MEVLANA

Ek Açıklama 2020-04-13 134739

Kitabın Adı: Mevlana

Yazarı: Sezai Karakoç

Yayınevi: Diriliş Yayınları

Yayın yeri ve yılı: İstanbul 2018

Sayfa sayısı: 94

Yaş aralığı:14+

İşlenilen konular: Hz. Mevlana’nın hayatı, düşünceleri, eserleri…

Molla Cami, –İranlı âlim ve şair. 15. yy.da yaşadı. Arap edebiyatı ve felsefede derinleşti. İran’ın meşhur bilginlerinden sayılmaktadır.- Mevlana için “Peygamber değildi fakat kitabı vardı,” diyor. Evet, Mevlana Celaleddin-i Rumi 700 yıl önce yaşadı, fakat bugün hala eserleriyle yaşamaya devam ediyor. Sezai Karakoç’un ifadesiyle “İnsanlık bugün hala onun önünde saygıyla eğiliyor.” Nasıl eğilmesin ki? Yine Karakoç, Mevlana için, “Ölümü düğün gecesi olarak anlayan insana hangi güç tesir edebilir diyerek,” Mevlana’nın büyüklüğünü ortaya bir kez daha koyuyor.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, biz böyle diyoruz. Afganistan’ın Belh şehrinde doğduğu için de Afganistanlılar ve bizim dışımızdakiler Mevlana’ya Mevlana Celaleddin-i Belhi ya da Mevlana Celaleddin-i Horasani diyorlar. Ne fark eder ki? Mevlana, maddi olarak bir yere mensup olsa da asıl yeri insanların gönülleridir.

Mevlana, tıpkı, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, İbrahim Tennuri, Seyyid Burhaneddin… gibi Ahmet Yesevi’nin Anadolu’ya gönderdiği sestir, nefestir ve mümbit bir tohumdur. Bu tohum Anadolu torağında bin bir renkli çiçek açmış ve Anadolu’ya “Horasan’ın, Maveraünnehir’in kokusunu taşımıştır.”

Babası Bahaeddin Veled, ilahi sırra boyun eğiyor Mevlana’nın serpilip büyüyeceği, dal atıp yemiş vereceği bir yer arıyordu. İran, Irak, Suriye, Erzincan, Larende –Karaman’ın eski adı- derken Konya’da yerini bulmuş oluyordu. Karakoç, bu yolculukta babasının yanında Celalaedin’i gören Muhyiddin-i Arabi’nin “ne acayip bir şey görüyorum güneş ayın arkasından gidiyor,” tespitini “ister doğru ve bir keramet, ister bir yakıştırma olsun, çağın psikolojisini ve büyüklerin umut ve iyimserliğini yansıtması açısından önemli ve isabetlidir, şeklinde değerlendirir.”

Mevlana, klasik eğitimini aldıktan sonra Konya’da medrese öğretimine başlamış babasının ölümünden sonra da bu kez Seyyid Burhaneddin’in manevi kanatları altına girmiştir.

Mevlana, halka ulaşma konusunda farklı bir yol izlemiştir. Ona göre halk sana gelmiyorsa sen halka gideceksin. Burada halkı bir çocuğa benzetir. Halkın bir çocuk gibi hakikatleri çıplak görürse ürkebileceğini dolayısıyla çocuğa acı ilacın şeker içerisinde verilmesi gibi ilahi bilgilerin de musiki ve sema aracılığıyla verilebileceğini savunur ve öyle de yapar. Bugün Mevlevilikteki sema ve neyin dayandığı temel de budur.

Yazımızın girişinde Molla Cami’nin bir sözünü hatırlatmıştık. İşte o sözün işaret ettiği eser Mesnevi’dir. Yaklaşık 26 bin beyit olan Mesnevi, o kadar Hz. Mevlana ile özdeşleşmiştir ki edebiyatta bir nazım şekli olan mesnevi türünü gölgede bırakmıştır.

Sezai Karakoç’un bu kitabı belki hacim olarak küçük ancak yoğunluk bakımından oldukça büyük. Mevlana’nın hayatı ele alınırken din, tarih, sosyoloji, şiir ve edebiyat büyük bir ustalıkla harmanlanmış. Kısaca eser bir biyografi olmanın çok ötesinde.

Sayfayı Paylaş