HAYAT ÖĞRETMENİ

“Hayat, insafsız bir öğretmendir; önce imtihan eder, sonra öğretir.” denilir. Bu özdeyişte ima edilen eğitici âmil, hayatta yaşanan acı tecrübelerdir.  İnsanın sahip olduğu birikimin çoğunluğu, tecrübe, gözlem ve kanaatlerden oluşur. İnsan, ihtiyaç duyduğu şeylere ilgi duyar ilgi sezgiye, sezgi de bilgiye götürür.

Herkesin ilk öğretmeni annesidir. Konuşmayı, iletişim kurmayı, kişisel bakımı ve ihtiyacını görmeyi kişi anneden öğrenir. Baba ise hayata bakışı, olayları anlamlandırmayı ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğretir. Sonra ilk öğretmeni devreye girer.

Öğretmen, hayata dair her ne varsa gerekli olan her şeyi yüzeysel olarak ama sistematik bir şekilde belletmeye çalışır. Yaş ilerledikçe branş öğretmenleri çocuğun zihnini gergef gergef işlemeye başlar. Bu aşamada, çoğu gerekli olmakla birlikte, bir kısmı hayatta işine yaramayacak olan bilgileri de çocuk fazla yorum yapmadan zihninde depolar.

Yıllarca süren eğitim öğretim sürecine, sınav temposuna ve stresine rağmen birey, sevmeyi, saygı duymayı, hayatı anlamlandırıp yorumlamayı, öğrendiği bilgilerin de delaleti ile tecrübe ederek öğrenir.

Aile, okul ve yaşanmışlıkların birey üzerindeki müspet eğitici rolü, her şeyin normal seyrinde yürüdüğü varsayımına göredir. Anne ya da babanın yokluğu, öğretmenin yetersizliği, ebeveyn ve öğretmen ve çevre şartlarının olumsuz tesiri öğrenim sürecinde bireyin psikolojisinde tahripkâr etkiler bırakır. Okulda disiplin suçu, toplumda da adlî suça karışanların geçmişi incelendiğinde eğitim süreçlerinin belli aşamalarında ciddi ihmallerin yapıldığı ortaya çıkar.

Kişiliğin tekâmülünde, bireye verilen eğitim kadar, ülkenin gelişmişlik düzeyi, varsa barış ve huzur ortamı ve mevcut konjonktürden bireyin kâfi miktarda yararlanması ve etkilenmesi de önemli bir yer tutar.

Bu durumu, yeni komşularımız muhacir kardeşlerimizin halet-i ruhiyelerinde daha yakından gözlemliyoruz. Suriyelilerin yaşamış oldukları korku, çaresizlik ve muhtaçlık halinde yakinen gözlemliyoruz. Gaziantep’te bir çöplükte işe yarayan bir eşya var mı umudu ile arayış içinde olan Suriyeliler arasında geçen şu konuşma ne kadar trajiktir: “Suriye’de farklı görüş ve düşünce sahibi olduğumuz için bir araya gelemiyorduk. Şimdi ise çöplükte buluştuk.”

Yaşanmış tecrübeleri tekrar yaşayarak tecrübe etmek zaman israfından başka bir şey değildir. Akıllı insanlar aklını yerli yerince kullanırlar, daha akıllı ve zeki insanlar ise başkasının aklından da istifade ederler. Traji komik bir fıkra şöyledir:

Temel idama mahkûm olmuş, idam edilmeden önce son sözünün ne olduğu sorulmuş. O da “Ha bu bana iyi bir ders olsun.” demiş. Bazı durumlarda son pişmanlık da acı tecrübelerden çıkarılan dersler de fayda vermez.

O halde hayatın akışı içerisinde bir yandan aklımızı kullanırken büyüklerin yaşamış olduğu tecrübelerden de yeteri kadar istifade etmeye çalışmak gerekir. Hayatın acı tecrübelerle öğrettikleri, hayatımızda telafisi imkânsız sonuçlara yol açabilir. Hayatın gerçekleri bizi yormadan biz yerinde ve zamanında sorumluluklarımızı yerine getirebilirsek, inisiyatif de daima bizde olur.

Sayfayı Paylaş