Camgöz ve Arkadaşları Uzun Çarşı’da

Sevgili çocuk dostlarım;
Bugün Antakya’da Uzun Çarşı’yı geziyoruz. Selimler, Arkeoloji Müzesi ile Habib-i Neccar Camii’nde çekim yapacaklar. Selim’in anlattığına göre, Hatay Arkeoloji Müzesi dünyanın ikinci büyük mozaik sergileme alanına sahipmiş. Oradaki eserler ilkçağdan ortaçağa kadar bu coğrafyanın kültür yapısının özelliklerini anlatıyormuş. Çok ilginç olacağından emindim ama Ömer:
– Uzun Çarşı’da çok ünlü bir kebapçı varmış. Gitmişken orada yemek de yersiniz, deyince Uzun Kulak’la birbirimize baktık ve aynı şeyi düşünmüş olacağız ki, birden fikir değiştirip Hafize Teyze’yle gitmeye karar verdik. O gün hava biraz yağmurlu olmasına rağmen, çarşı çok hareketliydi. Tarihi çok eski olan bu çarşıyı gezerken, Hafize Teyze’nin mutluluğu yüzünden okunuyordu. Neredeyse hiçbir dükkânı atlamadan hepsine girdik ve kiminden baharat aldı, kiminden biber salçası, peynir, tereyağı ve tabi çok sayıda da magnet. O meşhur kebapçıya girdiğimizde, iki eli de poşetlerle doluydu. İçeriden nefis kokular geliyordu ve çok kalabalıktı. Rahat etmemiz için bizi ayrı bir odaya aldılar. Hafize Teyze kendi oturmadan önce Uzun Kulak’la bana yer gösterdi ve gelen garsona:
– Dostlarıma en güzel etlerinizden baharatsız pişirirsiniz. Ben de ufak bir tepsi kebabı alayım ama humus, ezme, közlenmiş patlıcan da olsun.
Biz yemekleri sabırsızlıkla beklerken, kapı açıldı ve içeri 4-5 yaşlarında bir çocuk girdi. Kıvırcık siyah saçları, iri gözleri ve askılı pantolonuyla çok sevimliydi. Hafize Teyze ayağa kalktı ve çocuğun saçlarını okşarken:
– Hoş geldin afacan. Adın ne senin, diye sordu.
Çocuk kocaman gülümseyerek:
– Ömer Ali dedi.
– Benim de torunumun adı Ömer. Yavrum senin ailen nerde? Merak etmesinler seni.
Çocuk ne cevap vereceğini düşünürken, elinde mis gibi kokan yemeklerle garson geldi. Çocuğu görünce:
– Ömer Ali annen her yerde seni arıyor. Kaç defa dedi sana, habersiz yanımdan ayrılma diye. Sonra da Hafize Teyze’ye dönüp
– Annesi bizim aşçılarımızdan. Ömer Ali’nin öğretmeni hastaymış, okula gitmeyince annesi de buraya getirdi ama çok hareketli. Sabahtan beri dükkânın altını üstüne getirdi.
Hafize Teyze gülümsedi ve:
– Maşallah ne kadar sevimli. Bizi de sevmişe benziyor. Kalsın birlikte yemek yiyelim.
Ömer Ali, garsonun cevabını beklemeden geçip oturmuştu bile. O gün Uzun Çarşı’da çok güzel bir gün geçirdik. Bir de sevimli küçük bir dostumuz oldu.
Görüşmek üzere çocuklar, hoşçakalın…

Sayfayı Paylaş