YABANCI DİL

Nasıl severdim tutkulu tutkulu çizgi roman okumayı. Babam, yaz aylarında, okullar tatildeyken, elimde resimli, haftalık yayınlanan çizgi roman kitaplarını okuduğumu görünce “Oğlum, bırak bu kitapları okumayı. İngilizce kitaplara çalış, bir kelime öğrensen kârdır. Bir dil bir insandır. Yaz tatillerinde İngilizce çalışsan, konuşmaya başlarsın. Nasıl arzu ediyorum senin İngilizce öğrenmeni.” derdi.

Babamım görevi başka bir kentteydi. Büyük bir devlet kurumunda çalışıyordu. Hafta sonu ilçeye gelir, iki günü geçirdikten sonra giderdi. Çalıştığı yerde, İngiltere’de, Amerika’da master yapmış, yabancı dili bülbül gibi konuşan Türk mühendisler vardı. Yabancı dile merakı, aşırı tutkusu ve sevgisi bu yüzdendi. Okulda İngilizcem orta seviyede idi. Dersi severdim. Çalışırdım ama fazla değil.

Bir gün İngilizce Öğretmeni Fatma Hanım, beni tahtaya çağırmış, tahtadaki dünya haritasından, “İlerde bir gün, hangi ülkelere gitmek istediğini İngilizce ifade et.” demişti. Ben saymıştım ülke ve kentlerini: “Kanada, Amerika, İtalya, St Petersburg…” Sonra Fatma Hanım, “Buralara gidip, kalmak için yabancı dilinin iyi olması gerekir.” demişti. Haklıydı, ona göre çalışmalıydım.

Aradan yıllar geçti. Yüksekokulu bitirip, büyük ve yabancı bir şirkette çalışmaya başladım. Elim para tutunca iddialı bir dil kursuna başladım. Yabancı hocalar vardı. Bir yıl kursa devam ettim. Çok uluslu bir şirket olduğundan iş yerindeki müdürler de hep yabancıydı. Onun için yabancı dil gerekiyordu.

Böylece zaman geçti. Evlendim. Eşim İngilizce öğretmeni. Çocuğum büyüdü. Tatillerde, kararlaştırdığımız ülkelere gidiyoruz. 9 ülke ve 30 şehir gördük şu ana kadar. Yabancı dilden yana sıkıntımız yok. Kendimizi ifade ediyoruz. Amacımız daha çok ülkeye gitmek. Dünyayı tanımak ve gezmek… Zaman zaman, çocukluğumda yabancı dili öğrenmemi isteyen rahmetli babam aklıma geliyor ve “Nur içinde yat, babacığım.” diye dua ediyorum.

Sayfayı Paylaş