük bir kin beslemişti. Onun muvaffak olmasını istemiyor ve hiç durmadan muhasaranın kaldırılmasını talep ediyordu. Bu sebepledir ki ordunun sağ tarafına komuta ederken¸ savaşın başladığı sırada askerini geri çekerek Osmanlı saflarının bozulmasına yol açmıştı.


Sadrazam Kara Mustafa Paşa'dan kaynaklanan kusur ve tedbirsizlikler ise şunlardı: Viyana'ya 18 büyük taarruz gerçekleştirilmiş¸ ancak son büyük saldırı Merzifonlu tarafından sürekli ertelenmişti. Kuşatmanın uzaması yanlış ve tehlikeli bir hareketti; ordunun artan lojistik ihtiyaçları önceden iyi düşünülmeli ve gerekli tedbirler vakitlice alınmalıydı. Zira kuşatma süresi elli güne ulaştığında askerler¸ atlarına ot bulabilmek için 15-20 saatlik mesafeye gitmek zorunda kalıyorlardı. Ayrıca bir kale kuşatmasının kırk günü aştığı takdirde dışarıdan yardım gelme ihtimalinin çok yüksek olduğu gerçeği inceden inceye hesap edilmeliydi. Kısacası Viyana bozgununun esas sebebi¸ iç tefrika ve ihanettir. Ordunun idaresinden mesul olan komutanlar arasındaki şahsi çekişme¸ kin¸ husumet ve inatlaşma¸ mutlak zaferin mukadder olduğu bir kuşatmanın hüsnü akıbetini yerle bir etmiştir.


 


Hazin Tükeniş ve Acı Ricat


Lehistan Kralı Jan Sobieski'nin Viyana'nın yardımına gelmesi üzerine iki ateş arasında kalan Kara Mustafa Paşa fevkalade zor bir duruma düşmüş¸ 12 Eylül'de kuşatmayı kısmen kaldırıp savaşa tutuşmak mecburiyetinde kalmıştı. Kara Mustafa Paşa¸ düşmana sevk edecek asker bulmakta son derece güçlük çekiyordu. Etrafındaki 9-10 bin civarındaki askerle savaşmak zorunda kalan Merzifonlu'nun sıkıntıları iyice katmerleşmekteydi. Öyle ki sancak-ı şerifin müdafaası için beş-altı bin asker ancak kalmış¸ Serdar-ı Ekrem telaş ve heyecan içerisinde ne yapacağını şaşırmıştı. En sonunda Kara Mustafa Paşa¸ her defasında gözlerinden yaşlar dökerek¸ kuvvetten kesilmiş ve bitkin düşmüş bir halde gayet hazin bir biçimde ricat etmek mecburiyetinde kalmıştı. Bu umumi perişanlık arasında ezan sesleri Viyana burçlarına son kez çarpıyor ve Viyana semalarında son bir defa yankılanıyordu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa¸ Belgrad'a çekildikten sonra ilk işi¸ itaat etmeyip ihanet ettiği için Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa'yı idam ettirmek olmuştu. Fakat buna rağmen Merzifonlu da¸ 25 Aralık 1683'te Belgrad'da¸ padişah fermanıyla idam edilmekten kurtulamamıştı.


Osmanlı ordusunun beklenmedik ağır yenilgisi Haçlı âleminde hayret ve şaşkınlıkla karışık tarifsiz bir sevinç ve heyecan meydana getirmişti. Onlara göre Kara Mustafa Paşa sadece Viyana'yı değil bütün Avrupa'yı elinden kaçırmıştı. Yani 1683 tarihi¸ Viyana'nın yanı sıra tüm Avrupa'nın "kurtuluş günü" olmuştu. Avrupa'da bu tarihî olaya¸ Haç'ın Hilal'e karşı kazandığı¸ uzun zamandır hasretini çektiği emsalsiz bir tarihî zafer nazarıyla bakılmıştır. İkinci Viyana Kuşatması¸ Osmanlı tarihinde¸ Hilal-Haç ilişkilerinde önemli bir kırılma noktasıdır. Şimdiye kadar bu çapta bir mağlubiyete maruz kalmayan Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki ilerleyişi durmuş ve artık geri çekilmeye başlamıştır. Böylelikle Batı'da tabii sınırlarına ulaşan Osmanlı¸ bundan sonra savunmada kalıp mevcut sınırlarını ve gücünü koruma mücadelesi içerisine girecektir. Buna karşılık Viyana bozgunundan sonra kendilerine cesaret ve güven gelen Avrupa devletleri¸ Osmanlıları Avrupa'dan çıkarma umuduna kapılmışlardır. "Osmanlı'nın yenilmezliği" düşüncesinin etkisinden kurtulan Haçlı dünyasında bundan sonra Osmanlı'ya karşı umumi bir taarruz hali kendini güçlü bir biçimde gösterecektir.


 


Kaynakça: Ahmed Refik Altınay¸ Felaket Seneleri¸ İstanbul 1916¸ 1. Bölüm; Joseph von Hammer¸ Osmanlı Tarihi¸ Çev: M. Ata¸ c.3¸ İstanbul 1997; Silahtar Fındıklılı Mehmed¸ Silahtar Tarihi¸ c.2¸ İstanbul 1928; Râşid Mehmed Paşa¸ Tarihi Râşid¸ c.1¸ İstanbul 1282; Mustafa Nuri Paşa¸ Netâyic ül-Vukuat¸ C. 2¸ Haz: N. Çağatay¸ Ankara 1987; Defterdar Sarı Mehmed Paşa¸ Zübde-i Vekayiât¸ Haz: A. Özcan¸ Ankara 1995; Richard F. Kreutel¸ Viyana Önlerinde Kara Mustafa Paşa¸ Çev: Müjdat Kayayerli¸ İstanbul 1994; İ. Hakkı Uzunçarşılı¸ Osmanlı Tarihi¸ c.3/1¸ Ankara 1988; Yılmaz Öztuna¸ Türkiye Tarihi¸ c.1¸ İstanbul 1977; Muammer Yılmaz¸ "Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve Viyana"¸ Türk Dünyası Tarih Dergisi¸ Aralık 1992¸ Sayı: 72. NOT: II. Viyana¸ Osmanlı ile Haçlılar¸ Hilal ve Haç arasındaki diğer savaşlarla ilgili ayrıntılı bilgi için şu eserimize bkz. İsmail Çolak¸ Bitmeyen Hesaplaşma Hilal ile Haçın Bin Yıllık Mücadelesi¸ İstanbul¸ 2008¸ Nesil Yayınları.

Sayfayı Paylaş