ESTERGON’DA ÇÖZÜLEN SIR

Hüsrev Paşa, sadrazamın elini öpmek için eğildi. Bir de ne görsün? Sadrazamın eteğinde kan lekeleri vardı. Durakladı ve şaşırdı. İçine bir şüphe düştü. Yavaşça başını kaldırdı. Sadrazamın aksakalına dikkatle baktı. İçinden, “Evet, o ihtiyar savaşçı, Lala Mehmed Paşa’nın ta kendisi.” dedi.

“Paşa baba, o sendin, sendin! Bizim yapamadığımızı küçük bir birlikle sen yaptın, o ihtiyar savaşçı sendin!” diyerek, sevinçle sadrazamın eline sarıldı, ayaklarına kapandı. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Sadrazam, Vezir Hüsrev Paşa’yı tutup kaldırdı. Tebessüm ederek alnından öptü. Sonra şöyle dedi:

“Bundan kimseye bahsetme! Biz şöhret için dövüşmedik. Allah’a ve padişahımıza karşı vazifemizi yaptık. Şimdi sıra Estergon’da. Gün gayret günüdür. Göreyim seni, paşalığının hakkını ver!”

Estergon’da Kılınan Cuma Namazı

Osmanlı Ordusu son olarak 3 Ekim’de Estergon Kalesi’ne hücum etti. Askerler birbiriyle helalleştiler. Cuma namazını kalede kılmak için birbirlerine söz verdiler.

Lala Mehmed Paşa yine ihtiyarlığına aldırmadan düşmana hücum etti. Ordumuzun ön saflarında kahramanca çarpıştı. Askerlerimizi şevkini ve cesaretini kamçıladı.

Avusturyalılar, ordumuzun şiddetli saldırısı karşısında korkuya kapıldılar. Çaresizce kaleye kapandılar. Akşamüzeri, ordumuz kaleye girmeyi başardı.

İlk Cuma namazı, sevinç gözyaşları içinde kalede kılındı. Zafer için Allah’a şükredildi. Yapılan dua ve niyazlar, yeri göğü inletti.

Sadrazam, ordusunun başında İstanbul’a döndüğünde, büyük sevinç gösterileriyle karşılandı. Padişah I. Ahmed, onu ve komutanlarını hediyelere boğdu.

Sayfayı Paylaş