UYVAR ÖNÜNDE TÜRK GİBİ!

Köprülü Mehmed Paşa ölünce, yerine oğlu Fazıl Ahmed Paşa sadrazam oldu. Böylece Köprülüler devri bir süre daha devam etti.
Fazıl Ahmed Paşa, sadrazamlığa hızlı başladı. Ordunun başında Avusturya üzerine büyük bir sefere çıktı.
Nisan 1663’ten itibaren sırasıyla Uyvar, Novigrad ve Yenikale’yi fethetti.
Şehitlik, Bizim İçin En Yüksek Rütbe!
15 Ağustos 1663’te Uyvar Kalesi’nde çok şiddetli bir savaş yaşandı. Kale çok sağlamdı ve iyi korunuyordu. Bu da, fethedilmesini geciktiriyordu.
Ama Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa’nın sabrı tükenmeye başlamıştı. Büyük bir hücuma kalkarak, kaleyi biran önce fethetmek istiyordu.
Kaleyi kısa zamanda nasıl ele geçireceğinin planlamasını yaparken, bir ara Budin Beylerbeyi Hasan Paşa, diğer komutanlarla beraber Sadrazam Paşa’nın çadırına geldi.
“Ne istersiniz silah arkadaşlarım?” dedi. Hasan Paşa cevap verdi:
“İzin verirseniz bizler, büyük hücumda askerlerimizin başında ileri hatlarda düşmanla gırtlak gırtlağa savaşmak isteriz. Şehitlik rütbesi, ulaşabileceğimiz en yüksek rütbedir. Ne buyurursunuz?”
Bu Kahramanlıkla Kafdağı Bile Aşılır!
Fazıl Ahmed Paşa, komutanlarının kahramanlık ve fedakârlığından çok etkilendi.
Hasan Paşa’nın boynuna sarıldı. Onu alnından öptü. Şu tarihî sözlerle onu ve diğer komutanları övdü:
“Bu kahramanlık ve cesaretle Kafdağı bile yıkılır! Var olun kardeşlerim! Ben dahi sizlerle birlikte ön saflarda vuruşmaktan çekinmem. Yarın Uyvar fethedilecek!”
Ertesi gün sadrazam, vezirler, paşalar ve beyler ordunun ön saflarına geçtiler. Sıradan bir asker gibi düşmana karşı kahramanca çarpıştılar.
Kahramanlıklarla dolu şanlı tarihimize, parlak bir sayfa daha eklediler.
Kuşatmanın 38. günü, 13 Eylül 1663’te kale komutanı bir elçi yollayarak, teslim olacaklarını bildirdi.
Savaş tarihine geçen böyle bir kahramanlık karşısında, Uyvar’ın teslim olmaktan başka çaresi kalmamıştı.
Bundan sonra kahramanlığın nasıl olması; bir savaşta kahramanca savaşmanın son sınırının nereye kadar ulaşması gerektiği söz konusu olduğunda, hep onlar gösterildi.
Uyvar’daki Türk kahramanlığı Avrupa’da ve Osmanlı topraklarında yüzlerce sene konuşuldu.
“Uyvar önünde Türk gibi güçlü…” sözü yüzyıllarca dilden dile dolaştı, hafızaları süsledi.
Zor durumda kalan Avusturya, barış teklif etti. 1664’te Vasvar Antlaşması imzalandı.
Büyük bir zafer kazanan Fazıl Ahmed Paşa, coşku ve sevinçle İstanbul’a döndü.

Sayfayı Paylaş