Peygamber Ordusu ve Mercidabık Zaferi

195-somuncubaba-cocuk-mercidabik

Yavuz Sultan Selim, Haziran 1516’da ordusuna, Mısır seferi için hareket emri verdi.

Ordu, Gebze yakınlarında mola verdi. Burası bağlık-bahçelik bir yerdi. Etraf, üzüm bağları ve elma bahçeleri ile doluydu.

Padişah, Yeniçeri Ağası’nı huzuruna çağırdı ve şöyle emretti: “Bütün askerlerin heybeleri aransın. Heybesinde çalıntı bir meyve veya nesne çıkan askeri bana getirin!”

Yeniçeri Ağası, saatlerce heybeleri arattı. Ancak hiçbir heybede çalıntı bir şeye rastlanmadı.

Durum, Yavuz’a bildirildi. Padişah, çok sevindi. Askerleriyle gurur duydu. Allah’a şükrederek şöyle dedi:

“Allah’ım sana sonsuz şükürler olsun! Bana haram yemeyen bir ordu verdin. Eğer askerim içinde tek bir kişi dâhi, sahibinden izinsiz bir meyve koparıp yeseydi ve ben bunu haber alsaydım, Mısır seferinden vazgeçerdim! Çünkü haram yiyen bir orduyla hiçbir yer fethedilemez!”

Osmanlı Ordusu’nun bu imrenilecek hali; “Biz bütün seferlerimizi Allah’ın rızasına uygun yaparız! Allah rızası için, bütün dünyayı fethetmek istiyorum!” diyen bir Padişah’ın, tam da istediği şeydi.

Böyle bir İslâm Ordusu’yla yeryüzünde fethedemeyeceği; Allah’ın adını ve dinini yayamayacağı; İslâm’ın ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağını dikemeyeceği hiçbir nokta olamazdı.

Biz, Fatih’in Torunuyuz!

24 Ağustos 1516’da, Memluk Sultanı Kansu Gavri’nin ordusu ile Yavuz’un Osmanlı Ordusu, Mercidabık Ovası’nda karşı karşıya geldi.

Büyük vezir Sinan Paşa, Padişah’ın huzuruna çıkıp şöyle dedi:

– Yüce Sultan’ım, yarın büyük gündür. Ola ki heyecana gelir, kendinizi ateşe atarsanız yüreğimiz kan ağlar!

Sinan Paşa, savaşların en şiddetli anlarında, Yavuz’un düşman ordusuna tek başına daldığına çok şahit olmuştu. Padişah’ın bu savaşta da aynı şeyi yapmasından korkuyordu. Onun için çarpışmaların biraz gerisinde kalmasını uyarma ihtiyacı hissetmişti.

Padişah’ın verdiği cevap, ona neden “Yavuz” dendiğinin muhteşem bir ispatı niteliğindeydi:

– Biz mekânı cennet olsun Fatih Sultan Mehmed’in torunuyuz! Savaşı çadırdan idare edemeyiz!

Sayfayı Paylaş