BAYRAM SEVİNCİ

Bayramlar, sevgi, sevinç, coşku ve heyecanın hep birlikte yaşandığı, dert ve tasaların bir süreliğine ertelendiği çok özel günlerdir.

Ramazan Bayramı ise, Allah’ın rahmet ve bereketiyle günahlardan arınma, nefsi terbiye ederek maneviyatı güçlendirme ve cehennemden azat olma ümidinin kutlandığı özel bir gündür. Ramazan Bayramı, oruç tutanlara Allah’ın bir hediyesi ya da ödülüdür. Bizler de aramızda tebrikleşerek ve hediyeleşerek bayram sevincini yaşamaya çalışırız.

En büyük bayram hediyesini, Ramazan ayında elde ettiğimiz manevî kazançlarla güzel ahlak olarak alırız. Ramazan ayının hakkını verenler, hediyenin de en güzelini hak etmiş olurlar. Bizler bayramlarda öncelikle en büyük ilahî hediyeyi almış olmanın sevincini kutluyoruz. İnsan en çok verirken mutlu olurmuş, bayramlarda vererek mutluluğumuzu artırabiliriz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Hediyeleşiniz, zira hediyeleşme, aranızdaki muhabbeti kuvvetlendirir.” buyurmuştur. Hediye deyince hemen aklımıza masraf ve maliyet gelmemelidir. Bazı hediyeler vardır ki, pahada düşük, değerde yüksektir. Mesela, ölmüşlerimize Kur’an okuyarak ve dua ederek sevabını hediye edebiliriz. Bayramlaştığımız kimselerle gülümseyerek yapacağımız bayramlaşma ile hiç maliyeti olmayan büyüklere saygı ve hürmet hediyesi, küçüklere ise sevgi ve şefkat hediyesi sunabiliriz. Ailemizdeki fertlerin mutlu olmasına müspet davranışlarla katkı yapabiliriz. Ayrıca, çocuklarımıza güzel elbise ve harçlıklar vererek, komşu ve akrabalarımızdan ihtiyaç sahibi olanlar varsa onların da ihtiyacını bir nebze azaltarak bayramı kutlamaya çalışabiliriz.

Bayramlar, komşu, akraba ve dostlarla birlikte idrak edilirse bir anlam kazanır. Komşularımız, toplumda bir arada yaşadığımız ve aynı çevreyi paylaştığımız kimselerdir. Komşularımızla iyi ilişkiler kurduğumuzda hem hayat daha kolay yaşanır hale gelecek, hem de dinî ve ahlakî bir görevi yerine getirdiğimiz için sevap kazanacağız.

Bayramlarda en fazla hatırlamak ve ziyaret etmekle yükümlü olduğumuz kimseler akrabalarımızdır. Akrabalarımızdan yakın olanları bizzat ziyaret ederek, uzakta olanları ise telefonla arayarak hayır dualarımızı iletir ve dualarını talep ederiz. Bayramlarda usûl şöyledir: Bayramın bir ve ikinci günü küçükler büyükleri ziyaret ederler, üç ve dördüncü günleri de büyükler küçükleri ziyaret ederler. Yaşlı, yatağa bağımlı hasta, şehit yakını ve gazilerin, bayrama yakın zamanda yakını ölmüş olan kimselerin ziyaretine öncelik verilmesi önem arz eder.

Huzur ve mutluluk, geniş maddî imkânlar, makam ve servetle elde edilmiyor. Huzur ve mutluluk, şükreden bir dil ve kanaat eden bir gönül ile elde ediliyor. Değer ölçümüz, nicelik değil nitelik olmalıdır. Eskilerin tabiri ile kemiyet değil, keyfiyete önem vermeliyiz.

Behlül Dânâ, bir bayram günü güzel ve temiz elbiselerini giyerek halkını selamlayan Halife Harun Reşit’i görünce şu beyti dile getiriyor:

Bayram, güzel elbiseler giymek değildir.

Bayram, cehennemden azat olduğumuz gündür.

Halk arasında “Deliye her gün bayram.” şeklinde bir darb-ı mesel var. Oysa Ebu’l-Leys Semarkandî der ki, ‘Kişinin günahsız geçirdiği her gün onun bayramıdır.’

Günlerinizin sağlık ve afiyetle günahsız bir şekilde geçmesi ve böylece cenneti kazanarak gerçek bayramlara ulaşmanız dileğiyle, Ramazan Bayramı’nızı tebrik ederim.

Sayfayı Paylaş