ANKARA VELİLERİ

Somuncu Baba

Anadolu'nun merkezinde bulunan başkentimiz Ankara'nın da her köşesi âlim¸ ilim ve hakikat mahzeni olup şehrin içinde sayısız evliya bulunmaktadır. Ankara'nın sırrına vâkıf olanlar buranın bir "sırlar memba'ı" olduğunu söylerler. Ankara'da bulunan birçok âlim ve evliya¸ çevreleriyle birlikte bir huzur kaynağı olmaktadır.

Güzel Anadolu'muz baştanbaşa âlim ve evliyalar¸ erenler diyarıdır. Anadolu'da gezerken hiçbir yer bulamazsınız ki orada bir âlim veya bir evliya mezarı veya onlara ait bir ziyaret yeri bulunmasın.


İşte Anadolu'nun merkezinde bulunan başkentimiz Ankara'nın da her köşesi âlim¸ ilim ve hakikat mahzeni olup şehrin içinde sayısız evliya bulunmaktadır. Ankara'nın sırrına vâkıf olanlar buranın bir "sırlar memba'ı" olduğunu söylerler. Ankara'da bulunan birçok âlim ve evliya¸ çevreleriyle birlikte bir huzur kaynağı olmaktadır.


Hacı Bayram-ı Velî


Hacı Bayram-ı Velî yaşadığı yüzyılda Anadolu Türk Birliğinin yeniden sağlanmasında en az politik ve askeri güçler kadar etkili olan Anadolu erenlerinin en önemlilerinden biridir. Ankara'nın Solfasol köyünde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte kaynaklarda H.753/M.1352-53 yılları olarak belirtilir. Asıl ismi Numan'dır.


Çocukluk yıllarından itibaren ciddi bir eğitim alan Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri özellikle gençlik yıllarında hem Ankara'da hem de Bursa'da tefsir¸ fıkıh¸ hadis gibi dinî ilimlerin yanında matematik¸ felsefe ve edebiyat gibi ilimlerde de dersler okudu. Eğitimini müteakip Bursa'da ve Ankara'da bulunan Kara Medresede müderrislik yaparak talebe yetiştirmeye başladı.


İlimde elde ettiği bu üstünlüğe rağmen Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri içinde bulunan sıkıntıyı bir türlü gideremiyor¸ ruhundaki bu sıkıntıdan ancak bir mürşid-i kâmilin huzuruna varmakla kurtulabileceğini biliyordu.


Hacı Bayram Velî'nin tasavvufa intisabı bir davet üzerine doğduğu ve müderrislik yaptığı Ankara'dan ayrılarak Kayseri'de bulunan ve Somuncu Baba olarak bilinen Şeyh Hamid-i Velî Hazretlerine intisabı ile gerçekleşti.


Somuncu Baba Hazretleri Hacı Bayram Velî'yi kısa zamanda olgunlaştırıp¸ zâhirî ve bâtınî ilimlerde yüksek derecelere kavuşturdu. Hacı Bayram Velî hocasının teveccühleri ile zamanının en büyük velîlerinden oldu.


Somuncu Baba Hazretlerinin Ankara'ya halife olarak göndermesinden sonra açmış olduğu ilim ve irfan ocağında halkı irşad görevine başladı. Dergâhına zamanın meşhur âlimleri ve Hak âşıkları akın akın geldi. Damadı Eşrefoğlu Rumî¸ Şeyh Akbıyık¸ Bıçakçı Ömer Sekini¸ Göynüklü Uzun Selahaddin¸ Yazıcızade Ahmet ve Mehmet Bican kardeşler ile Fatih Sultan Mehmet'in meşhur hocası Akşemseddin bunların en önemlilerindendir.


Hacı Bayram-ı Velî¸ çiftçilikle uğraşır; ekini dervişleriyle eker¸ biçer¸ devşirir; elde edilen mahsulden tekkesine ihtiyaç miktarınca bir şeyler alır¸ diğer kısmını da ihtiyaç sahibi insanlara dağıtırdı.


Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri¸ ömrünün sonuna kadar insanları irşad etti¸ Allah'ın emirlerini yerine getirme¸ yasaklarından sakındırma noktasında elinden gelen gayreti gösterdi. 1492 yılında Ankara'da vefat etti.


İsmail Rusuhî Ankravî


Osmanlı tefekkür hayatının parlak simalarından biri olan İsmail Rusûhî Efendi Ankara'da doğdu ve Ankaravî diye meşhur oldu. İlk tahsilini zamanının meşhur âlimlerinden Ankara'da yaptıktan sonra tasavvufa yöneldi. İlk olarak Bayramiyye tarikatına girdi. Buradan aldığı feyzle yüksek dereceler elde etti. Hocasından aldığı icazetle insanları irşada yöneldi. Daha sonra gözlerinde meydana gelen rahatsızlık nedeniyle okuyup yazamaz oldu. Göz hastalıklarıyla ilgili bilinen bütün sebeplere yapıştıysa da derdine bir çare bulamadı. Gün geçtikçe gözündeki rahatsızlık arttı. Gözlerine bir çare bulmak üzere aldığı manevî bir işaretle Konya'ya geldi.


Mevlâna Celâleddin-i Rumî'nin torunlarından ve o sırada Mevlevî şeyhi olan Çelebi Bostan Efendiyi ziyaret etti. İlk karşılaştıklarında rahatsızlığı ile ilgili olarak Mesnevî'den şiirler okuduktan sonra; “Gözünün iyi olması¸ Mevlâna Celâleddin-i Rumî'nin Mesnevî'sini şerh etmenizin hediyesi olacaktır. O halde sizin Mesnevî'yi şerh etmeniz lâzımdır. Bu suretle gamınız gidecek¸ gözünüzde iyileşme olacaktır.” diye müjdeledi.


İsmail Ankaravî¸ bu müjdeye sevinerek Çelebi Bostan'ın talebesi oldu. Bu arada gözlerinin ağrısı hafifledi. Kısa zamanda Çelebi Bostan'ın sevgisine ve teveccühlerine kavuştu. Bir süre sonra hocası tarafından Galata'daki Mevlevî dergâhına görevlendirildi. Burada İsmail Ankaravî bir taraftan insanlara doğru yolu anlatıyor¸ bir taraftan da Mesnevî'yi şerh ediyordu. Şerhe başladığında gözünde biraz daha açılma ve rahatlama oldu. Şerh tamamlandığında gözü eski sağlına kavuşarak tamamen açıldı.


İsmail Ankaravî¸ ilmiyle âmil¸ fazilet sahibi biri idi. Allahu Teâlâ'nın emirlerine uyar ve yasaklarından titizlikle sakınırdı. Çok ibadet eder¸ dünya malına kıymet vermezdi. Zamanındaki devlet adamları kendisini sever¸ ilmini takdir eder¸ kendisine hürmette kusur etmezlerdi. İlim ehli ve sevenleri ile sohbetlerde bulunur¸ sohbeti¸ yalnızlığa tercih ederdi. İnsanlar arasına karışıp¸ dini anlatmayı¸ bir köşeye çekilip ibadetle meşgul olmaktan üstün tutardı. Şairliği de olan İsmail Ankaravî¸ şiirlerinde Rusûhî mahlasını kullanırdı.


İsmail Ankaravî 1630 yılında vefat etti.


Ankaralı Mehmet Emin Efendi


Osmanlı şeyhülislamlarının kırk dördüncüsü olup Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden olan Mehmet Emin Efendinin asıl ismi Muhammed bin Hüseyin'dir. Ankaravî nispetiyle veya Ankaralı Mehmet Emin Efendi diye meşhur olmuştur. 1619 senesinde Ankara'da doğdu.  İlk tahsilini âlim bir zat olan babası Hüseyin Efendiden yaptıktan sonra İstanbul'a gelen Mehmet Emin Efendi¸ burada aklî ve naklî ilimleri öğrendi. Şeyhülislam Yahya b. Zekeriyya'nın hizmetinde bulunup mülazım (stajyer müderris) oldu. Belli bir ilmî üstünlüğe ulaştıktan sonra¸ bazı medreselerde müderrislik yaptı.


Mehmet Emin Efendi¸ Sultan IV. Mehmet zamanında sırasıyla Yenişehir¸ Bursa¸ Mısır¸ İstanbul kadılığı yaptı. Daha sonra Anadolu Kazaskerliğine yükseltildi. Altı sene kadar bu vazifede kaldıktan sonra Ankara Kadılığına tayin oldu. Orada hem kadılık¸ hem de ilim öğretmekle meşgul oldu. 1686 senesinde¸ Şeyhülislam Çatalcalı Ali Efendi vazifeden alınınca¸ onun yerine Şeyhülislamlık makamına getirildi. Bu şerefli ve yüksek vazifeyi bir sene bir ay yürüttükten sonra 1687'de İstanbul'da vefat etti.


Ankaralı Mehmet Emin Efendi¸ din ve fen ilimlerinde yüksek derece¸ fıkıh ilminde de özel ihtisas sahibi idi. Bir hükmü vermeden önce bütün fetvaları ve nakilleri araştırır ve hükmünü öyle verirdi. Cömert ve kerem sahibi olan Mehmet Emin Efendi¸ İstanbul'da bir medrese inşa ettirmiştir. Şeyhülislamlığı ve kadılığı esnasında adalet ve doğruluk üzere hükmetmiş¸ tevazu sahibi bir âlimdi.


Fıkıh ilminde yüksek otorite sahibi olan Mehmet Emin Efendinin Fetava el-Ankaraviyye ve Mecmua-i Fetava adıyla bilinen fetvalarını topladığı bir eseriyle birlikte¸ Tefsiru Ayet-il-Kürsi adlı bir eseri vardır. Tenvir-ul-Ebsar adlı esere yazdığı haşiyesi de meşhurdur.


 Tacettin İbrahim (Tacettin Sultan)


Asıl adı Tacettin İbrahim olan Tacettin Sultan¸ 1500-1550 yılları arasında Kanunî Sultan Süleyman zamanında Ankara'ya gelerek yerleşti. Şeyhu'l Meşayıh'ten ve Kırklardan olduğu söylenen¸ medresede müderrislik yapan Tacettin Sultan¸ genç yaşta hayatını kaybeden oğlunu kerpiçten yaptırılan bir türbeye defnetti. Oğlunun vefatından uzun yıllar sonra vefat eden Tacettin Sultan da oğlunun yanına defnedildi. Önceleri kerpiç olan bu türbe Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit zamanında şimdiki hâlini aldı.


Ankara merkezde bulunan diğer türbe ve ziyaret yerleri de şunlardır:


1.  Ahi Şerafettin Türbesi: Ulus'ta Aslanhane Camiinin yanındadır.


2.  Karyağdı Türbesi: Ulus'ta İtfaiye Meydanındadır.


3.  Cenabi Ahmet Paşa Türbesi: Ulus'ta Ulucunlar Caddesi üzerindedir.


4.  Karaca Bey Türbesi: Hacettepe'de Sümer Mahallesindedir.


5.  Yörük Dede Türbesi: Cebeci'de Öksüzler Sokağındadır.


6.  Şeyh İzzettin Türbesi: Merkezde bulunan Şeyh İzzettin Mahallesindedir.


7.  Gül Baba Türbesi: Ulus'ta Hacı Bayram Mahallesindedir.


8.  Kesikbaş Türbesi: Ulus'ta Atpazarı yokuşundadır.


9.  İsmail Fazıl Paşa Türbesi: Ulus'ta Hacı Bayram Cami avlusundadır.

Sayfayı Paylaş