ŞEHİTLİK MURAD’I

şehidlik muradı

Şehadete yürüyenler, hakikatin şahitleridir. Hayatının her safhasında imanını hayatına tatbik eden,  onu uygulayarak imana tanıklık eden kişilerdir.  Allah yolunda öldürülen kişiye de şehid denir, çünkü o Allah için isteyerek ölümü seçmiştir.  Doğru olduğuna inandığı şey uğruna hayatını feda etme cesaret göstermesi,  imanındaki samimiyetin bir göstergesi olarak karşımıza çıkar.  Şehidi, Hz. Ömer (r.a.) “…Şehid kendisini Allah’a adayan kimsedir.” diye tarif etmektedir.  Şehid olmak, herkese nasip olmayan büyük bir şereftir.  Mü’minler için mükemmel ve erişilmesi zor bir nimettir. Güzel bir hayat sürmek, sonra da Allah yolunda O’nun rızası için şehid olmak, her mü’minin hayal ettiği bir mutluluktur. İman sahibi olan insanın böyle bir şuur ve düşünce ile yaşaması, Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından şöyle övülmüştür: “Şehid olmayı Yüce Allah’tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah (c.c.), rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir.” (Müslim, İmâre, 156, 157)

Allah katında ayrıcalıklı bir makam olarak tebcil edilen şehidlik, savaş sırasında bir şekilde ölme veya öldürülmeyle vuku bulduğu gibi; savaş dışında da her hangi bir sebepten ötürü bir gayr-i müslimin eliyle de ölüm vaki olabilir. Hatta zulme uğrayarak, bir mü’minin eliyle, boğulma, enkaz altında kalma, zehirlenme, yanarak ölme gibi değişik sebeplerle ölen kişinin de şehid olabileceği değişik hadis kaynaklarında detaylıca anlatılmaktadır. Ancak, manevî bir mertebe olan şehidliğe kişinin samimiyetle talip olması, şehidlik arzusunda olmazsa olmaz bir konudur.

Sultan I. Murad Hüdâvendigâr 8 Ağustos 1389’da Kosova Ovası’nda büyük bir fırtınaya maruz kalır. Bu durumda savaşmak ve zafer elde etmek mümkün gözükmemektedir. Bu durum içindeyken I. Murad iki rekât namaz kıldıktan sonra ordunun muzaffer olması ve şehadet arzusuyla, Cenab-ı Allah’a şu duada bulunur:

“Ya Rabbî! Askerlerim buraya kadar sadece Sen’in adını yüceltmek ve İslâm’ı tebliğ etmek için geldiler! Ya İlâhî! Bu mümin askerleri küffar elinde mağlup edip helâk eyleme! Onlara öyle bir zafer lütfet ki, bütün Müslümanlar bayram eylesin! Dilersen o bayram gününün kurbanı da şu Murad kulun olsun! Ya İlâhî! Bunca Müslüman askerin helâkine beni sebep kılma! Bunlara yardım eyle ve zafer bahşeyle! Bunlar için ben canımı kurban ederim; yeter ki Sen beni şehidler zümresine kabul eyle!.. İslâm askerleri için ruhumu teslime razıyım… Beni gazi kıldın. Sonunda lütfen ve keremen şehidlik de nasip eyle!.. Âmin!

1.Murad büyük bir ihlasla bu duayı ettikten sonra Kur’an-ı Kerim okur. Bu sırada gökyüzünde rahmet bulutları kendini gösterir. Çok geçmeden yağmur yağar, rüzgâr diner. Düşmanla sekiz saat çarpışılır, ordumuz zafere kavuşur. Sulta I. Murad, zaferden sonra savaş meydanını gezerken,  ölüler arasında bulunan, Sırp Kralı’nın damadı Miloş Obiliç, tarafından kalbinden ağır yaralanır.  Atından aşağı düşen Murad Hüdâvendigâr, bir süre sonra şehid olur. Böylece I. Murad’ın son duası da kabul olmuştur. Şehadet mertebesine erişmiştir.  İslâm’ın ilk günlerinden “i’lây-ı kelimetullâh” uğruna,  vatan, millet ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden bütün şehidlerimizi, özellikle, günümüzde ülkemizin bekası ve milletimizin bölünmez bütünlüğü için fedakârlık gösteren aziz şehidlerimizle birlikte, Sultan Murad Hüdâvendigâr’ı da rahmetle anıyoruz. “Şehidler ölmez, vatan bölünmez.”

The Desire for Martyhrdom

The ones walking to the martyrdom are the witnesses of the truth. They are also the ones who behave according to the necessity of their faith in every aspect of their life. One who dies for the sake of Allah is called as martyr because he chooses to be so. Sultan Murad Hudavendigar I exposed to an extremely violent storm in the field of Kosova on August 8th, 1389. The fight and gain a victory seemed impossible at that moment. Then, after performing salaat, Murad I prayed to Allah wishing victory and martrydom: “Let me be in the community of the martyr!.. I will be glad to die for the muslim soldiers. You, though, let me be a veteran. I would like to be a martyr in the end! Amin.”

Sayfayı Paylaş