KUDÜS’ÜN İŞGALİ KAN VE GÖZYAŞI

KUDÜS’ÜN İŞGALİ KAN VE GÖZYAŞI

Kudüs, Ortadoğu’da bulunan dünyanın en eski şehirlerinden birisidir. Bir şehrin adı olmaktan çok birçok anlamı içinde barındırır. Kudüs, 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) tarafından Bizanslıların elinden alınarak İslâm Devleti’nin topraklarına dâhil edildi. Hz. Ömer (r.a.) Kudüs’ün anahtarlarını aldığında şehrin halkına, tam bir din hürriyeti ve güven içinde yaşayacaklarına dair yazılı eman vermiştir. Bu tarihten sonra Kudüs, Haçlı işgaline kadar sürekli İslâm Devletlerinin hâkimiyetinde kaldı.

Selahaddin Eyyubî tahta çıktığında ilk iş olarak Şiî Fatımî idaresini ortadan kaldırdı ve hemen Ortadoğu’da çıbanbaşı olan Haçlıları bölgeden atmak için, 1180’de büyük bir faaliyet içine girdi. Mısır’dan kuvvet topladı. Suriye’den de asker toplanmasını istedi. Haçlılar meselenin ciddiyetini anlayıp, büyük ordu topladılar. Selahaddin Eyyubî, Haçlıları Hıttin’de büyük bir bozguna uğrattı. Haçlı kral ve ileri gelen reislerinin çoğunu esir aldı.

Fetihler durmadı. İleri harekâta devam etti. Birinci Haçlı Seferi’nden (1096-1099) beri Haçlıların işgalindeki Kudüs şehrini hedef tayin ederek, yola çıktı. Eyyûbîlerin muhasarasına dayanamayan Haçlılar, 1187 Eylül ayı sonunda teslim oldu. Selahaddin Eyyubî, mübarek Kudüs şehrini teslim alınca; Birinci Haçlı Seferi sonunda, Haçlıların Müslümanları camilerde genç, ihtiyar, çocuk, kadın, erkek ayırt etmeksizin öldürüp, akan kan çile ve ızdıraplarına son verdi. Kudüs’ün 89 yıl sonra tekrar Müslümanların eline geçmesi, İslâm âlemini çok sevindirdi. Bütün Müslümanların gönlünde taht kurdu. Haçlıların tahrip ettiği şehri, yeniden imar etti.

Selahaddin Eyyubi’nin Haçlılara karşı mücadelesi sonunda, Papalığın propagandasıyla Avrupa Kıtası ve Hıristiyan âleminde Müslümanlar üzerine sefer hazırlığı başladı. Papa III. Clemens’in teşvikiyle Fransa, İngiltere Kralları ile Almanya İmparatoru kumandasında Eyyubîler üzerine Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192) yapıldı. Selahaddin Eyyubî, bütün Avrupa’nın ve Hıristiyan âleminin seferber edilerek toplandığı orduya, 1192 Kasım’ına kadar devam eden uzun muharebelerle karşı koydu. Neticede İngiliz Kralı Arslan Yürekli Rişar, Eyyubîlere esir düştü. Selahaddin Eyyubî, Hıristiyanlara karşı büyük bir alicenaplık gösterdi. Arslan Yürekli Rişar’ı serbest bıraktı. Hıristiyanların kutsal mekânları ziyaretine müsaade etti. Hıristiyan âleminin bütün imkânlarını seferber ederek hazırladığı Üçüncü Haçlı Seferi, dördüncü yılın sonunda, hezimetle neticelenip, geri döndüler.

400 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan Kudüs adaletle yönetildi, din, dil ve Irk ayrımı yapılmadı. Huzur ve sükûn içinde yaşandı, hem şehir hem yaşayanlar mamur oldular. Lakin asırlar sonra kan gölü oldu, ayrımcılık ve fitne baş gösterdi çünkü İslâm’ın adalet ve şefkat membaından uzaklaşıldı, kan ve gözyaşı şehre hâkim oldu.

İsrail’in Kudüs’ü İşgali

Genişlemiş sınırlarıyla Kudüs, 1947’deki Birleşmiş Milletler Ayrılma Planı çerçevesinde uluslararası anlamda “özel statüye sahip bir bölge” olarak kabul edilmiştir. 1948 yılındaki savaş Kudüs’ün İsrail kontrolündeki Batı Kudüs ve Ürdün kontrolündeki Doğu Kudüs olarak ikiye ayrılmasına yol açmıştır. 1967 yılında İsrail, Kudüs’ün geri kalanını da işgal etmiş ve burayı İsrail’in başkenti ilan etmiştir.  BM Güvenlik Konseyi, 20 Ağustos 1980’de 478 sayılı kararıyla Kudüs’ün statüsünü değiştiren bütün eylemlerin “geçersiz ve yasadışı” olduğunu ilan etmiştir.

Bugün BM üyesi olan çok sayıda ülke, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımıyor. Bu nedenle birçok ülkenin büyükelçiliği halen Tel Aviv’de bulunmaktadır. Kudüs’ü başkent olarak kabul etmeyen Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi de Tel Aviv’de görev yapıyor. İsrail bölge üzerindeki hakkını ‘Büyük İsrail Projesi’ ile eş tutmakta, vaat edilmiş toprak olarak tanımlamaktadırlar. İsrail’in devlet politikası barış yanlısı tutumdan ziyade çatışmacı, savaşçı, kan dökücü bir yaklaşım sergilemektedir. Dikkat edilirse İsrail’in gücü bölgedeki kaostan aldığı anlaşılmaktadır. Kudüs’ün statüsü hâlâ tartışılmakta ve uzun süre daha çatışmaların devam edeceği görülmektedir. Kurulduğu 1948 yılından bu yana Kudüs’ü Yahudileştirmeye çalışan İsrail, 1967’de şehri tamamen işgal etmiştir. İsrail’in 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda Ürdün, Mısır ve Suriye’yi yenerek Gazze Şeridi, Batı Şeria, Sina Yarımadası ve Golan Tepeleri’ni işgal edişinin üzerinden tam yarım asır geçti. Suriye’de yaşanan iç savaştan yararlanan İsrail, iki yıl önce de işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’ni ilhak ettiğini duyurdu.

Filistinli Araplar, İsrail’in 1967’de Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze Şeridi, Sina Yarım Adası ve Golan Tepeleri’ni işgal etmesiyle sonuçlanan 6 Gün Savaşı’nın başladığı 5 Haziran’ı ‘Yevmu’n Nekse/Kayıp Günü’ adıyla anıyor. Filistinliler Nekse’yi, 1948’de İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesi anlamında kullandıkları ‘Nekbe/Büyük Felaket’in devamı olarak görüyor.

Doğu Kudüs

Tam yarım asırdır devam eden bu işgalin en yakıcı şekilde hissedildiği yer ise Doğu Kudüs. Müslümanların ilk kıblesi ve Hazreti Muhammed (s.a.v.)’in Miraç yolculuğuna çıktığı yer olan Mescid-i Aksa ile Hristiyan ve Yahudilerin en kutsal mekânlarına ev sahipliği yapan Doğu Kudüs, 1917’de Osmanlı egemenliğinden çıkışından beri sıkıntılı günler yaşıyor. İngiliz manda yönetiminin bir asır önce şehri işgal etmesi, Filistinliler için de bir nevi sürgün ve savaşların başlangıcı oldu. İsrail’in 1948’de şehrin batısını, 1967’de de doğusunu işgal etmesiyle Kudüs’ü Yahudileştirme faaliyetleri büyük hız kazandı.

Doğu Kudüs’ün statüsü Filistin-İsrail meselesinin çözümünün önünde duran en büyük engellerden biri. Birleşmiş Milletlerin tarihî Filistin topraklarını Yahudiler ve Araplar arasında pay etmek üzere yayımladığı 1947 tarihli planda, Kudüs’ün özel bir statüye tabi tutularak uluslararası toplumun kontrolüne verilmesi öngörülüyordu. Kudüs’e verilen bu özel statünün sebebi üç semavî din için de kutsal şehir olmasından kaynaklanıyordu.

Siyonist güçler 1948 yılındaki savaşta Kudüs’ün batısını ele geçirdi. Ürdün’ün kontrolünde olan surlarla çevrili Eski Kudüs’ün doğusunu da 1967’de ele geçiren İsrail, uluslararası hukuku ihlal ederek şehirde İsrail yasalarının geçerli olduğunu ilan etti. İsrail, bu şekilde Doğu Kudüs’ü de fiilî olarak ilhak etmiş oldu. İsrail Meclisi 1980’de kabul ettiği bir yasayla Kudüs’ü doğusuyla batısıyla İsrail’in birleşik başkenti ilan etti. Böylece Doğu Kudüs’ün ilhakı resmiyet kazanmış oldu. Buna karşılık BM Güvenlik Konseyi 1980 yılında İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararı kabul etti. 1980 yılında Meclis kararıyla başkent ilan eden İsrail, Arapların şehri terk etmesi için zorlayıcı politikalar izlemeye devam ediyor. Uluslararası hukukun “kuvvet kullanma yoluyla toprakların işgal edilemeyeceği” ilkesini çiğneyen İsrail, BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarına da uymuyor. İsrail, BM UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kudüs’te, yeni yerleşim yerleri kuruyor, arkeolojik kazılar ve güvenlik duvarı inşa ediyor. İsrail kural ve kanun tanımıyor; zulümlerini ise artırarak devam ettiriyor. Arapların yaşadığı Doğu Kudüs’ün yüzde 74’ünü işgal eden İsrail, 10 bine yakın Kudüslü Filistinlinin kimlik ve ikametlerini iptal ettiği gibi, 2010 itibarıyla Kudüs ve çevresinde yaklaşık 200 bin yerleşimcinin olduğu biliniyor.

Yahudileştirme Politikası

İsrail’in Doğu Kudüs’ü fiilen ilhak etmesine rağmen burada yaşayan Filistinliler İsrail vatandaşı sayılmıyor ve vatandaşlık haklarından yararlanamıyor. Doğu Kudüs’te yaşayan 420 bin civarındaki Filistinli, İsrail makamlarının verdiği Kudüs kimlik kartı ile şehirde sürekli ikamet etme iznine sahip durumdalar. Söz konusu Filistinliler aynı zamanda Ürdün pasaportuna da sahipler ancak bu pasaportlarda da vatandaşlık numarası bulunmuyor. Bu nedenle tam olarak Ürdün vatandaşı da sayılmayan Doğu Kudüslü Filistinlilerin Ürdün’de çalışma ve devlet hizmetlerinden yararlanma hakkı da yok. Bir nevi arafta kalan Doğu Kudüs’teki yüz binlerce Filistinli, ne İsrail ne Ürdün ne de Filistin vatandaşlığına sahip oldukları için devletsiz olarak yaşıyor.

İsrail vatandaşlığı bulunmayan ancak İsrail makamlarının verdiği Kudüs Kimlik Kartı ile şehirde sürekli ikamet izni olan Filistinlilerin, bu hakları da çeşitli bahanelerle ellerinden alınıyor. Bu nedenle Doğu Kudüs’teki 420 binin üzerindeki Filistinli sürekli olarak doğdukları şehirden sürülme korkusuyla yaşıyor. Bu Filistinlilerin Doğu Kudüs’te yaşamaya devam edebilmeleri için İsrail’in belirlediği bir dizi talebi yerine getirmesi gerekiyor. İster yabancı bir ülke, ister Batı Şeria olsun belli bir süre Doğu Kudüs’ün dışında yaşayan Filistinlilerin ikamet izinleri iptal edilerek şehre dönme hakları ellerinden alınıyor.

Doğu Kudüs’te ev yapmalarına izin verilmeyen Filistinliler bu şekilde şehrin dışına çıkmaya zorlanırken, Kudüs dışında ikamet ettikleri tespit edilenlerin de bir daha şehre dönmesi yasaklanıyor. Aile üyelerinden birinin İsrail’in ‘terör’ olarak nitelediği saldırılara karışması da tüm ailenin Kudüs’ten sürülme sebebi sayılıyor.

Karara Dünyadan Tepki Yağdı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve Amerikan Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma planına dünyadan tepki yağdı. Başta İslâm dünyası olmak üzere birçok uluslararası kuruluş ve ülke bu girişime karşı çıkarak, Trump’a bu yönde alınacak bir kararın Filistin ve bölgeyi büyük bir şiddet sarmalına sokacağı uyarısında bulundu. Müslümanların ilk kıblesi olan ve Hristiyanlar ile Yahudiler tarafından da kutsal sayılan Kudüs’le ilgili Trump’ın ‘tehlikeli planı’na karşı çıkan uluslararası kuruluşlar gerekli tepkileri gösterdiler.

Söz konusu girişime en sert tepki gösteren ülkelerden biri Türkiye oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs’ün Müslümanların ‘kırmızı çizgisi’ olduğunu belirterek, “İslâm İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak, bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz. Eğer böyle bir adım atılacak olursa hemen,  beş on gün içerisinde İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi’ni İstanbul’da toplayacağız. Kaldı ki bu, bizim diplomatik ilişkilerimizi İsrail ile koparmaya kadar gidebilir.” dedi.

BM’de yapılan oylamayla ise Filistin’in haklılığı, Kudüs’te yapılan zulüm bir kez daha gözler önüne serildi.

Sayfayı Paylaş