RAMAZAN FIKHI

Somuncu Baba

Ramazan'da bir özür sebebiyle orucunu bozan kimsenin bu özrü iftar vaktinden önce ortadan kalkarsa bu süre içinde¸ dinî terbiye gereği¸ oruca ve oruçluya saygı anlayışı ile oruçlu gibi davranması gerekir. Mesela¸ günün belli bir vaktinde hayız ve nifastan temizlenen kadın¸ yolculuktan gelen kimse¸ iyileşen hasta böyle davranması gerekenlerdendir.

Ramazan nedir?


Ramazan¸ Müslümanların farklı bir ibadet iklimine girdiği¸ nefis eğitimlerine daha çok özen gösterdikleri¸ iyi ve güzel duygularla her hallerini ibadete çevirme noktasında meleklerle yarıştıkları bir aydır. Ay olarak Ramazan'ın on bir ayın sultanı olduğunda şüphe yok. Çünkü bu payeyi ona veren Yüce Allah'tır. Fakat esas önemli olan bizim yaşadığımız aylar içerisinde Ramazan ayımızın elde ettiği niteliktir. Bazı insanların Ramazan ayı diğer aylarına ciddi anlamda fark atar; bu ayda özellikle manevî olarak çok kazançlı çıkarlar. Bazı insanlar da aksine bu ayda kâra geçmek yerine zarar ederler. Bu en basit ifadesiyle nasipsizliktir. Ramazanımızı diğer aylardan farklı ve daha kazançlı ve bereketli kılmak için elbette dikkat etmemiz gereken bazı prensipler vardır. Bu yazımızda kısaca onlar üzerinde duralım.


Ramazan'ın bereketi kaliteli oruçla başlar


Ramazan ayının bereketi şartlarına uygun olarak tutulan oruçla elde edilir. Şartlarına uygun oruç ise¸ tamamen Allah rızası hedeflenerek¸ ruhen haz alarak¸ hazırlanarak¸ bütün azalarımıza oruç tutturarak¸ nâfile ibadetlerle¸ özellikle teravihle¸ bol bol Kur'an okuyarak¸ sadaka vererek desteklenmiş bir oruçtur. Müslümanın oruçlu hâli¸ olumlu anlamda¸ oruçsuz hâlinden mutlaka farklı olması gerekir. Ramazan'dan önceki kötü alışkanlıklar Ramazan'da da devam ediyorsa orucumuzu gözden geçirmemiz gerekir. Hatta bu senenin orucu geçmiş yıla göre bizi ahlâkî yönden daha ileri götürmelidir. Aksi halde yerimizde sayıyoruz veya geri gidiyoruz demektir ki bu da ciddi bir ziyandır. Çünkü ilgili âyette (2/Bakara¸ 183.) de ifade edildiği üzere¸ orucun hedefi takvadır. Takva¸ bir müminin Allah'a karşı sorumluluğunun bilincini hatırlaması ve gereğini yerine getirmesidir.  Bu sorumluluk içerisinde¸ hakkıyla oruç tutmak kadar¸ muhtaçlara yardım¸ daha çok oruçluya iftar verme¸ yoksulları görüp gözetme¸ insanların arasını düzeltme¸ küskünleri barıştırma ve kalbi bütün kötülüklerden arındırma da vardır.


Orucu ehil olanlar tutar


Oruç tutmak öncelikle âkil-bâliğ¸ sağlıklı ve yolculuk hâlinde olmayan Müslümanlara farzdır. Çocuklar¸ oruçla yükümlü olmamakla birlikte¸ alıştırma amacıyla beden yapılarına ve gelişimlerine göre birkaç gün veya günün belli bir kısmına kadar oruç tutabilirler. Hastalar¸ doktor raporuyla tespit edilmek şartıyla¸ ya devamlı veya geçici hasta durumundadırlar. Geçici bir hastalığa yakalanmış bulunanlar¸ oruç tutmaları hâlinde hastalıkları artacak¸ güçten düşecek olurlarsa oruçlarını iyileşecekleri zamana erteleyip kazaya bırakabilirler. Devamlı bir hastalığa yakalanmış olanlar ile aşırı yaşlılar ise¸ her günün orucu yerine bir fidye yani bir fitre vererek hem oruç sevabı alır hem de yükümlülüklerini yerine getirmiş olurlar. İçinde bulundukları şartlar oruç tutmaya elverişli olmayanlar da oruçlarını daha müsait oldukları zamanda kaza edebilirler. Fakat bu konularda mükellefin kendi başına keyfi karar vermesi uygun olmayacağı için mutlaka içinde bulunduğu durumu dinî konularda karar verme yetkisi bulunan kurum veya şahıslara sorması gerekir.


Ramazan'da bir özür sebebiyle orucunu bozan kimsenin bu özrü iftar vaktinden önce ortadan kalkarsa bu süre içinde¸ dinî terbiye gereği¸ oruca ve oruçluya saygı anlayışı ile oruçlu gibi davranması gerekir. Mesela¸ günün belli bir vaktinde hayız ve nifastan temizlenen kadın¸ yolculuktan gelen kimse¸ iyileşen hasta böyle davranması gerekenlerdendir.


Oruç sağlam niyetle başlar


Bütün ameller niyetle yapılır. Niyet insanı tereddütten kurtaracağı için kesin olması gerekir. Tereddütlü bir duruma niyet denilemez. Mesela: "Yarın davete çağrılırsam oruç tutmamaya¸ çağrılmazsam tutmaya niyet ettim." diyen kimsenin niyeti geçerli olmadığı için orucu da geçersiz olur. Oruç için de niyet şarttır. Niyetin dille yapılması mendup yani teşvik edilmiş ve daha sevap bulunmuştur. Ancak dil ile yapılması şart olmayıp kalp ile yapılması da yeterlidir. Ramazan orucunda niyetin geceden yapılması şart değildir. Bu süre içinde oruca aykırı bir davranış yapılmamışsa¸ ertesi günün öğlen vakti girmeden önceye kadar niyet edilebilir. Sahura kalkmak fiilî niyet sayılabilir. Hatta Malikî mezhebine göre Ramazan'ın başında yapılan tek bir niyetle tutulan oruç da geçerli olur. Ramazan orucu için yapılacak niyette: "Niyet ettim Allah rızası için yarınki Ramazan orucunu tutmaya." demek yeterlidir.  


Orucun olumlu yan etkileri ve orucu olumsuz etkileyen şeyler


Şartlarına uygun olarak tutulan bir orucun insanda meydana getirdiği birtakım olumlu yan etkiler vardır. Orucun en temel yan etkisi takva şuuruna erebilmek ve bunu davranışlara yansıtmaktır. Orucu olumsuz yönde etkileyen davranışlar ise¸ orucun maksat ve hedefine uymayan her türlü söz¸ düşünce ve davranıştır. Cinsel duygular ve çirkin söz ve hareketler bunların başında gelir. Fıkıh kitaplarında oruçluya mekruh olan davranışlar olarak sayılan bu hususlardan her biri orucun sevabını azaltır ve bereketini kaçırır.


Orucun hürmetine dokunan cezasını çeker


Ramazan ayı kadar tutulan orucun da dokunulmazlığı¸ saygınlığı ve hürmeti vardır. Bu dokunulmazlığı ihlal eden ya misliyle veya daha fazlasıyla cezaya çarptırılır. Beslenme veya tedavi olma amacı taşımadan vücuda giren şeyler veya gıda ve ilacı şer'an mazeret sayılan durumlarda almak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Fakat gıda maddesini ve ilacı şer'i bir özür olmadan¸ oruçlu olduğunu bilerek ve kasten almak orucu bozar. Böyle bir davranış içinde olmak Ramazan'ın dokunulmazlığını ihlal anlamına geldiği için Hz. Peygamber (s.a.v) bunların keffâret ödemelerine hükmetmiştir.


Oruç tutmak veya tutmamak kişilerin keyfine bırakılmamıştır


Ramazan orucunu tutmak veya tutmamak için kişilerin tercihine değil dinin bu konudaki emir ve prensiplerine bakılır. Dinen de kabul edilen belli mazeretleri olanlar oruçlarını ya erteler veya onu telafi etmek için fidye verirler. Fakat dinen ve tıbben geçerli bir mazereti olmayan müminin canı istemediği için veya sıradan bahanelerle orucunu yemesi asla caiz olmadığı gibi¸ müminlik özelliğine aykırı bir davranıştır. Bu duruma düşenler Allah'a verdikleri söze aykırı davrandıkları için büyük günah işlemiş olurlar.


Ramazan'ın bereketi¸ Kur'an tilaveti¸ teravih namazları ve fıtır sadakasıyla tamamlanır


Ramazan ayında mümin meleklerin derecesini bile geçecek bir ibadet iklimine girer. Çünkü mümin gündüz sâim gece kâim (gündüz oruçlu gece namazda) olma özelliğini yakalamış olur. Gündüz tutulan oruç¸ okunan hatim ve mukabelelerle bereketlenirken¸ gece kılınan teravih namazıyla bir kat daha bereketlenmiş olur. Dini kendisinden öğrendiğimiz sevgili Peygamberimiz Ramazan'ını bu yollarla bereketlendirmiş ve bu yönüyle de ümmetine en güzel örnek olmuştur. Bu ibadet iklimiyle yoğrulan mümin bayrama günahlarından arınmış¸ yeniden nefis eğitimi almış ve kalbinin pasını silmiş olarak çıkar. Ramazan ayının sonuna bu şekilde yetişen mümin orucunun kabulüne yardımcı olması için fakirlere fıtır sadakası yani fitre verir. Onların da bayrama sevinçli olarak girmesine vesile olduğu için ayrıca sevap kazanır. Nitekim İbn Abbas'ın naklettiğine göre: "Hz. Peygamber (s.a.v)¸ oruçluları (sarf ettikleri) gereksiz ve çirkin sözlerden arındırmak ve yoksullara yiyecek sağlamak için fitreyi farz kılmıştır. Fitreyi kim namazdan önce öderse¸ bu makbul bir zekât¸ kim de namazdan sonra öderse¸ herhangi bir sadaka olur"(Buharî¸ "Zekât"¸ 70¸ 71¸ 77; Müslim¸ "Zekât"¸ 12¸ 13¸ 16.)

Sayfayı Paylaş