HZ. PEYGAMBER (S.A.V.) DÖNEMİNDE GAZİ KADINLAR

İslâm’ın ilk harbi olan Bedir Muharebesi’ne kadınlar katılmamıştı. Fakat Uhud’da, Bedir’den farklı olarak; yaralılara yardım, onların kuvve-i maneviyelerini takviye ve askerleri teşvik gibi maslahatlarla kadınlar da bulunmuş. Bunların en önde gelenleri; Hz. Aişe (r.a), Ümm-ü Süleym, Ümm-ü Ammar b Yasir, Ümm-ü Atiyyetü’l Ensari, Safiyye binti Abdilmuttalib, Ümm-ü Ümare Nesibe’dir. Şimdi cehd ve gayretleriyle Allah yolunda i’lay-ı kelimetullah için gösterdikleri kahramanlık ve fedakârlıkları dolayısıyla İslâm tarihinde önemli yerleri olan bu hanım sahabelerden numune olan bir isimden bahsetmeyi, meselenin hanımlar boyutu itibariyle önemli görmekteyiz.

Ümm-ü Ümare Nesibe (r. anhâ)

Uhud’da nice kadınlar, başlarında Ümm-ü Ümâre Nesibe (r. anhâ.) olmak üzere, ellerinde sargılar, bellerinde mataralar, yaralılara su vermek ve yaralarını sarmak için oraya gelmişlerdi. Eşini ve oğullarını göndermişti, onlar savaşırken, kendisi de belinde matara, elinde sargılar, yaralıları tedavi için orada bulunuyordu. Bir an gelmişti ki, neredeyse kırılmadık kol, kesilmedik baş kalmamıştı. Tam bu esnada Rasûlullah, üzerine gelmekte olan bir grup gözü dönmüşü göstererek: “Bunlara karşı kim çıkacak?” deyince, Nesîbe (r. anhâ.), elindeki sargıları, belindeki matarayı atarak: “Ben Ya Rasûlallah!” cevabını vermiş ve müdafaa hattında yerini almıştı. Artık şimdi o elindeki kılıçla sağa sola saldırıyor ve Rasûlullah’a yaklaşanları biçip geçiyordu. Oraya sargı sarmak, yaralıları tedavi etmek için gelmişti ama iş başa düşünce âdeta aslan kesilmişti. O, Rasûlullah (s.a.v.)’ın önünde mücadelesini devam ettirirken, oğlunun kolunun bir kılıç darbesiyle kesildiğini görür, koşar onu sargı ile sarar ve elini sırtına vurarak: “Git Rasûlullah (s.a.v.)’ın önünde savaş evlâdım!” der ve savaş mevkiine döner.

Sırtında derin bir yara açılmış ve kanlar içinde kalmıştı. O, çocuğunu savaşa gönderdikten sonra Allah Rasûlü ona şöyle buyuruyor: “Senin şu yaptığına kim takat getirebilir ki, kim dayanabilir ki?” Bunu duyan büyük kadın: “Allah’a dua et. Beni cennette seninle beraber eylesin!” diyor. Ve Rasûlullah (s.a.v.) ellerini kaldırarak, yüzünden, sırtından, kolundan kanlar akan bu kadına dua ediyor: “Allah’ım, cennette onu benimle beraber kıl.” Şerefli kadın bu duayı işitince: “Gayri kıyamete kadar O’nun önünde savaşabilirim.” diyor.1 Bu mübarek kadının daha sonra da Yemame’de bulunduğu ve orada bir kolunu kaybettiği de ifade edilmektedir.2

Dipnot

1.    Buhârî, Edep, 2.
2.    Buhârî, Edep, 2.

Sayfayı Paylaş