GÖSTERİŞ YÜKLÜ HER AMEL, HELAL DUYARLILIĞINI DİNAMİTLER

Helal haram sınırında helale kaçış hicrettir. Nefsimize hoş gelen sınırlar vardır, çok ince. Bir adımlıktır bazen. Bahsettiğim nokta bu…
Şüpheli durumların arttığı şu süreçte helali takip etmek, Hz. Ömer’in takva tanımındaki gibidir: “Dikenli bir yolda eteklerini toplayarak yürümeye çalışmaktır.” haramdan kaçınırken. Takva sahibi olmak, helal haram duyarlılığında önemli bir kalkandır.
Her siretin güzergâhında pişiren köşe taşıdır takva. En iyisine ulaşma çabasıdır.
Şüpheli şeylerden kaçınmak da hicrettir. “Korkulu rüya görmektense uyanık kalmak iyidir.” diyen atalarımızın sözüyle özdeştir bu sınır. İçimizi rahatsız eden tüm fiillerden kaçınıp, şüphe arz eden konuda tartışmak yerine ondan uzak kalmak.
Tesettür, yeme içme, alışveriş mahallinden tutun da; eğitim, sağlık alanına kadar yansımıştır nice şüpheli ahval.
“Var mı, yok mu?” şüphesi yerine, içindekilerden emin olmadığın gıdayı tüketmeme helal haram duyarlılığına bir örnektir. Dikenli tellerin yanında gezdirmemektir sürüyü, değilse öyle ya da böyle takılacaktır yünleri.
Helal lokma yemek ve yedirmek, neslin selameti içinde önemlidir. Alın teri helal kazanç ile birlikte içerisinde haram bulunmayan yiyeceklerden yedirmek ve buna çok dikkat etmek bizi helal çizgisinde tutar. Helal olmayan gıdayla beslenen nesillerden hayırlı işler yapmasını beklemek de çok normal bir durum değildir.
Bir hadis-i şerifte, Buhari’den şöyle nakledilir: “Hiçbir kimse el emeğinden daha hayırlı bir yiyecek yememiştir. Hz Davut da el emeğini yerdi.”
Şüphe barındıran her şeyden uzak durmak gerekir. Rasûlullah’ın yaşantısı bize rehberlik eder bu hususta. Haramı helal saymak bizi küfre götürür. Helali haram saymaya kalkışmak da Rabb’in nimetlerine karşı gelmek, günahın başka boyutudur. Niyet ne kadar salih olursa olsun, hakikat üzere olmayan her iyi niyet boşa çabadır. Zaruret halleri elbette buna dâhil edilmemiştir.
“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak ‘Bu helâldir, şu da haramdır.’ demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (16/Nahl, 116)
Günümüz şartlarında tüketim çılgınlığı içerisinde şüpheli denilebilecek çok şey arka plana atıldı.
“Deniz kıyısında dahi olsa suyu israf etmeyin.” hadisi şerifine binaen zikredilir ise, 2 yılını doldurmadan atılan eşyalar, dolaplarda yılda bir kere ancak sıra gelip giyilen, istif edilen kıyafetler fazlaca alınıp bayatlayınca çöpe atılan nice gıda, bu hadisin muhatabı değil midir? Zahir olanları, harama dâhil etmeyiz burada. Görünürde bir şey yoktur. Günah çerçevesinde olan birçok şeyin de farkında değiliz.
Bizim yaşamımızın Rasûl’ün yaşamıyla özdeş olması gerekmiyor muydu ? Onun kaçındığı her şey haram sınırımızdadır, duyarlılığımızı ne kadar sorgulayabiliyoruz acaba? Kitabımızı okuyup öğrenirken Rasûl’ü anlamak ve tanımak ve hayatımızın her alanında… Çalışmalarımız da bu eksende olacaktır işte o zaman…
Birtakım sosyal projelerle, dernekler vakıflar aracılığı ile bazı hususlarda duyarlılığımızı korumaya çalışıyoruz. Mesela suya dair yapılan projeler bunlardan biri. Çocuklarımıza küçüklükten kazandırmaya çalıştığımız helal haram duyarlılığı… Bu çalışmalar çoğaltılmalı elbet…
Gösteriş yüklü her amel helal duyarlılığını dinamitler. Aşırı israfa yol açandır şatafat…
İsrafa giren her şey bu sınırı ihlale zemindir.
Rüşveti zamanın gereksinimi, ölçü tartının hilesini akıllılık, kârın olması gerekenin üstünde alınmasını ticari zekâ olarak görüp çoğaltan toplumlarda harama alışılmıştır ve bu da peşinen diğer haramları normalleştirir.
İlim sahibi olmak, helal haram sınırındaki hicretimizi kolaylaştırır. Okuyan araştıran olmak, ilmî nimetlerden istifade edilecek ortamlarda bulunmak da nefsin terbiyesinde helalce yol almaya imkân verir.
Beden ve zihnimizin afiyeti, neslin selameti için; bu duyarlılıkta daim olmak bir ömür niyazımız olsun.

Sayfayı Paylaş