SALGIN HASTALIKLAR

235 Aile-11

Bu yazıyı yazdığım günlerde, bütün yayın organlarından yoğun bir şekilde “Dışarı çıkılmasın!” uyarıları yapılarak, sokağa çıkma yasağı olacağı söyleniyor. Ben de yurt dışından geldiğim için, kendime 14 günlük ev karantinası uyguladım ama bittikten sonra da bütün toplum olarak çıkmadığımız için evde kalmaya devam ediyoruz. Her gün artan vaka sayıları, ölümler ve durma noktasına gelen sosyal ve ekonomik hayat, doğal olarak toplum psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yapıyor.

Tarih boyunca böyle büyük salgınların sonunda, ülkelerin siyasal, coğrafik ve sosyal hayatlarında birçok önemli değişikliklerin olduğu yer alıyor kaynaklarda. Örnek 1346-1353 yılları arasında Avrupa’da kara veba olarak bilinen salgında nüfusun %30-60’ı ölmüş ve salgın sonunda tanrının ve kilisenin sorgulanmasıyla, Reform ve Rönesans hareketleri başlamıştır. Keza 15. yüzyılda Avrupalılar Amerika’yı keşfettiklerinde, beraberlerinde götürdükleri virüs ve bakterilerle, bunlara karşı bağışıklık sistemi zayıf yerli halkın yüzde doksanının ölümüne sebep olmuş ve bu da Avrupalıların kıtayı daha rahat ele geçirmesini sağlamıştır.

Günümüzde başka hangi salgınların olduğunu araştırırken, Sağlık Bakanlığı’nın Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nün sitesinde yer alan bir bilgi dikkatimi çekti. Orada anlatılana göre, her yıl 3-5 milyon kişi koleraya yakalanıyor ve bunun 100.000’i hayatını kaybediyor. Bugünün verilerine göre, bütün dünyada Covid-19’dan hayatını kaybedenlerin sayısı 38 bini geçmiş durumda. Bu sayı, her yıl koleradan hayatını kaybedenlerin üçte biri ama koleranın görüldüğü yer çoğunlukla Asya, Afrika ve Latin Amerika ile sınırlı. Yüz bin ölü oldukça çok ama Covid-19’un aksine belli bir bölgede olması, nispeten, sayıyı belli bir düzeyde tutuyor. Covid-19’da da hayatını kaybedenlerin oranı yakalanana göre az belki ama yayılma hızının yüksek olması ve bir anda bütün dünyayı etkilemesi doğal olarak çok endişe veriyor ve beraberinde birçok komplo teorisini de beraberinde getiriyor. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; devletlerin üzerinde yer alan bir üst akıldan söz ediliyor ve salgın hastalık, bir yerde çıkan savaş ya da piyasaların yönetiminde bir kriz ânı olduğunda hep bu üst aklın marifeti olarak görülüyor.

Burada bu komplo teorilerine girmek gibi bir niyetimiz yok ama dualarımız bu illetin, yazımızın yayınlanacağı ay olan Ramazan-ı Şerif’in hürmetine bir an önce, olabilecek en az hasarla atlatılması ve şerden hayır çıkarak insanî değerlerimizin daha çok gelişmesine vesile olması.

Sayfayı Paylaş