HULÛSİ EFENDİ(K.S)'NİN TASAVVUFÎ ANLAYIŞI

Somuncu Baba

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinden bahsetmek istiyorum. O¸ aynı zamanda Dîvân yazacak derecede kudretli bir şair¸ va'z ve hutbeleriyle gönülleri fetheden bir hatip ve âdetâ her ânını dolu dolu yaşadığı hayatında hep hayırlı işlerde insanlara önderlik eden bir şahsiyet ve nihâyet kendisine tevdi edilen mânevî vazifeyi 30 yılı aşkın bir süre ifa eden bir mürşid-i kâmildir.

Hulûsi Efendi Hazretlerinin¸ tasavvufî anlayışları konusuna başlamadan önce girizgâh olarak Hulûsi Efendi'nin ceddi Somuncu Baba Hazretlerinden bahsetmek istiyorum.


 Somuncu Baba (k.s)


Değerli araştırmacıların bize sunduğu arşiv belgeleriyle¸ bu yüce Allah dostu hakkında birtakım bilgilere sahibiz. Biz hayatı ile ilgili kısmı bu anlamda yapılan çalışmalara bırakarak¸ konumuzu ilgilendiren hususlara değinmek istiyoruz.


Kendilerine ait olduğu bildirilen eserlerinde¸ mânevî evlatlarına bazı tavsiyelerde bulunduğunu görmekteyiz. Bunları şu başlıklar altında ele alabiliriz:


1. Zikr-i Dâimî


Somuncu Baba Hz.lerinin üzerinde en çok durduğu husuş evlatlarının Allah'ı anmak konusunda çok gayretli olmalarıdır. Bir tavsiyesinde şöyle buyurmaktadır:


“Bizim seyr ü sülûkumuz ve yolumuzda¸ “La ilahe illallah” kelimesini¸ gizli ve aşikâr¸ farzlardan¸ sünnetlerden ve sâir ibadetlerden sonra¸ hazarda ve seferde¸ gece¸ gündüz¸ tek başına ve insanlar içinde zikretmek esastır. Gerçek şu ki¸ bu yol¸ en sahih ve Allah'a en yakın yoldur.”


Bu tavsiye bizlere¸ “Ey mü'minler! Allah'ı çok çok zikrediniz.[1] âyetini hatırlatmaktadır. Allah Teâlâ'nın ibadetler içinde “çok çok yapınız” kaydını koyduğu tek ibadet Allah'ı zikretmektir. İşte Somuncu Baba Hz.leri de bu emre dikkat çekerek¸ evlatlarının tabiri caiz ise “tüm zamanlarını” zikir ile geçirmeye gayret etmelerini tavsiye etmekte ve bunu “Allah'a ulaşmada en yakın yol” olarak görmektedir.


2. Cemaatten Ayrılmamak


Somuncu Baba Hz.leri¸ evlatlarının cemaate devamları hususu üzerinde önemle durur. Bu konuda şu tavsiyesi dikkate şayandır:


“Mürid¸ zikir meclislerinden asla uzak kalmamalıdır. Zira bereket ve rahmet cemaat iledir.”


Tasavvuf geleneğinde genellikle insan eğitimi cemaat içinde gerçekleştirilir.


Aslında bu metod diğer peygamberlerde olduğu gibi son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)'in de başvurduğu bir yoldur.


Diğer peygamberlerin havârîleri¸ ümmetleri ve mü'minleri nasıl yetişmişse ashâb-ı kirâm da öyle yetiştirilmiştir.


İşte¸ İslâm Tasavvufunun müstesna şahsiyetlerinden biri olan Somuncu Baba Hz.leri de¸ bu geleneği devam ettirerek aynı doğrultuda tavsiyede bulunmakta ve müridin¸ zikir meclislerinden asla uzak kalmamasını istemekte¸ çünkü bereket ve rahmetin cemaat üzerinde olacağını ifade buyurmaktadır.


Hulûsi Efendi (k.s)


Şimdi de bir diğer Allah dostu es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinden bahsetmek istiyorum. O¸ aynı zamanda Dîvân yazacak derecede kudretli bir şair¸ va'z ve hutbeleriyle gönülleri fetheden bir hatip ve âdetâ her ânını dolu dolu yaşadığı hayatında hep hayırlı işlerde insanlara önderlik eden bir şahsiyet ve nihâyet kendisine tevdi edilen mânevî vazifeyi 30 yılı aşkın bir süre ifa eden bir mürşid-i kâmildir.


Aslında bu müstesna şahsiyetin¸ her bir özelliği ayrı ayrı birer tebliğ konusudur. Burada zât-ı âlîlerinin bu özelliklerinin hepsini arıntılarıyla anlatmamız mümkün değildir; ancak bunlara zaman zaman temas etmek durumundayız. Çünkü bu özellikler¸ insanları mânevî yönden terbiye ederken farklı zamanlarda farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bazen bir hutbe¸ bazen bir mektup¸ bazen bir şiir¸ irşad vesilesi olabilmektedir. Bu nedenle¸ onu tanıyabilmek ve anlatabilmek için belki hâtıralarına¸ belki de mektup ve şiirlerine başvurmak gerekecektir.


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinin insanın mânevî eğitiminde uyguladığı metodları¸ usulleri tesbit edebildiğimiz kadarıyla şunlardır:


1. Yaratılmışlara Sevgi ve Şefkatle Davranmak


Halkın arasına karışan¸ onların dertleriyle dertlenen bir şahsiyet olan Osman Hulûsi Efendi Hz.leri bunu candan bağlılarına da tavsiye etmektedir. Bir mektubunda¸ “Allah'a imandan sonra¸ mahlûk-i Hudâ'ya şefkat umdesi kadar güzel bir şey yoktur.” tavsiyesinde bulunurken¸ âdetâ bizlere¸ “İslâm¸ Allah'ın emir ve yasaklarına saygılı olmak ve bütün yaratılmışlara şefkat göstermekten ibarettir.” sözünü hatırlatmaktadır. Yine kendilerinin çok anlamlı tavsiyelerini ihtiva eden meşhur “Nasîhatnâme” adlı şiirindeki ilk iki beytinde şöyle demektedir:


Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma¸


Sen Hakk için âlemin kölesi ol¸ kulu ol.


 


Garazsız hem ivazsız hizmet et her canlıya


Kimsesizin¸ düşkünün ayağı ol¸ eli ol.


 


 


Görünen odur ki¸ Osman Hulûsi Efendi Hz.leri¸ halkın arasına karışan¸ onların dertleriyle dertlenen¸ hizmetlerine koşan ve bunları etrafına da tavsiye eden¸ halk içinde Hak ile olabilmeyi gerçekleştiren bir şahsiyettir. Tabiri caiz ise o¸ “El kârda gönül yârda.” olabilen bahtiyar bir mürşid-i kâmil'dir.


İnsanların en hayırlısı insanlara en çok faydası dokunandır.[2] buyuran Hz. Muhammed (s.a.v)'in müjdeli hadisinin muhatabı olan bir şahsiyettir.


Netice olarak diyebiliriz ki¸ “Yaradılanı severiz Yaradandan ötürü” diyen Yunus misali¸ Osman Hulûsi Efendi Hz.leri de gerek mektupları¸ gerek¸ şiirleri ve gerekse hatıralarıyla¸ kendisine bağlanan mânevî evlatlarının da¸ bu özelliğe sahip olmalarını ısrarla istemektedir. Bu husustaki tavsiyesi¸ konuyu bağladığımız son söz olsun¸ dilerseniz.


“Büyük o kimsedir ki¸ değil bir insanın¸ bir kuşcağızın zararına bile sebebiyet vermez. Öyle bir bulut gölgesi gibi yürür ki¸ bir karıncanın bile gönlünü incitmez.”


2. Yaşantısıyla Örnek Olmak


Osman Hulûsi Efendi Hz.leri¸ insanlara tavsiye ettiklerini önce kendi nefsinde tatbik etmektedir. O¸ hep¸ Kur”an'da kişinin söyledikleri ile yaptıklarının birbirine uyması¸ yapamayacağımız veya yapmadığımız şeylerin söz olaraka da söylenmemesi gerektiği gibi prensiplere uymamızı tavsiye etmiş ve bizlere emredilen söz-fiil bütünlüğünü önce kendi hayatında uygulamıştır. Bir defasında¸ ağaç dikmenin faziletiyle ilgili hutbeyi okuma işini bir hafta geciktirmiş¸ bu süre zarfında fidanlar almış¸ bunları toprağa dikmiş ve ondan sonra hutbesinde cemaate ağaç dikmenin faziletinden bahsetmiştir. Mektûbât'ında yer alan bir mektupta ve oğlu Mahmud Kemal Efendi'ye yazdığı anlaşılan ifadelerinde şöyle demektedir:


Bir kimseye bir şey tavsiye edeceğin zaman evvelâ nefsine tatbik et. Kabul eder ise halka da söyle. Nefsinin kabul etmediği bir şeyi başkalarına söylerken Allah'tan utan.”


Diyebiliriz ki¸ onun eğitim anlayışında¸ fiil ve hareketleriyle¸ tavır ve davranışlarıyla örnek olmak¸ ardından telkin ve tavsiyelerde bulunmak önemli bir usuldür. İnsanların¸ özellikle dini temsil eden kimselerin sözlerinden ziyade davranışlarına baktıklarını düşünecek olursak Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinin bu özelliğinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.


3. İyi Kimselerle Birlikte Olmak.


Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinin¸ üzerinde önemle durduğu hususlardan biri de¸ iyi kimselerle birlikte olmaya gayret etmektir. Gerçekte Allah Teâlâ'nın;


Ey mü'minler! Allah'a karşı takva üzere olunuz ve sadık kimselerle birlikte bulununuz.[3] emri mucibince¸ her bir mü'min¸ sâdık ve sâlih kimselerle beraber bulunmaya özen göstermelidir.


Yine Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v);


Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde her biriniz arkadaşlık ettiği kimseye iyi dikkat etsin.[4] buyurmaktadır. İşte Osman Hulûsi Efendi Hz.leri de gerek Mektûbât'ında¸ gerekse hutbelerinde bu konu üzerinde önemle durmuş ve eğitim açısından son derece ehemmiyet arzeden bu hususa vurgu yapmıştır.


Mektûbât'ında yer alan ifadelerinde şöyle demektedir:


“Her zaman iyilere yakın ol. Kötülerden uzaklaş. Kişinin miyarı yakın olduğu kimsedir. Mezbeleden dâimâ fen⸠attar dükkânından ise iyi koku yayılır.”


Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinin¸ bu hususta Şeyh Sa'dî-i Şîrâzî'den aktardığı şu misal de gerçekten mânidârdır.


“Bir gün güzel kokulu bir çamur¸ bir sevdiğimin elinden elime ulaştı. Dedim ki: Misk misin¸ yoksa amber mi? Herkesi meftun eden kokundan âdetâ sarhoş oldum.


Dedi ki: Ben hakir bir çamur parçasıyım. Lâkin bir müddet gül ile oturdum. Onunla beraberliğimin kemâli bana tesir eyledi. Yoksa ben nâçiz bir toprağım.”


 


4. Seher Vakitlerinde Uyanık Olmak


Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinin¸ mânevî eğitim konusunda tavsiye ettiği hususlardan biri de seher vakitlerinde uyanık olmaktır. Dîvân'ında yer alan şiirlerinin şaheserlerinden biri olan


Cuşa gelir dağ ile taş¸ feryâd eder vakt-i seher


Her nesneyi kaplar telaş feryâd eder vakt-i seher.


şeklinde başlayan şiir¸ seher vaktinin faziletini ve bu konuda Osman Hulûsi Efendi Hz.lerinin tavsiyelerini edebî üslûbun tüm güzelliğiyle ifade etmektedir.


Bilindiği üzere¸ Kur'an-ı Kerim'de seher vakitlerine vurgu yapılmakta ve “seher vakitlerinde af dileyenler” övülmektedir. Yine bir hadîs-i kudsî'de¸ Seher vaktinde Allah Teâlâ'nın¸ dünya semasına rahmet nazarıyla teveccüh ederek¸ ‘yok mudur af dileyen¸ affedeyim. Yok mudur¸ rızık isteyen rızık vereyim. Yok mudur şifâ isteyen şifâ vereyim' diye nidâ eder.”[5] buyrulmaktadır.


İşte bu denli önemli olan seher vakitlerine Osman Hulûsi Efendi Hz.leri de dikkat çekmektedir. O¸ evlatlarının seher vakitlerini değerlendirmesini ve bu zaman dilimini uyanık geçirmelerini tavsiye etmektedir. Şu beyitler ne kadar mânidârdır:


Kalk ey gönül feryâda gel¸ vakt-i seher¸ vakt-i seher


Mahbûb-i aşkı yâda gel¸ vakt-i seher¸ vakt-i seher


 


Etsen ki “Yâ Rabbi”¸ Hüdâ “Lebbeyk” deyü eyler nidâ


Dur yatma kalk yalvar ana¸ vakt-i seher¸ vakt-i seher


 


Son olarak kendilerinin bizâtihî arzu ve emellerini ortaya koyan şu beyitleri ile sözlerime son vermek istiyorum.


 


Maksûdumuz yağ u bal değil elbet


Gönülden gönüle hasbi meveddet


Hâsıl etmek için zevk-i muhabbet


Âlemi bir pula satanlardanız.


 








[1] 8/Enfâl¸ 45.



[2] el-Muttakî el-Hindî¸ Kenzü'l-Ummâl¸ Risâle Y.¸ 1981/1401¸ XV/777 no. 43065; Taberânî¸ el-Mu'cemü'l-Evsat¸ VI/58 no. 5787.



[3] 64/Tegâbün¸ 18.



[4] Ebû Dâvûd¸ Edeb¸ 16; T2378 Tirmizî¸ Zühd¸ 45.



[5] Bu rivayetin değişik bir şekli için bkz. İbn Mâce İkâmetu's-Salavât¸ 191.

Sayfayı Paylaş