YOKTAN VAR EDEN!..

Hayatımız yazın sakinliğinden sonra yoğun bir döneme girdi. Bu yoğunluklar içerisinde, farkındalıklı bir yaşamı Güzeller Güzeli hepimize nasip etsin. Sizlere zahirde gideceği yolu ile ilgili hiçbir maddî varlığı olmadığı halde, yola Rabb’ine teslimiyet ile çıkan ve yoklukları daim var eden Rabb’e şükrü aktarmak istiyorum.

Aşkın hakiki Sahibi’nin ‘Ol’ emrinde daim nice hikmetler vardır ki, ancak aşk ile bilinir.

İlim aşkı başkadır. İlim Rabb’e götüren bir araç olarak ve Peygamber Efendimiz’in “Hikmet mü’minin yitiğidir.” arayışı ile içten-dışa, dıştan-içe yolculuklar ile sürekli var olmuştur. Rabb’imizin ilme verdiği sonsuzluk değeri ve güzel hikmetleri ile yolcu; elinde maddî bir varlığı olmayarak yola çıkar. Yol uzundur, zordur. Elde avuçta kazanılan ilim kapısının ücreti yoktur. Ancak her gün ‘Yoktan var eden O ise, elbette ki bu kapıyı da olduracaktır. Zaten var iken, ne vardır? Benim olan nedir ki, varlığımla övünürüm? Her şey O’ndan yine O’na iken başka neye güvenirim ki?’ Bu yanmalar ile günler geçmektedir ve her geçen gün ile sabır denenmektedir. Hâlbuki O, ol der ve olur ise, neden bu kadar insanoğlu şüpheye, şaşkınlığa düşmektedir. İşin sırrı, sadece halis bir teslimiyettedir. Senin nasibini Yemen’den, Çin’den getirir. Kalbe-akla gelen bu tür düşünceleri bastırmakla uğraşırken bir yandan da yaşanılan dünyadaki ilim kapısının şartı için mücadele verilmelidir. Rabb’imize sızlanmamızdan öte; “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.”1 buyruğunun nidası ile hayat mücadelesi devam etmelidir. O, zaten oldurur. Öyle güzel Rabb’dir ki, oldurmayı bekletmesi senin terbiye olunman ve insan-ı kâmil olma yolundaki tekâmülün içindir. Kolay yolda rahmet gelmez. Zorlukta rahmet dalgaları gani gani olur. Hayat aslında hep böyledir. Yok gözükende var vardır, var gözükende de, yok vardır. Çünkü Rabb’imiz, Yüceler Yücesi Ya Hayy’dır. Hayy’daki Âlim’dir. Âlim’deki Zahir, Zahir’deki Batın’dır. Gayret et ve O’nun varlığına teslim ol, iki taraflı huzura erenlerden ol… Bu tekâmüller ile her geçen gün gelen hayırlı haberler, dökülen terler ile Rabb’in ilim kapısının maddî kısmını tam şekilde buldurmuştur.

Tabii… Günlerce ilmini devam ettirebilmek için kapı kapı gezmiş, insanlara dert anlatmıştı. Nefsini ayağının altına alıp başkasından isteyebilmek zordu. Verebilmek ise, kolay iken, neden bu kadar zordu? Bunları günlerce düşünmüştü. Ama her var olanın nasip olduğunu, her olanın O’nun isteği ile senin için en hayırlı şekilde yaratıldığını sana olaylarla öğretiyordu. Susup da dinlemek, bakıp da görmek gerekiyordu. Çekil aradan, kalsın Yaradan güzelliği ile donanmak gerekiyordu. Rabb’im güzelliklerini yapandı. Bunda şüphe yoktu. Sabır, azim, aşk gerekliydi. Her başa gelenin lütuf olarak algılanmasını, her insanın da aşk yolculuğundaki tekâmül adına terbiye için vesile olduğunu unutmamak gerekiyordu ki, hayat yaşanılsın. Çünkü Rabb’imiz hiçbir zaman kullarının hayat sınavında başarısız olmalarını istemiyordu. Bu yüzden yolcunun da ilim ücretini tamamlamış ve ilimde ilerlemesi için vesileleri en güzel şekilde oldurmuştu. Yolcu, bunun şükrü ile O’nun karşısında iki-büklümdür. Çünkü onu her zamanki gibi ne bırakmış ne de terk etmiştir.

Hayatı farkındalık şeklinde yaşamak hepimizin elindedir. Her ânımız emanet ve şükür adına vesiledir. Rabb’im daim fark edenlerden eylesin, değerli dostlar.

Sayfayı Paylaş