GÖNÜL NAKIŞLARIMIZ

Somuncu Baba

Bizi biz yapan değerlerimiz¸ imanımız¸ kültürümüz ve insanî hasletlerimizdir. Koca bir dağ gibi yüreklerle¸ tarihe nam salmış ecdadımız¸ gönül tezgâhında sevgi ilmeğiyle hep muhabbet halısı dokumuşlardır. Aynı kumaştan olduğumuzdan dolayı da¸ insana insanca değer verip¸ kardeşlik türküleri okumuşlardır. Birliğin¸ beraberliğin en güzelini hayatlarında yaşamış¸ bütün dünyaya sevgi ve hoşgörü yaymışlardır.
Gelinlik kızlarımız¸ kınalı elleriyle çeyizlik kanaviçelere lâle motifini işlerken¸ gül nakışlarını desen desen düşürürken hep bu kültürün izlerini nakşetmişlerdir. Halılarımızın¸ kilimlerimiz

Bizi biz yapan değerlerimiz¸ imanımız¸ kültürümüz ve insanî hasletlerimizdir. Koca bir dağ gibi yüreklerle¸ tarihe nam salmış ecdadımız¸ gönül tezgâhında sevgi ilmeğiyle hep muhabbet halısı dokumuşlardır. Aynı kumaştan olduğumuzdan dolayı da¸ insana insanca değer verip¸ kardeşlik türküleri okumuşlardır. Birliğin¸ beraberliğin en güzelini hayatlarında yaşamış¸ bütün dünyaya sevgi ve hoşgörü yaymışlardır.
Gelinlik kızlarımız¸ kınalı elleriyle çeyizlik kanaviçelere lâle motifini işlerken¸ gül nakışlarını desen desen düşürürken hep bu kültürün izlerini nakşetmişlerdir. Halılarımızın¸ kilimlerimizin rengi¸ içimizdeki sevda coşkunluğunu yansıtmış yüzyıllardır. Sultanlar¸ âlimler kaftanlarını hilâl desenli kumaşlardan diktirip¸ lâle motifli gömleklerin üzerine giymişler. Kalplerinin üzerindeki ceplerine koydukları mendillere elvan elvan güller işlemişler.
İnançla¸ gayretle¸ samimiyetle altı asır bütün cihana düzen vermiş¸ Allah’ın ismini diyardan diyara yaymak için çalışmışlardır. Kurmuş oldukları kültür ve medeniyet kubbelerin¸ minarelerin alemleriyle zirveleşmiş¸ ya lâle ya gül ya da hilâl motifleriyle bu alemler bulutlara uzanmıştır.
Hayatımıza vurulan nakışlar motiflerini zamana da yansıtmış. Kur’an aydınlığında¸ Peygamberimizin sünneti doğrultusunda mübarek zaman dilimlerine hilâller¸ yıldızlar asılmış… Işık saçan bu feyz demetleri; Recep¸ Şaban ve Ramazan ayları¸ Regaib¸ Mirac¸ Berat ve Kadir kandilleri olarak hayatımıza ve ruhlarımıza nûr huzmeleri yaymışlardır.
Yine mübarek bir iklimde¸ yine mübarek bir mevsimdeyiz. Bağış ve ihsanın üzerimize sağnak sağnak yağdığı Regaib Kandili Üç Ayların ilk Cuma gecesiyle gönüllere dua nakışları işler. Affın¸ umudun¸ bağışlanmanın müjdelerini verir inananlara. Recep ayının sonlarına doğru¸ yirmiyedinci gecesinde bir aydınlık ufkuyla yine karşılaşırız. Kandillerin ışıkları gündüzlere bile tesir eder ve gönülleri de aydınlatır. Gözlere nûr olur¸ alında¸ dizlerde¸ ellerde ve ayaklardaki nakışların ilk beşâreti olan namaz ibadetinin farz kılındığı Mirac Gecesi’dir bu aydınlık…
“Allah'a ortak koşulmayacak¸ yalnız O'na kulluk edilecek ve yalnız O'ndan yardım istenecektir. Anne ve babaya hürmet edilecek¸ onların duaları alınacaktır. Zinaya yaklaşılmayacaktır. Haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacaktır. Yetimlere iyi muamele edilecektir. Ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır. Bilmediğimiz bir şeyin ardından körü körüne gidilmeyecek¸ şuurlu hareket edilecektir. Yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.” Kur’anî vahiylerin ruha akseden ışıkları o gecede kandil kandil yanmıştır.
Mirac Gecesi; Peygamberimizin Allah’a yakınlaştığı¸ görüştüğü en yüce bir gecedir.
“Sonra (Muhammed’e) yaklaştı¸ derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar¸ hatta daha da yakın oldu.” (Necm¸ 8-9.) ayetinde manevî bir yakınlığa işaret ediliyor. Zaten Mirac gecesinde Allah (c.c) ile Peygamberimiz (s.a.v)’in manevî yakınlığı böyle tarif edilmiştir. Osman Hulûsi Efendi de¸ Mevlâ’nın yolunda mürşid-i kâmilin eteğini tutanların Allah’ın dostuna yakınlıkla Allah’a yakın olacağını Dîvân-ı Hulûsî-i Darendevî’de bir beyitte şöyle ifade etmiştir:

Dâmen-i dilden tutup bir fark olunmaz cem’e er
Ey Hulûsî “kabe kavseyni ev ednâ” andadır

İsra (Mirac) hadisesinde Hz. Peygam­­ber (s.a.v) “Burak’a bindim¸ Beytü’l-Makdis’e vardım” buyurmuş­tur. Efen­di­miz oradan göğe yükseltildi; nebiler ve meleklerle görüştü. Cennet ve ce­hen­nemi¸ daha başka işaretleri gördü. Nihayet beş vakit namaz emri ile aynı gece döndü. Bu ayet-i kerimenin ikti­ba­sen zikredildiği Dîvân-ı Hulûsî-i Darendevî’deki bir beyitte aynen ayetin manası ile verilmekte ve mü’minlerin na­maz ibadetini huzur ile kılmaları kalben yükselmeleri olarak şu şekilde tavsif edil­mek­tedir:

Mü’minin mi’râcıdır kalbî huzûr ile namâz
Kıl huzûr ile namâzın sırr-ı “esrâ” andadır

Şaban ayının onbeşinci gecesi Berat Gecesidir. Şirk koşmayana¸ kin ve düşmanlığı bırakana¸ akrabalarına iyilikte bulunana¸ tevazu gösterip¸ güleryüzlü olana Hakk katından kurtuluş sunulan bir zaman dilimidir. Osman Hulûsi Efendi; Tebessümlü nigâhın afvıma berât verir” mısrasıyla belki de buna işaret eder.
Ramazan-ı Şerif ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi zamanımızı daha da anlamlandıran nakışlarımız. Bu günlerde daha şefkat dolu olur bakışlarımız. Yardımsever tavırlarla her gönüle bir sevgi kandili yakışlarımız. Hakk dergâhına kalkan ellerimizle bu günlerde şöyledir yakarışlarımız:
“Allah'ım! Receb ve Şaban'ı bize mübarek eyle¸ bizi Ramazan'a kavuştur!.” Âmin…

Sayfayı Paylaş