İLM-İ HÂL'DEN İLMİHÂL

Somuncu Baba

"İlmihâller¸ günlük ihtiyaçlara cevap vereceği için¸ ele alınan
konular daha çok buna göre seçilmiştir. Temizlik¸ abdest¸ gusül¸
namaz¸ oruç¸ zekât¸ hac¸ yemin¸ adak¸ kefaret¸ evlenme¸ boşanma
gibi. Bu plan dâhilinde pek çok ilmihâl kitabı yazılmış¸ Osmanlı
döneminde¸ özellikle de son yıllarında ilmihâllerin başına itikat¸
sonlarına da ahlak konuları eklenmiştir."

Kısaca¸ halin (yaşanan hayatın) ilmi/bilgisi demek olan temel dînî bilgileri içeren¸ bir Müslümanın günlük hayatında her zaman veya sık sık karşılaşacağı meselelerin dînî hükmünü öğreten ilim ve bu ilme dair yazılmış kitaplara "ilmihâl" denilir. Bu tabir daha çok halk için yazılmış olan ve herkesin bilmesi ve yapması gereken iman¸ ahlak ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitaplar için kullanılır. Müslüman âlimler erken dönemlerden itibaren kendi dönemlerinin şartlarını ve ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak ilmihâl kitapları yazmışlardır. İslam dünyasında ilmihâl geleneği X. yüzyılda başlamış olsa da¸ bu tür eserler Osmanlılar döneminde yaygın hale gelmiştir. Bazı âlimler "İlim öğrenmek her müslümana farzdır"[1] mealindeki hadiste geçen "ilim" kelimesini "ilmihâl" olarak yorumlamıştır. Bu kitapların günlük ihtiyaçları karşılamasına¸ kapsamasına ve anlaşılır olmasına önem verilmiş ve özen gösterilmiştir. Hatta bazen ezberlemeye müsait olmasına da dikkat edildiği için genellikle bu kitaplarda hükmün dayandığı deliller zikredilmemiştir. Bunun yerine¸ kişilerin¸ mensup oldukları mezhep hakkında hüsn-i zan sahibi olmaları ve zâten âlimlerin delilsiz bir şey yazmayacağına inanmaları istenmiştir. Delillerin zikredilmemesinde kitabın hacminin artmaması ve pratik meselelere yer verme arzusu da rol oynamıştır.


Bahsedilen bu ilim günlük ihtiyaçlara cevap vereceği için¸ ele alınan konular daha çok buna göre seçilmiştir. Temizlik¸ abdest¸ gusül¸ namaz¸ oruç¸ zekât¸ hac¸ yemin¸ adak¸ kefaret¸ evlenme¸ boşanma gibi. Bu plan dâhilinde pek çok ilmihâl kitabı yazılmış¸ Osmanlı döneminde¸ özellikle de son yıllarında ilmihâllerin başına itikat¸ sonlarına da ahlak konuları eklenmiştir. Hatta ellidört farz¸ otuziki farz gibi adlar altında daha özlü risaleler de kaleme alınmıştır. Bütün bunların amacı¸ mükellefe önemli ve pratik bilgileri kısa yoldan vermektir.


Mızraklı İlmihâl nedir?


İlmihâl meselesi¸ "Mızraklı İlmihâl" adlı bir kitap dolayısıyla zaman zaman biraz mizah ve alay konusu yapılsa da aslında çok önemli bir gelenektir. Mızraklı İlmihâl'in asıl adı Miftâhu'l-Cenne"¸ yani "cennet kapısının anahtarı"dır. Kapağının üzerinde mızrak resmi bulunmasından hareketle kitaba bu ad verilmiştir. 1480'de Edirne'de vefat etmiş olan Muhammed İznikî tarafından yazılmıştır. Kitapta genellikle Hanefî mezhebine göre en kuvvetli hükümler toplanmış ve ihtilâflı meselelere yer verilmemiştir. Bu bakımdan¸ halkın çok rahat anladığı bir ilmihâl kitabı olmuştur. Mızraklı İlmihâl'in¸ yazıldığı dönem ve yazılış maksadı dikkate alındığında¸ muhtevâsı itibariyle genel olarak çok olumsuz sayılacak veya alaya alınacak bir tarafı yoktur. Belki her şeyi onda arama¸ insanları ona mahkûm etme¸ dini ondan ibaret sanma ve onu aşılamaz görme şeklindeki yanlış tutum¸ modernleşme döneminde bu ilmihâle olumsuz bakılmasına sebep olmuştur. Yoksa içerdiği bilgiler Hanefî mezhebine göre oluşturulmuş seçme meselelerdir. Yer yer itikâd¸ siyer ve tasavvufî bilgilere de yer verilen eserdeki bazı ifadeler günümüz anlayışına ters kabul edilebilir. Meselâ bu kitapta kadının namaz kılmaması¸ evden izinsiz çıkması gibi sebeplerden dolayı dövülebileceği söylenir.  Kadının evine ve kocasına bağlılığını artırmak için bu konudaki zayıf hadislerden yararlanılır. Fakat kitabın ilmî bir eser değil de¸ halk kitabı ve teşvik-sakındırma amaçlı yazıldığı dikkate alınırsa bunları bir ölçüde anlayışla karşılamak mümkün olur. Fakat bunun yanında kitapta bu gün bile güncel ve çok faydalı bilgiler de vardır. Diş temizliği¸ yemekten önce ve sonra ellerin yıkanmasının faydaları¸ ahlaklı olmanın dinin vazgeçilmez emri olduğu gibi konular bu kabildendir. Tekrar ifade edelim ki¸ kitabın esas olumsuz tarafı¸ aşılmaz olarak kabul edilmesi ve dinin oradaki bilgilerden ibaret sayılmasıdır. Kendi döneminin şartlarında değerlendirildiği zaman olumlu yönleri olumsuz yönlerinden fazladır. Günümüzün anlayışıyla bakıldığında geçmişteki pek çok kitabı ve fikri tenkit etmek mümkündür. Fakat fikirleri kendi ortamlarında ve çıkış sebeplerini dikkate alarak değerlendirebilmek daha önemlidir. Elbette ki Mızraklı İlmihâl'i yazan zat¸ iyi niyetle ve insanlara dînî bilgileri kolay yoldan vermeyi hedeflemişti. Bu kitabıyla o¸ toplumun iyiye doğru dönüşmesini engellemeyi aklından bile geçirmemişti. Dîni ilerlemenin önüne bir engel olarak koymayı ise asla düşünmemiştir. Fakat zaman içerisinde toplumun seviyesi ve anlayışı bu kitabı aşamaz hale gelmişse¸ bundan yazarı ve kitabını sorumlu tutmak insaflı bir davranış olmaz. Bize düşen¸ ilmihâl geleneği içerisinde doğmuş ve bu türün güzel ve yaygın bir ürünü olmayı başarmış olan bu kitabın sahih dînî bilgiyi içeren ve günümüz şartlarına cevap verenini yazabilmektir.


Günümüz şartlarına cevap verecek ilmihâl nasıl olmalıdır?


Günümüzde ilmihâl geleneği devam etmektedir. Bu sefer adı "namaz hocası" şekline çevrilmiş ve muhtevası biraz daha daraltılmıştır. Fakat "ilmihâl" adıyla da kitap yazımı devam etmektedir. Esas önemli olan bu geleneği geliştirerek devam ettirmek¸ yeni ihtiyaçlarımızı bu ilmihâllere yansıtabilmektir. Mesel⸠temizlenme yolu olarak önerilen hususlar günümüz şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir. Bunun yanında gittikçe kozmopolitleşen toplumda farklı inanç mensuplarının birbirine yaklaşımına dair bilgiler de bu kitaplara konulmalıdır. Çünkü artık insanlar aynı inanca mensup kişilerin oluşturduğu gettolarda değil¸ farklı inançtan kişileri çatısı altında barındıran apartman¸ site ve şehirlerde yaşamaktadırlar. Bir bütün olarak ve özetle söylemek gerekirse çağdaş Müslümanın ihtiyaç duyduğu her temel mesele ilmihâl kitabında yer almalı¸ ihtiyaç duyulmayanlar ise ayıklanmalıdır. Bu kitapları adeta el kitabı¸ yol haritası ve rehber gibi düşünmeliyiz. Bu sebeple de hazırlanmalarına¸ yöntemlerine¸ içerdiği bilgilerin ihtiyaçları karşılayıcı olmasına dikkat etmeliyiz. İbadet ve temizlik konularında¸ şayet ilgisi varsa¸ tıp başta olmak üzere¸ ilgili bilim dallarının verilerinden yararlanmayı ihmal etmemeliyiz. Çünkü İslâm toplumları artık eskisi gibi¸ bütünüyle tarım toplumu değildir. Şehirleşme ve yarı şehirli olma özelliği giderek artmaktadır. Eskiye göre temizlik anlayışında müsbet gelişmelerin olduğu ve farklı temizlik şekillerinin geliştirildiği toplumlarda "Kuyudan kaç kova su çekersek temiz olur?" şeklindeki bilgileri yeniden gözden geçirmek gerekir. Çamurlu sokakların yerini genellikle asfaltın aldığı günümüzde "Üzerimize ne kadar necaset bulaşırsa namazımıza mani olur?" sorusunu bir de bugünün şartlarına göre sormamız gerekir.


İlmihâllerimiz kuru fıkhî bilgiler yerine hikmete¸ yaptığımız ibadetlerin bize kazandırması gereken ruh ve davranışlara da kısaca değinmesi gerekir. Aynı zamanda İbn Rüşd'ün kendi döneminde yaptığı gibi¸ hükümlerin özellikle âyet ve hadis dayanakları bir şekilde bu kitaplarda kısa da olsa verilmelidir. Kitabın bıktırıcı olmaması için farazî meseleler yerine¸ daha çok ihtiyaç duyulan ve temel sayılan meselelere yer verilmesi gerekir.






[1] İbn Mâce¸ "Mukaddime"¸ 17.

Sayfayı Paylaş