OKUMA ALIŞKANLIĞI OLANLARA NE MUTLU

Sevgili çocuklar;
Bizim kocaman bir ülkemiz var. Güzel mi güzel… Nüfusumuz seksen milyona yaklaştı. Bu rakamın çoğunluğunu çocuklar ve gençler oluşturuyor. Geleceğimiz emin ellerde olacak inşallah.
İnsanlar bu dünyada yaşadığı süre içinde çeşitli devreler geçirirler. Her devrenin kendine has özellik ve güzellikleri vardır. Bu zaman dilimlerinin en önemlisi “iyi alışkanlıkların kazanılması için bir fırsat” olan çocukluk ve gençlik çağıdır. Bu yıllarda “yaş iken eğilme” çağını yaşayan insanlar, yaşantılarına bir yön çizme ve kişiliklerini oluşturma çabası içindedirler. Çünkü bu yaşlarda kazanılan davranışlar, alışkanlıklar, fikirler ve değer yargıları, kişiyi bir ömür boyunca etkilemektedir.
İnsanlar alışkanlıklarından kolay vazgeçemezler. Bu zayıf yönümüz bilindiği için daha işin başındayken çocuklara ve gençlere yardımcı olmamız gerekiyor, güzel alışkanlıklar kazanmaları için.
Çocukların ve gençlerin birçok sorunları vardır. Bu sorunların giderilmesinde bize de çeşitli görevler düşmektedir. Onları huzurlu bir yaşantıya kavuşturmak için çalışmalı, yardımlarımızı esirgememeliyiz.  Sadece bizim çabamız çözüm için yeterli olmayabilir. Çünkü bir hastanın iyileşmesi için yalnızca doktorun gayreti yetmez. Hasta da kendini korumalı, zararlı maddelerden kaçınmalıdır.
Biz, hayatlarının baharını yaşayan çocuklarla ve gençlerle olumlu ilişkiler içine girip, iyi örnek olmalıyız ki, onları topluma ve millete faydalı insanlar olarak yetiştirebilelim.
Çocuklarımız ve gençlerimizin en önemli eksikliklerinden biri okuma alışkanlıklarının olmamasıdır. Bunun doğal sonucu olarak kültürel bakımdan zayıf yetişiyorlar.  Maalesef öğrencilerin büyük bölümü ders kitaplarından başka yayın okumuyor. Birçok şeye meraklı oldukları bu yaşlarda okumaya karşı olan ilgisizliklerinin nedeni ne olabilir acaba?
Lise öğrencileri arasında yaptığım bir anket sonucunda şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıktı. Bazı öğrenciler hayatlarında hiç roman okumadıklarını belirtmişlerdi. İsteyenlere okumaları için kitaplar getirebileceğimi söyledim. Teklifime ilgisiz ve isteksiz davrandılar.
Zamanlarının çoğunu faydasız ve gereksiz işler yaparak geçirdikleri hâlde, okumak için hiç vakit ayırmıyorlar. Toplumun her kesiminde çeşitli sebeplerden dolayı okumaya olan ilgisizlik her geçen gün daha da artıyor. Bunu yalnızca maddî imkânsızlığa bağlamak doğru değildir. Faydasız şeylere para harcamaktan çekinmeyenler kültür, edebiyat ve eğitimle ilgili yayınlara para vermeye kıyamıyorlar. “Gençlerimiz okumuyor, kültürsüz yetişiyor.” diye feryat edenler ise bu sorunun çözümlenmesi için fedakârlığa yanaşmıyorlar. Yalnız iyi dilek ve tavsiyelerle sorun çözülmüyor.
Boş vakitlerimizde çeşitli eserleri okumalıyız. Kitap okuma alışkanlığımızla çocuklara ve gençlere örnek olmalıyız. Bize gerekli olan bilgileri çeşitli kaynaklardan öğrenmeliyiz, öğrenmenin yolu okumaktan geçer. “Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığı” kabul edilen bir gerçektir.
Bilgili bir kişi olmak istiyorsak “oku” emrinin ışığı altında toplanmalı, okumalı ve okutmalıyız. Bıkmadan ve usanmadan, hem de “beşikten mezara kadar”. Ancak bu yolla amaçlarımıza ulaşabilir, daha güzel geleceklere kavuşabiliriz.

Sayfayı Paylaş