DUYGU YOĞUNLUĞUNDA KARAR VERMEDE İSTİŞARE

İstişare; bir konu hakkında doğruya ulaşmak için fikir alışverişinde bulunmaktır. Başka bir ifadeyle, bir işi yaparken o işin ehli olan kimselerin görüşlerini almaktır.
İstişarenin Müslümanlar için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek için Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Yapacağın işi önce meşveret et!”1, “Onların işleri, aralarında danışma iledir.” 2
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hakkında nas olmayan konularda ashabıyla hep istişare etmiştir. Yani Peygamber Efendimiz (s.a.v.) önemli kararlarda, karar vermeden önce ashabına da fikirlerini sorar, önemli olanları dikkate alır ve sonucu için de Allah’a tevekkül ederdi. Bedir Savaşı’nda karargâhını değiştirmesi, Uhut Savaşı’nda Medine dışına çıkılması düşüncesi olmamasına rağmen Uhut’a çıkılması, Hendek Savaşı’nda hendek kazılması hep istişare ile olmuştur. Bunun için de Ebu Hureyre (r.a.): “Ben Rasûlullah’tan daha fazla arkadaşları ile meşveret eden birini görmedim.”3 demiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in istişare konusundaki bir örneği de Hudeybiye Antlaşması sonrasında yaşananlardır. Yukarıda anlattığımız Hudeybiye Antlaşması’ndaki gibi Peygamber Efendimiz (s.a.v.); sıkıntılı zamanlarda yaşanan duygu yoğunluğunda nasıl hareket edilmesi gerektiğini yaşantısıyla göstermiştir. Burada Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ümmü Seleme annemizle istişare etmiş ve onun dediklerini uygun bulup hemen uygulamaya geçirmiştir. Özellikle duygu yoğunluğu yaşandığı zamanlarda duygusal olarak hareket etmek yerine istişare yapılması ve fiilî hareketlerin sözlerden daha etkili olduğunu göstermiştir.
İnsanların bireyselleşip istişarenin ikinci plana atıldığı günümüzde, özellikle de çocuk eğitiminde istişarenin üzerinde daha fazla durulması gerekir. Anne babaların, aile içinde istişare ortamları oluşturarak, istişareyi ailenin vazgeçilmezlerinden yapmaları gerekir. Özellikle anne babalar, çocukları ilgilendiren konularda istişare adına çocukların fikirlerini almalıdırlar. Çünkü çocukların görüşleri alınmadan verilen birçok karar, çocuklar tarafından benimsenmeyeceği için uygulama konusunda da es geçilecektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in istişare sünnetini bugün evlerimizde çocuklarımızla uygulamış olsaydık çocuklarla ilişkilerimiz bugünkünden çok daha farklı olacaktı. Bugün çocukların söz dinlememe davranışları ve düşük benlik saygılarının temelinde de istişare yap(a)mama yatmaktadır.
Nedir Bu Düşük Benlik Saygısı?
Düşük benlik saygısı; kendine güvenmemek, sorumluluk almaktan korkmak, yeteneklerinin altında başarı göstermek demektir.
Aileyi ilgilendiren konularda çocuklarla istişare edilmediği takdirde, çocuklar karar verme ve sorumluluk alma konusunda kendilerine güvenemeyeceklerdir. Kendine güvenemeyen bu çocuklar, büyüdükleri zaman da kendi kararlarını vermekte zorluk çekeceklerdir.
Yine çocukları ilgilendiren konularda çocuklarla istişare etmek yerine, “Sen daha çocuksun, anlamazsın!” ya da çocukların en küçük olumsuz davranışlarına karşı “Kocaman oldun, ama hâlâ çocuksu hareketlerin var!” denilerek çocuklar ikilem içinde bırakılmaktadırlar.
İstişare edilmeden büyüyen çocuklar, uygun model edinemedikleri için de ileride ne eşiyle ne çocuklarıyla ne anne babasıyla ne de bir başkasıyla istişare etmeyecektir. Sıkıntılı zamanlarında da “Sıkıntı var mı?” diye sorulduğu zaman, “Bir şey yok, önemli değil!” diye birçok şeyleri geçiştirecektir. Oysa duygu yoğunluğu yaşandığı zamanlarda kararlarını istişare ederek veren aile bireyleri, olası hataların önüne geçmektedirler. Bunun yanında, istişare sayesinde birbirlerinin değerli olduklarını, birbirlerinin görüşlerini önemsemelerinin yanı sıra çocukların karar verirken kendilerine güvenlerini geliştirmelerini ve olaylara farklı açıdan da bakmalarını sağlayacaktır.
Hz. Ali (r.a.)’nin şu sözleri çocuklarla istişarenin önemini çok güzel ifade etmektedir: “Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, on beş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.”

Dipnot
1- 3/Âl-i İmran, 159.
2- Şura, 38.
3- Tirmizi, Cihat, 35.

Sayfayı Paylaş