DERVİŞ MUHAMMED İMKENEGÎ (K.S.)

DERVİŞ MUHAMMED İMKENEGÎ (K.S.)

Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE – Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK

Derviş Muhammed İmkenegî (k.s.), Şehr-i Sebz’in İmkene köyünde doğdu.  Mürşidi olan Muhammed Zâhid’in kız kardeşinin oğludur.  Yaşadığı bölgedeki bazı âlimlerden zâhirî ilimleri tahsil etti. Zühd ehli ve sûfi meşrep bir zâttı. Nefis terbiyesine önem veren ve sürekli riyazet hâlinde yaşayan bir zâttı. Onun gençliğinin 15 yılını sözü edilen bu hâl üzere geçirdiği rivayet edilmektedir. Ubeydullah Ahrâr (k.s.)’dan almaya başladığı mânevî terbiyesini dayısı Muhammed Zâhid (k.s.)’in gözetiminde devam ettirerek tamamlayıp tarikatta hilafet ve irşad icazeti aldı. Onun manevî hâlleri ve tecrübeleri o kadar tekâmül etmişti ki, bu özellikleriyle dayısının en seçkin müridi ve halifesi oldu.

Derviş Muhammed (k.s.) ziraatla meşgul olup her zaman helal kazancı öğütleyerek haramlardan kaçınırdı. İbadet ve taatlarına çok dikkat eder ve azimetle amel etmeye özen gösterirdi. Ruhsatları zorunlu hâller dışında tercih etmezdi. Bidatlardan kaçınmayı sünnete ittibanın göstergesi kabul ederdi.

Derviş Muhammed (k.s.)’in yukarıda bazı özellikleri açısından açıklanan tasavvufî/manevî yönünün yanı sıra medrese ilimlerini (zâhrî ilimler) tahsil etmiş icazetli bir âlim olduğu bilinmektedir. Hatta onun bazı müritlerine ve arzu eden talebeye tekkesinde hadis dersleri verdiği de kaydedilmektedir.

Derviş Muhammed (k.s.) 19 Muharrem 970/18 Eylül 1562’de vefat etti. Cenazesi doğduğu yerin yakınındaki Esfiraz köyünde defnedildi. Bugün onun kabrinin bulunduğu yer Özbekistan sınırları içinde olup Şehr-i Sebz’in kuzeyinde kalmaktadır. Kabri çeşitli kesimlerden pek çok insan tarafından ziyaret edilmektedir.

Muhatabı olduğu insanların ihtiyaçlarına vâkıf olan Derviş Muhammed (k.s.) kendisini ziyarete gelenlerin ve müridlerin hâllerine göre muamele ederdi. Sohbet ederken karşısındakilerin manevî hâllerine uygun ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde konuşurdu. Bu sebeple onun sohbetinde bulunanlar içlerinde sıkıntıya neden olan şeyleri çözerek manen huzura ererlerdi.

Müntesiplerinin ve kendisinden nasihat isteyen insanların bidatlardan kaçınarak sünnet-i seniyyeye uygun bir hayat sürdürmelerini isterdi. İnsanların tasavvufî edeplere uygun olarak hareket etmelerine ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in örnekliğini yansıtan mürşidlerin mânevî terbiyelerine önem verirdi. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yaşantısı ve ahlâkî özellikleri mürşid-i kâmiller vasıtasıyla nesilden nesile aktarılmaktadır. Dolayısıyla sufî zâtların telkin ettiği terbiye ve edepler Hz. Peygamber (s.a.v.)’in emirlerine uygun davranışları içermektedir.

Derviş Muhammed (k.s.), çok önem verdiği zühd ve takvanın bir hayat disiplini olarak kabul edilmesini isterdi. Dünyevî şeylere aşırı meyilli olmanın manevî hayatı zedeleyeceğini belirterek bu konuda ölçülü olmayı tavsiye etmektedir. O, müritlerinin mânevî hayatlarında aşırılıklara ve taşkınlıklara müsaade etmez, her zaman itidal üzere olmayı tavsiye ederdi. Ona göre bu düstur Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bir sünneti olup her Müslümanın manevî hayatında uyması ve sürekli hatırında tutması gerekmektedir.

Dipnot

1.    Bu makale Prof. Dr. Kadir Özköse ve Prof. Dr. H. İbrahim Şimşek’in Nasihat Yayınları’ndan neşredilen Altın Silsileden Altın Halkalar kitabının 313-314. sayfalarından özetlenmiştir.

Sayfayı Paylaş