OLMAZSA OLMAZ

İnsanın iç dünyası iyi ve kötü duyguların harmanlandığı bir yerdir. Orada her şey barınır, tıpkı orman gibi. Eğer bir şahıs iyi bir eğitim ve öğretim görmüşse iyi duygularını, aldığı eğitim yeterli veya istenilen düzeyde değilse kötü ve zararlı duygularını öne çıkarır.
Öyle bir toplum haline geldik ki herkes birbirinden şikâyetçi. Hiç kimse kimseye güvenmiyor. Yolsuzluklar ve onun getirdiği yoksulluk günden güne artmakta. İşin garibi, bunun bir çaresi yok mu diye kafa yoranların sayısı ise oldukça az. Peki, bu hep böyle mi gidecek? Birileri bu gidişata dur demeyecek mi?
Elbette her şeyin bir çaresi olduğu gibi kötülük ve yolsuzlukların da birtakım çareleri -panzehirleri- vardır. İşte bunların en başında da olmazsa olmaz diyebileceğimiz üç temel şart vardır:
1- Allah korkusu,
2- Devlet otoritesi,
3- İnsanlardan utanma duygusu.
Eğer bu üç duygu bir toplumun fertlerine eğitim ve öğretim yolu ile verilir, genç nesiller de devlet eliyle buna uygun yönlendirilirse elbette suç işleme oranı asgari seviyeye iner, aksi takdirde ne suç ne de suçlu azaltılabilir.
Bir toplum düşününüz ki o toplumda ne Allah korkusu ne devlet otoritesi ne de insanlardan utanma duygusu kalmamışsa böyle bir toplum pimi çekilmiş bir bomba değildir de nedir?
Yukarıda maddeler halinde zikrettiğimiz ve olmazsa olmaz diye takdim ettiğimiz bu duygulardan mahrum olarak yetiştirdiğiniz bir fert veya toplumdan ne bekleyebilirsiniz?
Bu üç duygu kafalarda ve kalplerde yer etmedikçe suç işleme oranı azalmayacaktır. Suç işleme oranı esas manada bu üç duygunun varlığı veya yokluğuyla ilgili olduğu gibi, kuvvetliliği ve zayıflığıyla da ilgilidir.
Öyleyse geliniz, bu milletin evlatlarının kafasına ve gönlüne soylu tohumlar ekelim. Bünyemize ters düşen karakılçık tohumlardan vazgeçelim. Bir ilaç birilerinin bünyesine iyi gelmiş olabilir, ama o ilaç bizim bünyemize iyi gelmiyor üstelik bir de alerji yapıyorsa, aynı ilaçta diretmenin ne anlamı vardır?
“Ne ekersen onu biçersin.”
“Rüzgâr eken fırtına biçer.”
Bir Çin atasözünü bir kez daha altını çizerek hatırlatmak istiyorum: “Bir yılını düşünen pirinç eksin, yüz yılını düşünen fidan diksin, istikbâlini düşünen ise insan yetiştirsin.”
O halde ey yetkililer, terör dâhil bütün zararlı faaliyetlerden ve türlü suç ve cinayetlerden kurtulmak istiyorsanız, eğitim ve öğretime önem veriniz ve bu üç duyguyla beslenmiş kaliteli insanlar yetiştiriniz!
Tarihin hiçbir devrinde suç sıfıra indirilememiştir. -Buna Asr-ı Saadet de dâhildir- Suçun sıfırlanması fıtrata aykırıdır. O halde hepimizin ortak çabası, suç işleme oranını asgari seviyeye indirmek olmalıdır. İşte bunun yolu da yukarıdaki üç maddeden geçmektedir.
Sözün özü: “Kork Allah’tan korkmayandan.”

Sayfayı Paylaş