MÜSLÜMAN’IN KADINA BAKIŞ AÇISI

228-aile-emine.büşra.yüksel

Beşerî ilişkilerde insana, cinsine göre olumlu ya da olumsuz davranmak insani değildir. Davranışın mahiyetini, muhatabın cinsi, maddî gücü, sosyal statüsü ve mal varlığı değil eşref-i mahlûkat/yaratılmışların en şereflisi olması belirlemelidir.

Kişiliği gelişmemiş zayıf karakterli insanlar, kendilerinden güçlü olanlara karşı daima uyumlu ve alttan alan bir tavır sergilerken, kendilerinden zayıf olanları fırsat buldukça ezmeye çalışırlar. Kendisinden güçlü olanlara karşı son derece hürmetkâr olanlar aslında bir güce sığınmakta, hatta güce tapmakta ve o güçten kişisel çıkar sağlamaya çalışmaktadır. Kendisinden zayıf olanları ezenler ise sadistçe duygularını tatmin etme arzusundadırlar.

Günümüz toplumunda kadınlar, çoğunlukla yaratılış itibariyle narin, maddî imkân itibariyle de erkeğe kıyasla daha yetersiz olması dolayısıyla bazı erkekler tarafından suiistimal edilmektedir. Gün geçmiyor ki, darp edilen, şiddete maruz kalan, öldürülen, istismar edilen bir kadın haberi duymayalım. Bu olumsuz davranışların temelinde, erkeklerin kadını bir hayat arkadaşı değil de hizmetkârı ve malı gibi görmesi yatmaktadır. Bu çarpık anlayış bugünden yarına değişmez. Bu anlayışı değiştirmek için ilkokuldan itibaren, insana saygı, yakın çevremize sevgi odaklı beşerî münasebet anlayışını yerleştirmek gerekir.

Peygamberimiz (s.a.v.), “Sizin en hayırlınız, eşlerine karşı iyi davrananınızdır.” (İbn Mace, Nikâh, 50) buyurmuştur. Peygamberimiz meşhur Veda Hutbesi’nde de, “Kadınlara karşı iyi davranmanızı tavsiye ederim, siz onları Allah emaneti olarak aldınız.” buyurarak kadınlara karşı uygulanan ve gelecekte uygulanacak olan kötü davranışları engellemek istemiştir. Nasıl ki kadının, canı, namusu, onuru erkeğe emanetse, erkeğin de canı, evi, kazancı ve onuru kadına emanettir. Çocuklar ise her ikisine emanettir. Emanetin sorumluluğu nedir? Emaneti olduğu gibi muhafaza etmek, zarara uğramasına veya zayi olmasına mani olmak, istemeden de olsa bir zarar söz konusu olduğunda ise zararı tazmin etmek. Kadın olsun erkek olsun, eşini hayatta yol arkadaşı olarak gören, Allah’tan bir emanet olduğunu bilen biri ona insanlık dışı bir muamelede bulunabilir mi?

Mütedeyyin kadınlar, feministler gibi kadını olabildiğince yücelten bir bakış açısı, hayatın her alanında pozitif bir ayrımcılık beklemiyorlar. Mütedeyyin kadınlar, insan olarak sevildiğini, değer verildiğini, temel haklarının korunduğunu görmek istiyorlar. Şahsiyetli bir kadın, kendisinin ezilmesine karşı çıktığı gibi, erkeğinin ezilmesine de asla razı olmaz, her türlü zorluğu birlikte göğüslemeye çalışır.

Hacı Bektaş-ı Veli’ye kâmil/olgun insan kimdir diye sormuşlar. Hünkâr şöyle cevap vermiş: “Karşıdan gelen bir insan gördün. Kadın mı erkek mi diye düşünmüyorsan, erkek olduğunu fark ettiğinde zengin mi fakir mi olduğunu anlamaya çalışmıyorsan, kadın olduğunu fark ettiğinde de güzel mi çirkin mi diye aklından geçirmiyorsan sen olgun insansın.” Ne kadar engin ve yüce bir düşünce!.. Bu bakış açısına sahip kaç insan vardır içimizde?

 

Sayfayı Paylaş