HZ. EYÜB ALEYHİSSELAM

Şam’ın Besaniye Bölgesi’nde yaşayan Eyüb (a.s.)’ın dillere destan serveti ve hayli kalabalık bir de ailesi vardı.

Halim selim, sabırlı, öfkesini kontrol edebilen Eyüb (a.s.) yetimlere, dullara bakar, konukları olmadan sofraya oturmaz, yemez yedirir, giymez giydirirdi.

Şam ve Mısır arasında seyahatler yapar, vaktini bu iki bölgede geçirirdi. Zamanla serveti tükenen Eyüb (a.s.) çeşitli hastalıklara düştü, evlatlarını kaybetti. İmtihan edildiğini anlayınca Allahu Teâlâ’ya şöyle yalvardı:

“Mal ve mülk Allah’ındır. Onları bize emanet olarak verdi, onları ister alır isterse bırakır. Ben annemden çıplak olarak doğdum ve yine çıplak olarak kabre konulacağım, çıplak olarak da Rabb’ime kavuşacağım.”

Çeşitli hastalıklara yakalanan  Eyüb (a.s.), öyle zayıfladı ki kendisine eşi Leyya Hanım’dan başka bakacak kimsesi kalmadı. Zamanla zayıflığı daha da artan Eyüb (a.s.) bu durumda şöyle dua etti: “Hamd, Rabbü’l-âlemin olan Allah’a mahsustur.

Ben, Rabb’im olan Sana hamd ederim ki Sen, bana ihsanda bulundun, bana mal ve evlat verdin. Kalbimde bunların girmediği bir yer kalmadı. Sonra hepsini benden geri aldın, kalbim onlardan boşaldı. Artık benim aramla Senin arana girecek bir şeyler de kalmadı.”

Her türlü mal ve evlat sevgisini geçen bu ulu Peygamber karşılaştığı güçlükleri yenmek için umuda sarıldı, her geçen gün onun azmi daha da arttı.

Allah’a yalvarmalarını en üst seviyelere çıkartan Eyüb (a.s.)’ın Kur’an-ı Kerim’de Nisa Suresi’nin 163, Enam Suresi’nin 84, Sad Suresi’nin 41, Enbiya Suresi’nin 83. ayeti kerimelerinde bahsi geçer. Enbiya Suresi’nde şu şekilde kendisinden bahsedilir: “Eyüb’u da an. Hani o, ‘Ya Rabbi, bu dert bana iyice dokundu, Sen merhametlilerin en merhametli olanısın.’ diye niyaz etmiş biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lütuf ve ibadet edenlere bir ders olmak üzere, hastalığını iyileştirmiş, kendisine ailesi ve dostlarını bir misliyle beraber vermiştik.”

Mal, hastalık ve yalnızlık imtihanını başarıyla geçen Eyüb (a.s.) bu evrelerde evlatlarını kaybetmiş eşiyle bir başına kalmıştır. Hastalıkları iğrenç bir şekilde anlatılan rivayetlerin aslı astarı yoktur. İnsanların dini anlatmak için yaptıkları aymazlıklar karşısında dikkatli olmak lazımdır.

Hayat boyu her insanın karşılaşabileceği imtihanları bize örnek olarak anlatılan bu Ulu Peygamber, bu gün bile hatırlanmakta “Eyüb sabrı” dillerden düşmemektedir.

Çile dolu yirmi yılı geride bıraktıktan sonra tekrar eski servetine kavuşan Eyüb (a.s.) eşi ve ailesiyle uzun yıllar yaşamış insanları Allah’ın birliğine ve ibadete davet edip peygamberlik görevini hakkıyla yerine getirmiştir.

Allahu Teâlâ şefaatine nail eylesin. (Âmin)

Sayfayı Paylaş