SADECE MADDİYAT OKUL BAŞARISI GETİRMEZ

En değerli varlıklarımız, şüphesiz, Allah’ın birer emaneti olan çocuklarımızdır. Şu üç günlük dünyada bütün anne babaların gayesi, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaktır. İyi bir geleceğin iyi bir eğitimden geçtiğini bilen anne babalar, üzerlerine düşen görevleri de kendilerince sonuna kadar sorunsuz olarak yapmaya çalışmaktadırlar.
Okulların açıldığı günlerde anne babaların yaşadığı telaşlar da bunun göstergesidir. Nasıl başlanırsa öyle gider diyerek çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar. Çocukların güzel bir geleceğe sahip olmasının iyi bir eğitimden geçeceğini düşünen ve durumu iyi olan birçok veli; devlet desteğini de fırsat bilerek çocuklarını özel okullara kaydettirmeye çalıştı. Durumu olmayanlar da bulundukları yerin en iyi okuluna vermeye çalıştı.
Anne babaların çocuklarına karşı çabalarını takdirle karşılıyoruz. Yalnız birçok velimiz işin maddî boyutunu düşünmekte, psikolojik boyutunu düşün(e)memektedir. Yani görevlerinin sadece çocukların fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu düşünmekteler ve psikolojik ihtiyaçlarını düşün(e)memektedirler.
Maddiyat önemli ancak iş sadece maddiyatla çözülmüş olsaydı bizim gibi köy kasabada okuyup özel okul ve dershane yüzü görmeyenlerin bugün köyde ya çiftçilik ya da çobanlık yapması (Okurken bu meslekleri peygamber mesleği diyerek severek yapıyorduk.) gerekiyordu. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil.
Maddiyat önemli ancak başarı için olmazsa olmazların başında gelmez. Bugün başarılı olan birçok insanın geçmişine bakıldığı zaman, maddi sıkıntılar yaşadığını ve bunları çok fazla problem etmeden eğitimlerine devam ederek başarıyı yakaladıklarını görüyoruz.
Eğitimde fiziksel ihtiyaçlar önemli ancak olmazsa olmazların başında değil dedik. Çünkü meslek hayatım boyunca binlerce öğrenciyle görüştüm; fakat hiçbir öğrenciden ailelerinin maddî imkânsızlarını şikâyet etmek adına: “Hocam, ailem bana şunu almıyor, bunu almıyor, bana harçlık vermiyor, bal, baklava ve et yedirmiyor, özel ders aldırmıyor, özel okula göndermiyor.” diye bir cümle duymadım. Ama; “Ailem beni sevmiyor, benimle ilgilenmiyor.” diye başlayan, psikolojik ihtiyaçları ifade eden cümleler kuran yüzlerce öğrenci ile görüştüm.
Birçok anne baba; çocuklarının kendilerinden sadece yiyecek, giyecek ve para istediğini zanneder. Onun için de velilerimiz: “Hocam, yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, dershaneye, özel okula bile gönderdim, başka daha ne yapabilirim?” derler.
İşte konunun ayrıştığı nokta da burası. Anne babalar işin maddiyatında, çocuklar psikolojisindedirler. Bugün birçok çocuk; anne babasıyla iletişime bağlı “anlaşıl(a)mama” sıkıntısı yaşamaktadır. Ailesi tarafından dinlenilmeyen ve buna bağlı olarak anlaşılmadığını düşünen birçok çocuk, psikolojik sıkıntılar yaşamaktadır. Bu çocuklara bal baklava yedirmeler, markalı kıyafetler giydirmeler, özel okula göndermeler çocukların psikolojik açlıklarını gidermiyor. Okul çocuğunun maddî ihtiyaçları en iyi şekilde karşılanırken duygusal ve psikolojik ihtiyaçları hep ikinci planda kalmaktadır.
Anne babalar, çocuklarının sadece karınlarını doyurmak, üstlerini giydirmek ve okul ihtiyaçlarını karşılamakla görevlerinin bittiğini sanırlar. Oysa çocukların fiziksel ihtiyaçlarının yanında duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının da olduğunu akıllarına dahi getirmek istemezler. Peki, nedir bu ihtiyaçlar?
Çocukların başarılı olmaları, aile tutumlarına bağlıdır. Çocukların başarılarını artırmak için aileye düşen görevlerin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz: Çocuklara yapılan fedakârlıklar; “Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, kursa, özel okula, dershaneye gönderdim.” sürekli gündemde tutulmamalı.
Çocukların yeteneklerinin üstünde bir beklentiye girilmemeli. Çocukların başarısından daha çok gayreti takdir edilmeli.
Çocukların olumsuz davranışlarını ve başarısızlıklarını ön planda tutarak benlik saygılarını olumsuz etkileyecek değerlendirmelerden kaçınılmalı.
Çocuklara yaşından küçükmüş gibi davranılmamalı. Güven ve destek konusunda her zaman yanında olduğu hissettirilmeli.
“Benim zamanımda, ben senin yerinde olsaydım…” gibi uzun uzun nasihatlerden kaçınılmalı.
Çocuklara karşı sabırlı ve anlayışlı olunmalı. Her ne olursa olsun kesinlikle beddua edilmemeli ve çocuklara hayır dua edilmeli.
Çocuklarla iletişim kurulurken çocukların ruh halleri ve psikolojik durumları göz önünde bulundurulmalı. Çocuklara aile içinde vazgeçilmez oldukları hissettirilmeli.
Çocuklar başka çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslanmamalı. Kıyaslanacaksa da dünü ve bugünü değerlendirilerek kıyaslanmalı.
Çocuklara “sevgi açlığı” hissettirilmemeli. Sevgi, sözle birlikte beden diliyle de gösterilmeli. Bunun için de çocuklarla nitelikli zaman geçirilmeli. Çocuklara evde mutlu ve huzurlu bir ortam sağlanmalı. Aileyi etkileyen olumsuzlukların çocukları da etkileyeceği unutulmamalı.
Çocukların anlattıkları can kulağıyla dinlenilmeli. Olaylar karşısında nasıl düşündüğü, neler hissettiği sorulmalı ve düşüncelerine saygı gösterilmeli. Çocukların uygun olmayan arkadaş ve davranışları yumuşak bir dille çocukla konuşulmalı. Bunun için de uzun uzun nasihat etmek yerine nedenleri üzerinde durulmalıdır.
Çocukları aşırı eleştirmekten ve onlara yargılayıcı davranmaktan kaçınılmalı. Yine çocukların hataları başkalarının yanında söylenerek çocuklar küçük düşürülmemeli.
Çocukların hataları sürekli yüzlerine vurulmamalı. Çocukların yalana başvurmamaları için de herhangi bir konuda üzerlerine fazla gidilmemeli.
Çocukların haklı olduğu konuda onları haksız duruma düşürmek yerine, özür dileme erdemliliği gösterilmeli. Bunun, anne babaları çocuğun gözünde küçültmek yerine daha da yücelteceği unutulmamalı.
Çocukların sadece okul başarısıyla değil, karakter ve kişilik gelişimleriyle, duygusal ve psikolojik sorunlarıyla da ilgilenilmeli.
Bunların yanında çocuklar okul başarısı için;
Sabah kahvaltısı yapmadan okula gönderilmemeli,
Okula zamanında, tertipli ve dua edilerek gönderilmeli,
Çocukların okulla ilgili anlattıkları can kulağıyla dinlenilmeli,
Çocuklara evde ders çalışacakları uygun bir ortam sağlanmalı,
Çocuklara sürekli ders çalış demek yerine, çocuğun planlı ders çalışması sağlanmalı,
Çocuklar yemek yerken ve ders çalışırken kesinlikle televizyon kapalı tutulmalı,
Ders çalışmasını engelleyecek cep telefonu, tablet, bilgisayar ve televizyon gibi aletlere sınırlamalar getirilmeli,
Sonuç olarak, çocukların başarısını artırmak için yalnız annenin ya da babanın desteğinin yeterli olmadığı ve her ikisinin birlikte bu desteği vermesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sayfayı Paylaş