ÜMMETİN YILLIK BULUŞMA VAKTİ: HAC MEVSİMİ

212844

Hac ibadeti, İslâm’ın beş şartından biridir. Hac, Ümmet-i Muhammed’in yılda bir defa buluşması, görüşüp kaynaşması için de bir vesiledir. Her yıl, dünyanın her yerinden, dili, rengi farklı fakat niyeti, istikameti ve dileği aynı olan Müslümanlar Mekke’de buluşurlar ve Allah’ın misafiri olma bahtiyarlığına ererler. Medine’yi ziyaret edenler de Peygamberimiz (s.a.v.)’in misafiri olurlar.

Kâbe, Hz. İbrahim tarafından asırlarca önce inşa edilmesinden sonra Mekke, hac merkezi olmuştur. Allah’a yakın olmak ve günahlarından arınmak isteyenler Kâbe’yi ziyaret etmiştir ve halen de ziyaret etmeye devam etmektedir. Peygamberimiz, “Her kim Kâbe’yi ziyaret ederse bütün günahlarından arınır anasından doğduğu günkü gibi olur.” buyurmuştur. Hac ibadeti hicretin 8. yılında Âl-i İmran Suresi 96. ayet ile farz olmuştur. Ayette mealen şöyle buyrulur: “Kâbe’yi haccetmek, yoluna gücü yeten insanlar üzerinde Allah’ın hakkıdır.”

Hac ibadeti, gidip gelmeye yetecek kadar parası olan, sağlıklı, hür Müslümanlar üzerinde ömürde bir defa farzdır. Nasıl ki ezan okununca namaz kılmak, Ramazan ayı girince oruç tutmak gerekiyorsa, hac imkânı oluşunca ve sağlıklı olarak hac mevsimine kavuşunca da hacca gitmek gerekiyor. Üzerine hac farz olduğu halde çeşitli dünyevi planlarını gerçekleştirmek için haccı erteleyenler, Allah’ın emrini ihmal etmek gibi bir vebali de üstlenmiş olurlar.

Hac ibadeti, Allah’ın çağlar öncesinden Hz. İbrahim aracılığıyla yapmış olduğu davete icabet etmektir. Nitekim ihrama girip niyet ettikten sonra hacı adayı, Kâbe’yi tavaf edinceye kadar “Lebbeyk Allahumme lebbeyk/Buyur Allah’ım buyur…” diyerek davete icabet ettiğini beyan etmektedir. Kabe’ye mecazi anlamda Beytullah/Allah’ın evi denilmektedir. Diğer camiler de Kâbe’nin şubesi konumunda Allah’ın evidir. Allah’ın, zamandan ve mekândan münezzeh olarak bir evinin olması söz konusu değildir. Bu isimlendirme, Kâbe’nin Allah katında ne kadar değerli olduğunu anlatır. Hacı ve umreciler de Allah’ın evinde Allah’ın misafiri konumundadır. Tavaftan sonra sa’y yapılınca, Hz. Hacer’in hayatta kalma mücadelesi sembolize edilir. Arafat ve Müzdelife Vakfeleri, bir nevi mahşer provasıdır. Şeytan taşlarken, şeytanın bugüne kadar verdiği vesveseler ve işlenen günahlar protesto edilir. Böylece hacı, şeytan ile arasına derin bir mesafe koyar. Hacda kesilen kurban ise hem haccı nasip ettiği için Allah’a şükür anlamını ifade eder hem de Allah yolunda maddi fedakârlıkları ifade eder.

Hac ibadeti vesilesi ile her Müslüman hayatında yeni bir başlangıç yapar, geçmişte yapmış olduğu günahlara tevbe eder ve bundan sonraki hayatında takvaya daha çok dikkat etme kararı alır. Böylece hac ibadeti Müslümana kendisini manen yenileme imkânı verir.

Hacca gitmişken Medine’de metfun bulunan Peygamberimiz (s.a.v.)’i ziyaret etmemek olmaz. Peygamberimiz, “Beni vefatımdan sonra ziyaret eden, sağlığımda ziyaret etmiş gibi olur.” buyurmuştur. Müslüman, Medine ziyareti ile iman ettiği Peygamberimiz (s.a.v.)’e sevgisini ve sadakatini arz etmiş olur. Medine ziyareti ile aynı zamanda, İslam tarihinin yaşandığı yerleri görme ve İslam tarihi bilincine erme imkânına erer.

 

Sayfayı Paylaş