İLLA EDEP

Edep; terbiye, güzel ahlak, toplumun töresine uygun ve olumlu davranış, incelik, zarafet, kibarlık, utanma ve ar duygusu gibi anlamlara gelir. Edep, insanın değerini artırır. Edep, kişinin şeref tacıdır. Şair şöyle der:

Edep bir tac imiş nûr-i Hudâ’dan

Giy ol tacı emin ol her beladan

Kur’an’da; “Sen yüksek bir ahlak üzeresin.”1 buyuruluyor. Hz. Peygamber (s.a.v.) de; “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”2, “Beni Rabb’im terbiye etti ve terbiyemi de en güzel yaptı.”3 buyuruyor. Mevlâna da, “Bütün cihanı aradım taradım, iyi huydan daha güzel bir şey bulamadım.” der.

İrfan; ilim, edep ve kültürü içine alan geniş anlamlı bir kelimedir.

Eskiden bazı dükkânlarda güzel bir hüsnü hat tekniği ile yazılmış “Edeb ya hu” ibaresi levha olarak yer alırdı. Hattatlar, bu edebî çalışmayı “Hoşgör ya hu.” ve “Bu da geçer yahu.” sözleri ile tamamlayarak bir anlam kompozisyonu oluşturmuşlardır:

Mevlâna der ki: “Efendi, bilmiş ol ki edep, insanın ruhudur. Eğer şeytanın başını ezmek istersen gözünü aç ve gör ki şeytanı öldüren edeptir.”

Bazı Edep Kuralları:

Bizim geleneğimizde, biri konuşurken sözü kesilmez, yaşça veya bilgice büyük olan varsa o konuşur, diğerleri dinler. Büyüklerin yanında laubali hareket, ayakları uzatmak, bacak bacak üstüne atmak, sigara içmek, sakız çiğnemek, elleri arkaya ya da cebe koymak edep dışı sayılmıştır. Sofrada önce aile büyüğünün yemeye başlaması, su içileceği zaman önce büyüklere sunulması da edeptendir. Eve girerken selam vermek, geç kalınmışsa sormadan açıklama yapmak, bir yere giderken, müsaadenizle, diye izin istemek de edeptendir.

Edepsiz, insanlardan utanmaz, kınamaları kaale almaz. Edepsizlerin ar damarı çatlamıştır. İnsandan utanmayan Allah’tan da utanmaz ve korkmaz. Kork Allah’tan korkmayandan, denilmiştir. Zira Allah’tan korkmayandan her türlü kötülük beklenir. Edep ile ahlak arasındaki fark: Ahlak geniş anlamlıdır, evrenseldir, edep daha özel ve yereldir. Mesela, aile bireylerinden birine karşı sesi yükseltmek hem ahlaka hem de edebe aykırıdır ama büyüğe ismi ile hitap etmek Avrupa ve ABD toplumlarında normal karşılanırken bizde edepsizlik sayılır. Fakat İslâm kaynaklarında edebin de çoğu yerde ahlak anlamında kullanıldığını görüyoruz.

İnsanın haddini bilmemesi, üzerine düşmeyen işlerle meşgul olması, çokbilmiş görünmesi de hem hamlık hem de su-i edeptendir. Bir mecliste yüksek sesle konuşmak, ilgisiz bakışlar, orasını burasını karıştırmak, burnunu karıştırmak, dişlerin arasını temizlemek, boğaz kazımak, burun silmek, hep kendinden ve kendi problemlerinden bahsetmek hoş karşılanmaz. İnsanların hoş karşılamadığı, dinin de mekruh saydığı söz ve davranışlar edepsizlik kapsamına girer.

Edep dışı sayılan bir söz ve hareketle karşılaştığımızda yapıcı bir üslupla, kırmadan, dökmeden müdahale etmeli ve düzeltmeye çalışmalıyız. Allah katında itibar, koyduğu kurallara uyularak kazanılır. İnsanlar arasında itibar da hem helal-haram çizgisine riayet edilerek hem de edep kurallarına uyularak elde edilir.

Edep ilimden de önce gelir.

Şair şöyle demiştir:

Girdim ilim meclisine eyledim kıldım talep,

İlim geride kaldı illa edep, illa edep.

Dipnot

1.    68/Kalem, 4.
2.    Malik, Muvatta, Hüsnü’l-huluk, 6.
3.    En-Nehbani, Fethu’l-Kebir,1, 64.

Sayfayı Paylaş