ATMACA VE BİLGE BAYKUŞ

Derleyen: Hamidullah HALICI / Çizen: Hamit YÜKSEK

Atmacanın biri yuvasında üç yavrusunu büyütüyormuş. Bir gün ateşte et pişiren birilerini görmüş. “Dur şuradan et çalayım, yavrularıma götüreyim.” demiş. Sonra da “Hırsızlık yaparsam yavrularımın başına bir kötülük gelir mi?” sorusu düşmüş aklına.

Uçmuş hızla, ormanın bilgesi baykuşun ulu ağacına konmuş. Bilge baykuşa, “Ben bir yerden bir şey çalsam, bunun cezasını ne zaman görürüm?” diye sormuş. “40 gün sonra.” demiş baykuş. “40 günden önce bir şey olmaz mı?” diye sorunca atmaca, “Olmaz.” demiş bilge baykuş.

Atmaca rahatlamış, çünkü yavrularının on gün içinde yuvadan uçacak hâle geleceğini biliyormuş. Kapmış eti ateşin üzerinden, yuvasına götürüp bırakmış, uçmuş yuvadan yeni avlar için. Akşamüstü dönüp geldiğinde bir bakmış ki yuvası yanıp kül olmuş. Etin altına yapışan bir köz bütün yuvayı yakmış.

Atmaca hışımla baykuşa uçmuş, soluk soluğa: “Hani hırsızlığımın cezası 40 gün sonra çıkardı? Ben eti çaldım, bir saat sonra yavrularımı kaybettim.” demiş. Bilge baykuş “Daha önce hırsızlık yaptın mı?” diye sormuş. Atmaca, evet deyince bilge baykuş: “Bu, onun cezası. Bugün çaldığın etin cezasını daha görmedin, 40 gün sonra da onu göreceksin.” demiş. Oradaki 40 gün mecazi, bir gün herkes ettiğini bulur. Önemli olan helal lokmayı yuvaya götürebilmek.

Sayfayı Paylaş