MANEVÎ HAZİNE

Somuncu Baba

Duanın kabul olması için¸ insan dua için bütün zamanlarını değerlendirmeli. Sadece dar zamanlarında Allah'ını hatırlaması anlamsızdır. Duanın ruha etkisi çoktur. Dua¸ psikolojik mânâda bir boşalmadır. İnsan huzur ve ruhî sıkıntılarından dua sayesinde kurtulur.

Dua¸ bitmeyen manevî bir hazinedir. Bu hazineden istifade etmek gerekir.


Dua¸ lügatte çağırmak mânâlarına gelir. Bundan başka¸ ibadet¸ yardım ve talep etmek ile mutlak talep anlamlarına da gelir. Diğer bir yönü ile dua¸ kulun bütün ümitleri kırıldıktan sonra Allah (c.c)'a iltica ederek yalvarması ve onu tek yardımcı olarak tanıması demek olduğundan hakikî bir tevhid addedilerek¸ en iyi bir ibadet şekli sayılır.


Dua bir inancın ifadesidir. İnsanları dinamikleştiren ve onları disipline eden¸ çalışma azmi veren inançlarıdır. İnsanlar inançlarının kuvveti nispetinde huzura ererler. Yaşadığımız şu asırda insanoğlu fen ve teknikte büyük mesafeler kat etmiş¸ yeryüzüne sığmayarak feza yarışlarına başlamıştır. Fakat bu ilerlemeyi tek yönlü yaptığından mânâdan uzaklaşmış¸ maddeyi ilahlaştırmıştır. Bunun sonucu olarak da en medenî milletlerden en ilkel kavimlere kadar hepsinde ruhî bunalımlar artmakta¸ anarşi çoğalmaktadır. Manevî duygulardan yoksun olarak kazanılan madde¸ insana saadet yerine felâket¸ huzur yerine ıstırap getirmektedir.


İnsan sadece et ve kemikten ibaret değildir. Bu et ve kemiği hareket ettiren ruhtur. Ruhun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun gıdası ise manevîdir. Yüce Yaratan'a karşı aczimizi itiraf ederek yaptığımız dua ile ruh bedbinlikten kurtulur¸ manevî bir âleme dalar. Gönle ferahlık dolar. Bu huzur ve ferahlığa insanoğlu şu zamanda ekmek ve sudan daha çok muhtaçtır. Büyük şehirlerin baş döndürücü gürültüsü¸ sıkıntısı¸ insanlara sinir buhranları geçirten anlaşmazlıklar¸ anarşik olaylar… İşte böyle bir ortam içerisinden sıyrılıp manevi bir âlemde ruhu seyrettirmek¸ Yaratıcı'ya karşı olan kulluk görevlerini ifa etmek¸ O'na el açıp cânı gönülden niyazda bulunmak büyük saadettir. Bilhassa zamanımızda manevî duyguları körükleyip¸ gönüllerde kararmak üzere olan inanç meş'alesini alevlendirmeye büyük ihtiyaç vardır. Zira manevî duyguların sönmeye başladığı an cemiyetler asaletini yitirir¸ ıstıraplar artar. Bunun acı manzarası gözlerimiz önündedir.


Sonuç olarak duanın kabul olması için¸ insan dua için bütün zamanlarını değerlendirmeli. Sadece dar zamanlarında Allah'ını hatırlaması anlamsızdır. Duanın ruha etkisi çoktur. Dua¸ psikolojik mânâda bir boşalmadır. İnsan huzur ve ruhî sıkıntılarından dua sayesinde kurtulur.


Dua¸ sahibine manevî huzur ve sükûn verir. Duasız imanımız âdeta hareketsiz kalır. Böylece de ruhumuz felce uğrar. Allah (c.c) ile olan irtibatımız da duasızlık yüzünden kesilir.


Bir kudsî hadiste şöyle buyrulmaktadır: “Nasıl kul efendisiyle¸ oğul babasıyla¸ dost dostu ile görüşürse¸ insan da dua vasıtasıyla Allah ile irtibat peyda eder.”


Bu vesileyle¸ 17 Mart 2006 tarihinde Hakk'a yürüyen dergimizin kurucusu¸ Ahmet Şemsettin Ateş Beyefendiyi dualarla¸ rahmet ve minnetle anıyoruz…

Sayfayı Paylaş