OTUZ YAPRAKLI GÜL ŞEHRİ

Somuncu Baba


Baharla birlikte belki nazlanır


Boz bulanık akar O’nun selleri.


Âdetâ okşuyor vakt-i seherde


Ilgıt ılgıt eser O’nun yelleri.



 


Çok farklıdır endâzesi¸ malası


Zengibar Kalesi¸ Tohma Havzası


Ne bir eksiği var¸ ne de fazlası


“Otuz yapraklı”dır O’nun gülleri.



 


İşini güzel yap bırakma şansa


Bilim¸ ilim değil¸ eğer ki zansa


Aşkın nârı ile her kim ki yansa


Dosta doğru gider O’nun külleri.



 


Sakın aldatmasın köşk ile yalı


Helâlden değilse neylersin malı


Öyle lezzetli ki kekik ray’halı


“Anzar”ı aratmaz O’nun balları.



 


Yığılmış üst üste gam ile keder


Zannetme ki dünya hep böyle gider


O kadar tatlı ki gönlü mest eder


Ruhları okşuyor O’nun dilleri.



 


Bedeni örtmeli ruhun giysisi


Kolay değil adam etmek huysuzu


Somuncu Baba’sı¸ gülü¸ kaysısı


Farklıdır yeşili¸ O’nun alları.



 


Elbet bir olmalı özüyle¸ sözü


Ayağında gerek mü’minin sözü


Mevlâ’ya çağırır kemanı¸ sazı


Farklı ses çıkarır O’nun telleri.



 


O hazzı¸ lezzeti bilenler bilir


Hâl hatır orada en önde gelir


“Gönül ayağıyla” yürür¸ yükselir


Ne güzel bir hâldir O’nun hâlleri.



Cemre gibi düştü içime sızı


Kesme hizmetteki o güzel hızı


Tesettüre uyar gelini¸ kızı


Hay⸠iffet kokar O’nun şalları.



 


Haram katma elindeki pidene


Canım fed⸠kör nefsini güdene


Açıktır kapısı; gelen/gidene


Şifâ dağıtıyor O’nun elleri.



 


Dergâha girenler tâzimle girer


Âdetâ gönlünü yerlere serer


Bu yola kim girse murada erer


Ne güzel bir yoldur O’nun yolları.



 


Nice güzellikler saklanmış sırda


Gönül kırma n’olur; çok şeyler kırda


Öyle bir kap ki bırakmaz darda


Tutunacak daldır O’nun dalları.



 


Rabb’im sırlarını bizden saklıyor


Kula belâ verip sabrın yokluyor


Gönlünü herkese açmış bekliyor


Şefkâtle dopdolu O’nun kolları.



 


Kendini birden de bir eden Allah


Bizleri kendine yâr eden Allah


Her şeyi yok iken; var eden Allah


Kullar ne yapsa da O’nun kulları…

Sayfayı Paylaş