KADİRŞİNASLIĞIN EN GÜZEL CEVABI: ŞÜKÜR

Somuncu Baba

"Nimetler karşısında şükretme alışkanlığını kazanamayanlar¸ şeytanın aldatmasına kanıp onun tavrını benimseyenlerdir. Çünkü şeytan da Allah'ın kendisine bahşettiği konumu beğenmeyerek isyan ve nankörlük etmişti. Şükretmesini bilmeyenler ve teşekkürü ahlak haline getirmeyenler başkalarının iyilik duygularını olumsuz yönde etkiledikleri için ayrıca günahkâr olurlar."

Tarihin her devrinde şükür ve nankörlük insanlar arası ilişkilerde önemli bir yere sahip olmuştur. Kendisine verilen nimetlere ve yapılan iyiliklere şükreden¸ teşekkür etmesini bilen insanlar sevilen ve saygı duyulan insanlar olurken nankörlere iyi gözle bakılmamıştır. Zira kadir ve kıymet bilmek çok güzel bir insanî haslettir. İnsanlar arasında böyle bir davranışın olumlu sonuçları olacağını bilen Yüce Allah¸ Kur'ân'da mü'minleri şükretmeye teşvik ederken nankörlükten de sakındırmıştır. Böylece onlara bütün nimetlerin sahibi olan yaratıcılarına şükretmeyi öğretirken¸ insanlardan gelecek iyiliklere de teşekkür etmeleri yönünde bir eğitim vermiştir.


Şükür nedir?


Şükür¸ görülen iyiliğe karşı¸ söz veya işle memnuniyet göstermek ve yapılan iyiliğin kıymetini bildirmektir. Görülen bir iyiliği överek anmak da bir şükürdür. Biz¸ Allah'ın verdiği nimetlerin kıymetini bildirmek ve O'na olan minnet borcumuzu ifade etmek için şükrederiz. İnsanlardan gördüğümüz iyilikler karşısında da onlara teşekkür ederiz. Çünkü Kur'ân'ın ifadesiyle¸ "İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir."[1]


Teşekkürün dindeki yeri nedir?


Şükür ve teşekkür Yüce Allah'ın emridir. İnsanlar sahip oldukları nimetler karşısında onları verene şükür ve iyilikleri yapana teşekkür etmek mecburiyetindedir. Teşekkür insanlıktan ve imandan kaynaklanan bir davranıştır. Birçok âyette Yüce Rabbimiz şükretmeyi emretmiş¸ nankörlükten de sakındırmıştır. Bu âyetlerden bazıları şöyledir:


"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin; eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin."[2]


"Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!"[3]


"Hiçbir kimse yok ki¸ ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm)¸ belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim¸ dünya nimetini isterse¸ kendisine ondan veririz; kim de âhiret sevabını isterse¸ ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız."[4]


"Allah'a şükretsin." diye Lokman'a hikmeti verdik. Kim şükrederse¸ ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse¸ (bilsin ki) Allah muhtaç değildir¸ övgüye lâyıktır."[5]


Şükretmemek şeytanî bir davranıştır


Şükrün tersi nankörlüktür. Nankörlük insana ve Müslümana yakışmayan bir davranıştır. Kur'ân nankörlüğün şeytan tarafından iğvâ edilen bir şey olduğunu bize şöyle anlatır: "İblis dedi ki: ‘Öyle ise beni azdırmana karşılık¸ and içerim ki¸ ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden¸ arkalarından¸ sağlarından¸ sollarından sokulacağım ve sen¸ onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!' dedi"[6]. Âyete göre nimetler karşısında şükretme alışkanlığını kazanamayanlar¸ şeytanın aldatmasına kanıp onun tavrını benimseyenlerdir. Çünkü şeytan da Allah'ın kendisine bahşettiği konumu beğenmeyerek isyan ve nankörlük etmişti. Şükretmesini bilmeyenler ve teşekkürü ahlak haline getirmeyenler başkalarının iyilik duygularını olumsuz yönde etkiledikleri için ayrıca günahkâr olurlar.


Şükür nimeti artırır¸ nankörlük azaltır


Kur'ân¸ şükrün nimeti artıracağını¸ nankörlüğün ise ters etki yapacağını anlatır. İlgili âyet şöyledir: "Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: ‘Andolsun eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz¸ hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."[7]. Allah-kul arası ilişkiler açısından bakıldığında nankörlerin günün birinde mutlaka Allah'ın nimetlerinden mahrum kalacakları söylenebilir. İnsanlara teşekkür edemeyenler ise kendilerine yapılacak daha nice iyiliğin yolunu kesmiş olurlar. Sevgili Peygamberimiz bakın ne buyurur: "Mü'minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hali onun hakkında hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü'minde vardır: Sevinecek olsa¸ şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa¸ sabreder; bu da onun için hayır olur."[8]


İnsanlara teşekkür etmenin yolları nelerdir?


Sevgili Peygamberimiz¸ Kur'ân'ın mü'minlere emrettiği şükür ve teşekkürün nasıl olması gerektiğini hem fiili davranışlarıyla hem de sözlü ifadeleriyle en güzel şekilde açıklamıştır. Onun bu konudaki öğretici¸ ufuk açıcı ve hikmet dolu hadislerinden bazıları şöyledir:


"Allah'a şükretmeyen insanlara da teşekkür etmez." "İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a şükretmez." "Kendisine bir şey verilen kimse imkân bulursa karşı iyilikte bulunsun¸ bulamazsa iyilikte bulunanı bu davranışından dolayı övsün. Zira övgüde bulunan teşekkür etmiş¸ gizleyen de nankörlük etmiş olur." "Kendisine iyilik yapılan kimse¸ iyiliği yapana¸ ‘Allah seni hayırla mükâfatlandırsın.' derse çok büyük övgüde bulunmuş olur."[9] 


Her organın bir şükrü vardır


Dilin şükrü¸ nimet vereni sözlü olarak anmak ve övmektir. Kalbin şükrü¸ açık ve gizli bütün nimetleri vereni kalbinden geçirmek¸ tasdik ve takdir etmekle olur. Diğer organlarla şükür ise¸ her birini yaratıldığı gaye için kullanmakla ve onlara mahsus kulluk görevlerini yapmakla gerçekleşir. Bazı İslam âlimlerine göre dilin şükrü¸ evrâd ve zikir; kalbin şükrü kesin iman ve istikâmet; diğer azaların şükrü ise düzenli ve devamlı ibadet ve tâattır. Bu sebeple Yüce dinimiz¸ zikri¸ şükrü¸ fikri de ibadet saymış¸ bütün bunları namaz ibadeti içerisinde toplamıştır. Namaz kılan bir Müslüman bütün azalarıyla Allah'a şükretmiş sayılır. İnsanlardan gelen iyiliklere karşı ise ayrıca ve uygun şekilde teşekkür etmesi gerekir.


Her nimet sahibine şükretmek gerekir


Nimeti veren veya iyilikte bulunan kim olursa olsun¸ mü'minin ve sorumluluk sahibi her insanın ona uygun şekilde teşekkür etmesi gerekir. Sonsuz nimetleri verdiği için Yüce Allah'ımıza¸ bizi yetiştirdikleri için anne-babamıza¸ eğittikleri için hocalarımıza¸ istikâmetten ayrılmadıkları ve terbiye kurallarına riayet ettikleri için çocuklarımıza ve talebelerimize… teşekkür borcumuz olduğunu unutmamalıyız. Bazı durumlarda usûlünce ve üslûbuna uygun yapılan bir teşekkürün pek çok maddî karşılıktan daha makbul olduğunu da aklımızdan çıkarmayalım ve bu bilgilerle amelde yarışalım.


 






[1] 55/Rahmân¸ 60.



[2] 2/Bakara¸ 172.



[3] 2/Bakara¸ 152.



[4] 3/Âl-i İmrân¸ 145.



[5] 31/Lokmân¸ 12.



[6] 7/A'râf¸ 16-17.



[7] 14/İbrâhîm¸ 7.



[8] Müslim¸ Zühd¸ 64.



[9] Tâc¸ V¸ 68-69.

Sayfayı Paylaş