İLİM EHLİNE SAYGI

Somuncu Baba

ilim¸ gerçeği öğrenmek ve bilmektir. Şuur sahibi insanın manevî zenginliğidir. Bilgiyi¸ hikmeti¸ çözmek için ilim gereklidir. Akıl sahibi varlık olan insan ideal bir şekilde bu melekeyi kullanır¸ ilim ile mücehhez olursa¸ meleklerden üstün kabul edilmiştir. Aklını kullanmayan¸ ilimden yoksun olanlar ise¸ sağır¸ dilsiz ve kör gibi kabul edilmiştir.

ilim¸ gerçeği öğrenmek ve bilmektir. Şuur sahibi insanın manevî zenginliğidir. Bilgiyi¸ hikmeti¸ çözmek için ilim gereklidir. Akıl sahibi varlık olan insan ideal bir şekilde bu melekeyi kullanır¸ ilim ile mücehhez olursa¸ meleklerden üstün kabul edilmiştir. Aklını kullanmayan¸ ilimden yoksun olanlar ise¸ sağır¸ dilsiz ve kör gibi kabul edilmiştir.
Kalbe yerleşen ilim¸ sahibine fayda veren ilimdir. İlim sahibi bildiğiyle amel ettiği sürece itibarlıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) "İlim rütbesi rütbelerin en üstünüdür." buyurmaktadır. İlim¸ sahibini faziletli kılar. Başkalarına ışık tutarken kendi iç âlemini de aydınlatır.
Halil İbni Ahmed ilimle alakalı olarak insanları dört sınıfa ayırır ve şöyle der:
"Birinci sınıf¸ bilen ve bildiğini de bilenlerdir. Bu sınıfa dâhil olan kimse âlimdir ona uyunuz.
İkinci sınıf¸ bilen ve fakat bildiğini bilemeyendir. Bu sınıfa dâhil olan kimse uykudadır¸ uyandırınız.
Üçüncü sınıf¸ bilmediği gibi bilmediğini de bilmeyendir. Bu sınıfa dâhil olan kimse öğretilebilen insandır. Ona öğretin.
Dördüncü sınıf¸ bilmeyen fakat bildiğini iddia edendir. Bu sınıfa dâhil olan kimse iflah olmaz bir cahildir. Onunla uğraşmayınız."
Allah'ın kendisine ilim verdiği kimseler İslâm'ın bayraktarlarıdır. Hem kendisine hem de başkalarına fayda veren alimler¸ peygamber varisleridir.
Ecdadımız ilim ehline ve ilim merkezlerine çok önem vermiş¸ mü'minin yitiği olan ilim ve hikmeti bulması için müesseseler kurmuşlardır.
Tarihi bir anekdotu burada zikretmekte fayda vardır:
Fatih Sultan Mehmet Han¸ zamanın en zor işi olan¸ İstanbul'un fethini gerçekleştirdikten sonra¸ güzel İstanbul'un imarına önem verdi. Harap olmuş bu şehri¸ yeni baştan kuruyordu. Çok güzel yollar yaptırdı. Şehrin civarını ağaçlandırdı. Yeni yeni su kaynakları buldurarak İstanbul halkını bol suya kavuşturdu. Türklere has temizliğin nişanesi olarak hamamlar yaptırdı. Bu arada¸ bugünkü İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün olduğu bölgeye¸ bir saray yaptırdı. Burası şanlı Türk Devleti'nin idare merkezi idi. Saray demek¸ devlet adamlarının yetiştiği okul¸ Türk edep ve terbiyesinin verildiği irfan yuvası demekti. Halkın yetişmesi için de bu günkü Fatih Camii'nin avlusunda gördüğümüz¸ iki taraflı medreseleri yaptırdı. Masraflarını bizzat karşıladı. Dörder medreseden sekiz medrese idi bunlar. Dörtlü grubun Haliç tarafına bakanlara ‘Karadeniz Medreseleri'¸ Marmaraya bakanlara da¸ ‘Akdeniz Medreseleri' denirdi. Hepsine birden ise ‘Sahn-ı Seman' deniyordu. Yani sekizli medrese veya sekiz meydanlı demekti. Cennetin kapısının sekiz olması bu sayıyı tespitte sanırım etkin olmuştu. Bu medreseler¸ bölüm bölüm idi. Osmanlı Devleti'nin yüksek ilim adamları¸ burada yetiştiriliyordu¸ ilme aşık olan Fatih¸ bu medreselerde kendisine bir oda tahsisini¸ müderrisler heyetinden¸ yani profesörler kurulundan istedi. Padişah'a verilen cevap çok manidar idi. Şöyle ki: ‘Evet bu medreseleri siz kurdunuz. Her türlü ihtiyacını da siz karşılıyorsunuz. Ancak bu çatı altında size oda tahsis edilebilmesi için¸ bazı şartları yerine getirmeniz lâzımdır. Bu da¸ evvela bir sınava girerek danişmend (Asistan) olmanız¸ sonra da tercih ettiğiniz ilim dalında tez yapıp¸ bir eser vermeniz ve başarınızı ispatlamanız şarttır.' Bu cevabı alan Fatih Sultan Mehmet Han¸ gurur ve kibire kapılmadan imtihana girmiş¸ sınavı kazanmış¸ bunun üzerine de kendisine¸ Sahn-ı Seman'da bir oda tahsis edilmişti.
Adaletli hükümdar¸ müderrislerin¸ ilmin haysiyetini bu kadar titiz korumalarından dolayı çok sevinmişti.
İlim ehline yakın olmak¸ Allah ve Resulüne¸ Allah dostlarına yakın olmaktır. Cahillerden yüz çevirmek Hakk emrine uymaktır.
Hazreti Hasan (r.a) şöyle buyurmuştur: "Âlimlerle oturup kalkan kimsenin dili açılır¸ zihni aydınlanır¸ sevinci artar. Bu kimse öğrendikleriyle faydalı bir kişilik kazanır."
Yazımızı Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin oğlu Kemal Efendi'ye yazdığı mektubundaki nasihatle bitirelim:
"Her zaman iyilere mukârın ol¸ kötülerden ictinâp et. Kişinin mîyârı mukârın olduğu kimsedir. Mezbeleden dâima fen⸠attar dükkanından ise iyi koku intişâr eder. Zâhirî edebin¸ manevî kemâlin âyinesidir. Bir şişeye ne korsan onu gösterir. Bir kimseye bir şey tavsiye edeceğin zaman evvelâ nefsine tatbik et; kabul eder ise halka da söyle. Nefsinin kabul etmediği bir şeyi başkalarına söylerken Allah'tan utan. Vallâhü'l-muvaffıku ve'l-mürşid."

Summary
Respect to the Man of Letter


Knowledge means to learn and know the reality. It is the spiritual wealth of the wise man and it is necessary to understand the wisdom and the knowledge. An intellectual person uses this ability perfectly and if he is precisely equipped with this knowledge¸ he is considered more superior than angels are. However¸ the ones who do not use their brains and deprived of the knowledge¸ are considered as deaf¸ dumb and blind.
The real wisdom is that which brings benefit to its owner. The man of letter is honourable as long as he performs in accordance with his knowledge. Our Beloved Prophet Muhammad (pbuh) sayş "The rank of knowledge is the most honourable rank." Wisdom makes its owners virtuous. It not only casts light on the environment but also enlightens the inner world of its owner. To be close to the man of letter means to be close to Allah¸ to Its Prophet and to the saints. To stay away from the ignoramus means to comply with the order of Allah.
Hasan the blessed man said¸ "The one's brain¸ who is together with the wise men¸ brigthens and his delight mounts up. That person acquires a beneficial personality by means of what he has learnt"
We end up our article with the advice Osman Hulûsi Efendi wrote in the letter to his son:
"Always be with the respectables and stay away from the evils. Your friend is your canon. There comes out bad smell from the dump while there spreads fragrance from the parfumery. Your good manner is the mirror of your maturity. Have the fear of Allah when you say something that you do not sincerely believe."

Sayfayı Paylaş