YILKI ATI

14

Kitabın adı: Yılkı Atı

Yazarı: Abbas Sayar

Yayınevi: Ötüken

Yayın yeri ve yılı: İstanbul 2012

Sayfa sayısı:120

Yaş aralığı:13+

İşlenen konular: Vefa, vefasızlık, itaat, terk edilme, acıma…

Manisa’nın Spil ve Yund Dağları, Erciyes etekleri, Afyon Kocayayla, Karaman Karadağ ve belki de adını duymadığımız pek çok yerde hayatlarını sürdürüyor yılkı atları. Bir zamanlar kışın gelmesiyle birlikte yem sıkıntısından dağlara salınıyor, baharla birlikte tekrar yakalanıp bağ, bahçe ve tarla işlerinde kullanılıyorlardı. Tabii sadece yiyecek sıkıntısı için salınmıyordu bu atlar. Yaşlanmış, iş göremez hale gelmiş atlar da yılkı oluyordu. Bugün teknolojiyle birlikte işlevlerini hemen hemen tamamen kaybettiler. Bu durum onlar için fayda mı sağladı bilinmez; ama bugün hala 15-20 bireylik gruplar halinde varlıklarını devam ettiriyor yılkı atları. Artık daha çok fotoğrafçıların gözdesi konumundalar. Fotoğrafçılar, tabiatla özdeşleşen yılkı atlarının tozu dumana katarak özgürce koşmalarını özellikle de gün batımının eşsiz manzarası karşısında mecz ederek ölümsüzleştirmeye çalışıyorlar.

Abbas Sayar’ın Yılkı Atı romanı Dorukısrak’ın yaşlılıktan ve iş görememezlikten dolayı yılkı yapılmasını konu ediniyor. Kış yaklaşmıştır. Üssünoğlu İbrahim hayvanlarının yem ihtiyacını nasıl karşılayacak bunun çaresizliği içindedir. “Bugün aklım Dorukısrak’a takıldı. Çifte gittim, geldim onu düşündüm. Dışarıda kış geldim diyor. Ahırda saman belli, saçkı belli. Ben öküzlerin, tayın, kıratın yeygisini onunla paylaşamam. Tayın arpasına ortak edemem. O, bu yıl, başının çaresine bakacak. O, bu yıl ‘Yılkılık’…” (s. 18).

İnsan için hayvanlara -tabii insanlara da- karşı yapılan vefasızlık. İşimize yaradıkları müddetçe gözdemiz; ama bir şekilde kullanılamaz/iş göremez hale gelince terk ettiğimiz canlılar hayvanlar… Dorukısrak için de durum aynıdır. “Bugün köyde kime sorsanız ‘On on iki yıl önce Dorukısrak’ı tutan bir at yoktu bölgede’ diyeceklerdir.” (s. 29). Fakat gün geçmiş, devran dönmüş ve Dorukısrak yaşlanmış Üssünoğlu İbrahim’in işine yaramaz hale gelmiştir. Artık kaçınılmaz son onun için de gerçekleşecek ve yıllarca hizmet ettiği kapıdan acımasızca kovulacaktır.

Yazar, romanda acımasızlık, vefasızlık örneği Üssünoğlu İbrahim’e karşı, Hıdır Emmi karakterine yer veriyor. Tabiatın zor şartlarına, kurtlara karşı mücadele veren ve bu yüzden iyice güçten, kuvvetten düşen ölme sınırına gelen Dorukısrak’a Hıdır Emmi ve oğlu yardım ediyor. Dorukısrak’a kaynamış saman vererek nefes borularını açıyorlar, kepek kavurup çorba yaparak hayvanı iyileştiriyorlar. (s.91). Hıdır Emmi, ‘Allah indinde makbul bir iş yapmak’, köylülere “İnsaniyet böyle olur’ dedirtmek düşüncesiyle Dorukısrak’ı ayağa kaldırmıştır. Dorukısrak’ın salınmasından sonra köylüler şunları söyler: “Bravo Hıdır Emmi, dediler. Sana bin bravo… Sen olmasan bu at çoktan dereyi doldururdu. Çoktan iskeleti çıktıydı.”

Yılkı Atı romanı, köy, köylülük, çiftçilik ile ilgili bugün unutulmuş pek çok kelime ve kavrama da yer veriyor. Yılkı Atı, köyümüzü, geçmişimizi, geçmişe dair kavramlarımızı, kelimelerimizi unutmamak adına okunabilecek önemli bir roman. İyi okumalar…

 

Sayfayı Paylaş