HAZRET-İ MUHAMMED (SAV)'DEN GÜNÜMÜZE MUKADDES EMANETLER KÂBE VE KABR-İ SAÂDET ÖRTÜLERİ

Somuncu Baba

İlk defa örtü örten¸ Tubba denilen Yemen hükümdarlarından Kerb b. Es'ad'dır. Ordusuyla Mekke yakınlarından geçerken maiyetindeki âlimlerin irşadı üzerine Yemen kumaşlarından örtü diktirip Kâbe'ye hediye etti. Daha sonra bu bir gelenek olarak yerleşti. Öyle ki¸ hediye edilip üst üste yığılan kumaşların çokluğundan Kâbe'nin yıkılma tehlikesi geçirdiği dönemler oldu. Asr-ı Saâdette de bu gelenek devam etti. 782 yılından sonra ise örtünün her yıl yenilenmesi âdet oldu. Kâbe-i Muazzama çeşitli devirlerde çeşitli renklerde kumaşlarla kaplanmıştır. Halîfe Nâsır li-Dîni

İlk kez Kâbe'ye örtü giydiren kişi¸ Yemen Tubbalarından Ebu Bekir Es'ad'dır. Bu zat Kâbe'yi gümüş sırmalı bir perdeyle örtmüştü. Ondan sonra yönetime gelenler onun bu uygulamasını sürdürdüler. Daha sonra insanlar değişik kumaşlardan üretilmiş perdelerle örtmeye devam ettiler. Böylece üzeri kat kat perdelerle örtülür oldu. Bu perdelerden biri çürüdüğünde hemen üzerine yenisi konulurdu. Bu durum Kusay zamanına kadar sürdü. Kusay Kâbe'nin örtüsü için Araplardan yılda bir kez olmak üzere yardım topladı. Bu gelenek onun oğulları tarafından da sürdürüldü. Ebû Rebîa b. Muğîre bir yıl¸ diğer Kureyş kabileleri de bir yıl örtüyü değiştirirlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v)¸ Kâbe'yi Yemen kumaşıyla örtmüştü.  Abbâsî halîfelerinden el-Mehdî'nin zamanına kadar bu şekilde kaldı. Halîfe Hac için Mekke'ye geldiğinde¸ Kâbe bakıcıları perdelerin Kâbe'nin yüzünde birikmiş olmasından şikayet ettiler. Bunların ağırlık yapıp Kâbe'yi yıkmasından korktuklarını belirttiler. Bunun üzerine Halîfe bu örtülerin kaldırılmasını¸ yerine her yıl bir tek örtü serilmesini emretti. Bu gelenek günümüze kadar devam etti. Kâbe'nin bir de iç örtüsü vardır. İlk kez Kâbe'ye içeriden perde örten kişi Abbas b. Abdulmuttalib'in annesidir. Oğlu Abbas ile ilgili olarak bir adakta bulunduğu için bu perdeyi Kâbe'nin iç duvarlarına örtmüştü. Kâbe'ye daha önce Bakara suresinin tefsiri çerçevesinde¸ Hacer ve İsmail'in kıssası ve Mekke toprağına konaklamaları rivayeti¸ Kâbe'nin inşasının tamamlanışından sonra Hz. Hâcer'in Kâbe'nin kapısına bir perde astığı realitedir.
İlk defa örtü örten¸ Tubba denilen Yemen hükümdarlarından Kerb b. Es'ad'dır. Ordusuyla Mekke yakınlarından geçerken maiyetindeki âlimlerin irşadı üzerine Yemen kumaşlarından örtü diktirip Kâbe'ye hediye etti. Daha sonra bu bir gelenek olarak yerleşti. Öyle ki¸ hediye edilip üst üste yığılan kumaşların çokluğundan Kâbe'nin yıkılma tehlikesi geçirdiği dönemler oldu. Asr-ı Saâdette de bu gelenek devam etti. 782 yılından sonra ise örtünün her yıl yenilenmesi âdet oldu. Kâbe-i Muazzama çeşitli devirlerde çeşitli renklerde kumaşlarla kaplanmıştır. Halîfe Nâsır li-Dînillâh zamanından beri (1224) siyah örtü kullanılmaktadır. Osmanlılar zamanında da Kâbe'nin dış duvarları kendi renginden kabartma yazılarla bezeli si­yah¸ içi de kırmızı renk perdelerle örtülürdü.


Hz. Peygamber'in (s.a.s) Medine'deki kabri etrafında da Kâbe'dekine ben­zer perdeler vardır. Hz.Hz. Peygamber Efendimiz (sav) 632 yılında dünyasını değiştirdiğin­de Mescid-i Nebevî'nin yanında hanımı Hz. Ayşe'ye ait olan¸ içinde vefat etti­ği odaya defnedildi. Daha sonra Hz. Ebû Bekir (r.a) ve Hz. Ömer (r.a) de aynı odaya defnedildiler. Arkasındaki odada ise Hz. Fatma'nın (r.a) medfûn olduğu rivayet edilmektedir. Bu odalar ileriki yıllarda mescidin genişletilmesi neticesinde içeride kaldı. Resûlullah'ın (s.a.v) ve ilk iki halîfesinin kabirlerini barındı­ran ve Hücre-i Saâdet adıyla anılan bölüm duvarla¸ bu duvarın dışında da perde ile çevrilidir. Perdenin dışında ise şebekeler vardır. Ziyaret ancak şebekelerin önünden gerçekleştirilebilmektedir. Kabr-i Saâdeti çevreleyen perdeler yeşil zemin üzerine beyaz yazılı olarak do­kunur. Kisve-i Saâdet olarak adlandırılır. Yazıları genellikle  Hz. Peygamber'e (s.a.v) salât ü selâmlardan ve medhiyelerden oluşur. Her yıl yenilenen Kâbe örtüleri¸ Osmanlılar zamanında¸ Kâbe'nin perdedârları tarafından dağıtılır¸ haccü'l-ekber olduğu¸ yani arefenin cumaya rastladığı yıllarda İstanbul'a gönderilirdi. Kâbe-i Muazzama'nın iç örtüleri ile Ravza-i Mutahhara'nın ör­tüleri de padişah cülûslarında yenilenir¸ evvelki kisveler Mekke Emiri tarafından İs­tanbul'a gönderilirdi. Üsküdar'a gelen örtüler¸ merasimle Eyüb'e naklolunarak Hz. Halid'in ( Ebû Eyyub el-Ensârî) (r.a) türbesinde halkın ziyaretine bırakılırdı; daha sonra da ulem⸠meşâyih¸ sâdât ve devlet ricâli tarafından tehlil ve tekbirlerle Edirnekapı yoluyla Saray'a getirilip Hırka-i Saâdet Dairesi'nde muhafaza edilirdi. Bu örtülerin büyük çoğunluğu 1960 yılında Sarayın kumaş deposuna nakledilmiştir.


Yavuz Sultan Selim¸ Haremeyn-i Şerefeyn'in hizmetini devraldığı zaman Kâbe örtüle­ri Mısır'da dokunmakta idi. Bunun için zengin vakıflar da vardı. Sultan I. Ahmed Han za­manına kadar bu usûl devam etti. Kâbe'ye karşı büyük hürmeti bulunan Sultan Ahmed¸ örtülerin İstanbul'da dokunmasını istedi. Kâbe'nin iki demir kuşağının da tamir edil­mesi gerekiyordu. Usta kuyumcular bulundu. İstavroz Bahçesi'nde dokuma¸ işle­me ve kuşakları tamir etme yeri hazırlandı. Örtüler dokundu¸ işlendi. Altın oluk ve Kâbe kapısının eşiği de hazırlandı. Demir Kâbe kuşaklarının bir tabakası halis gü­müş¸ bir tabakası halis altınla kaplandı. Bütün bunlar bittiğinde padişah Davutpaşa Bahçesi Kasrı'nda bulunuyordu. Ora­da Kâbe büyüklüğünde tahtadan bir maket inşa edildi. Padişah¸ çadır içindeki altın tahtına oturdu. Hazırlanan malzemeler önce Şeyhü'l-İslâm¸ sadr-ı azam¸ vezirler ve âlimler önünde makete yerleştirildi. Sonra da Mekke ve Medine'ye gönderildi. I. Ahmed'in Kâbe'ye hürmeti o kadar büyüktü ki¸ bir tuğlası altından¸ bir tuğlası gümüşten olacak şekilde yeniden inşa etmeyi bile düşünüyordu. Şeyhü'l-İslâm'ın¸ “Allah dileseydi onu zebercedden halkederdi.” demesi üzerine vazgeçmişti.


Osmanlılar zamanında Kisve-i Saâdetten başka¸ Hücre-i Saâdeti çevreleyen parmaklıkların dışına sırma işlemeli atlas perdeler ile Resûllullah'ın minberinin iki ya­nına sancaklar asılırdı. Hicaz'ın Osmanlı elinden çıkmasından sonra da bu perdeler yarım asra yakın asılı kaldı. Eskiyip dökülmeye başlayınca kaldırıldı¸ yerine yenileri yaptırılmadı. Fakat Kisve-i Saâdet yenilenmeye devam edildi. Osmanlı döneminde Kâbe ve Kabr-i Saâdete ait örtülerin eskiyip değiştirilen­leri Mukaddes Emânetler arasında korumaya alınmıştır. Sultan Ahmed tarafından İstanbul'da ilk kez dokutulan Kisve-i Saâdetin üzerinde şu kayıt bulunmaktadır:  “İş­bu Kisve-i Şerif¸ cennetmekân firdevs-âşiyân el-gâzî Sultân Ahmed Hân aleyhi'rahmeti ve'l gufrân hazretlerinin zamân-ı şâhânelerinde nesc ve i'mâl ve pûşîde-i Ravza-i Mutahhara-i Habîb-i Rabb-i Müteâl kılınub¸ hâlen zîb-i evreng-i hilâfet ve şehriyâr-ı serîr-i adâlet¸ emirü'l-mü'minîn ve imâmü'l-müslimin¸ hâdimü'l-Haremeyni'l-Muhteremeyn ve mutahhiru'l-Beledeyni'l-Mükerremeyn es-sultânü'l-gâzî Mahmûd Hân ebbedallâhü saltanatehû ilâ âhiri'd-devrân efendimiz hazretlerinin zamân-ı salta­natlarında bin ikiyüz otuz bir sâl-i ferhunde-fâlinde esbak ser-tebdilî el-hâc Emir Ağa kulları vesâtatıyla vusûl ve silahdâr-ı şehriyârî Ali Bey ma'rifetiyle teyemmünen ve teberrüken Hırka-i Şerîf odasına vaz' olunmuştur.” Minber-i Nebî'ye ait olup Has Oda'da muhafaza edilen sırma işli siyah sancağın üzerine¸ “Hû¸ Hz. Sultân-ı Enbiyâ Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem Hazretleri­nin minber-i şerîflerinin iki cânibinde olan sancaklar ve toplar şerifdir ve üzerinde olan beyaz örtü Kisve-i Şerîfenin astarındandır. Riâyetinde gaflet olunmaya.” kaydı bulunmaktadır. Osmanlı devrinde Mescid-i Nebevî'de cuma namazı büyük bir me­rasimle edâ edilir¸ bu arada minberin iki yanındaki sancaklar da hatip minbere çık­madan önce vazifeli ağalar tarafından kenarlara çekilirdi.

Sayfayı Paylaş