İLK ÖĞRETMENİM

0001692100001-1

Kitabın adı: İlk Öğretmenim

Yazarı: Cengiz Aytmatov

Çeviren: Mehmet Özgül

Yayınevi: Nora Kitap

Yayın yeri ve yılı: İstanbul/2017

Sayfa Sayısı: 74

Yaş Aralığı: 15+

İşlenen Konular: Fedakârlık, sorumluluk, azim, vefa…

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite Türk eğitim sistemi içerisinde ortalama on altı yıl. Yüzlerce arkadaş, onlarca öğretmen… Yani eğitim-öğretim hayatımız.

Daha eskilere gidelim en azından bir ilkokul. Şunu anlatmak istiyorum; her halükarda ister ilkokul, ister üniversite mezunu olsun bütün öğrencilerin ilkokul öğretmeni olmuştur.

Eğitimin ilkokul dışındaki kademelerinde elbette bizi etkileyen öğretmenlerimiz vardır; ama ilkokul öğretmenlerimizin yeri bambaşkadır. Diğer öğretmenlerimizin adı, siması, branşı belki zaman içerisinde belleklerimizden silinirken ilkokul öğretmenlerimizi adıyla, soyadıyla, simasıyla hatta memleketiyle hatırlarız. Onların bizde bıraktığı izler o kadar güçlüdür ki aradan geçen yıllar belki her şeyi siler ama onların izlerini kolay kolay silemez. Çünkü ilkokul öğretmenlerimiz bizim için öğretmenin ötesinde anlam taşır. Onlar yerine göre, annemiz, babamız, kardeşimiz, arkadaşımız olurlar. Eğitim-öğretim hayatımızın ilk aşamasında gözümüz onlarla açılır. Çocukluk hayallerimizin mimarı onlardır. Kısaca her şeyimiz olur ilkokul öğretmenimiz.

Cengiz Aytmatov da “İlk Öğretmenim” adını verdiği eserinde Altınay Süleymanovna’nın hayatını değiştiren Düyşen Öğretmen’i anlatır. Daha doğrusu Altınay Süleymanovna romanın 2/3’ünü oluşturan uzun mektubunda kendi hayat hikâyesini anlatırken hayatını değiştiren öğretmeni Düyşen’i anlatır.

Düyşen, kıtlık yıllarında Kurkureu’yu -köylerinin adı- terk eden Taştanbek’in oğludur. Yıllar sonra köylerine dönmüş ve çocuklara bir şeyler öğretmek isteyen, idealist bir öğretmendir. Düşyen, idealist, sabırlı ve azimli bir öğretmendir, çünkü kendisi de aslında öğretmenlikle ilgili pek bir şey bilmemektedir. “Şimdi düşündükçe şaşıyorum: Elinde bir tek ders kitabı, doğru dürüst bir alfabe bile bulunmayan; kendisi heceleye heceleye zor okuyan bir insan bu denli büyük bir işe nasıl girişirdi?” (s. 30). Ancak o, öğrenciler özellikle de Altınay Süleymanovna üzerinde o kadar etkilidir ki, Altınay onun için şu düşünceler içerisindedir: “Öğretmen benim ağabeyim olsa, onun boynuna atılıp sımsıkı kucaklardım, dünyanın en güzel sözlerini fısıldardım.” (s. 36). Bu satırların yazarı da bir öğretmen ve ben gerek öğrencilik gerekse öğretmenlik hayatım boyunca sadece minik yüreklerin öğretmenlerini gördüğünde nasıl katıksız ve karşılıksız bir sevgiyle koşup onlara sarıldıklarına onlarca defa şahit olmuşumdur. Peki, niçin diğer kademelerde değil de ilkokulda öğrenciler öğretmenlerine koşar ve sımsıkı sarılır? Bu soruyu yine Altınay’ın ağzından cevaplayalım: “Bize karşı gösterdiği insanlıktan, yaptığı iyiliklerden, her zaman geleceğimizi düşünmesinden dolayı öğretmenimizi çok seviyorduk” (s. 36). İşte sorumuzun cevabını bu satırlarda gördük.

Yazımızı fazla uzatıp merakınızı gidermek istemem. Düyşen Öğretmen’in ve Altınay Süleymanovna’nın ibretlik hikâyesini Cengiz Aytmatov’un büyülü kaleminden okuyabilirsiniz. İyi okumalar.

Sayfayı Paylaş