YUVA KURMAK, YUVAYI DAĞITMAK

Somuncu Baba

"Çocuklarımızı evlendireceğimiz insanların yuvalarına sahip çıkacak insanlar olmasına¸ değerlerimizin düşmanı olmamalarına dikkat etmeliyiz. Bunu yapmazsak sonrasında sıkıntı çekilecektir."


Allah insana fıtrî olarak bazı arzular ve duygular vermiştir. Bunlar¸ bülûğ çağından itibaren daha belirgin olmaya başlar. Cinsellik bunların başında gelir. Özellikle delikanlıların bu yöndeki meyillerinin ergenlik döneminde fazla olduğu görülür. Buna çocuk sahibi olmak da eklenir. Bu yüzden her erkek ile her kızın hayalinde bir yuva hayali¸ başlarını öpüp koklayacakları yavrulara sahip olma emeli vardır. Bu gerçek aynı zamanda evliliği geciktirmeden yapmanın önemini de ortaya koymaktadır.


Evlenme Yaşı Büyüyor


Yaşadığımız dönemde eğitim hayatının uzaması¸ kezâ iş güç sahibi olup yeterli maddî hazırlığı yapabilmenin zorluğu sebebiyle evlilik yaşı otuza doğru yaklaşmış durumdadır. Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de 2014 yılında ortalama ilk evlenme yaşı¸ erkekler için 26¸9¸ kadınlar için de 23¸7 olmuştur. Bu¸ hayatın getirdiği zarûrî durumun bir sonucudur. Ancak durumu müsait olanların bu kadar geciktirmemeleri gerekir. Çünkü hem ruh hem de beden sağlığı açısından evliliğin ertelenmesi çeşitli sıkıntılara sebep olabilmektedir.


Bununla birlikte¸ insan her türlü imkâna sahip olsa bile evlatlarını çocuk denecek yaşta evlendirmekten sakınmalıdır. Çünkü evliliği “evcilik oynamak sanmak” ile “evliliği anlamak” arasında büyük fark vardır. Bu nedenle ileride büyük problemler yaşamamak için¸ yavrularımızın evliliğin ne anlama geldiğini anlayacak olgunlukta olup olmadıklarına dikkat etmemiz gerekir. Buna dikkat edilmeden çocuk yaşta veya olgunluk düzeyi çocukluk seviyesinde seyrederken evlendirilen gençlerin¸ evliliklerinin uzun sürmediğine çok şahit olmaktayız.


İslâm Evlenmeyi Teşvik Eder


Evlilik fıtrî ihtiyacın karşılanması ve nesillerin devam etmesi açısından elzemdir. Rabb'imiz Kur'an'ında evliliği teşvik etmektedir. Bir âyette evlilikteki güzelliklere dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”1


Bunun yanında Rabb'imiz evliliği teşvik etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde var olan câriye ve köleler de dışarıda bırakılmaksızın bekârların evlendirilmesi hususunda şöyle buyurmaktadır:


Aranızdaki bekârları¸ kölelerinizden ve câriyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler¸ Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah¸ (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.”2 Bu âyette maddî durumu yerinde olmayanların da evlendirilmesi için çaba gösterilmesi¸ onlara yardımcı olunması emredilmektedir. Çünkü bekârlığın uzaması pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirecektir. En başta da harama düşme tehlikesi baş gösterecektir. Günümüzde genç erkeklerin zinâ batağına düşmesinin en büyük sebebi cinsel ihtiyaçlarını helal yoldan karşılayamamalarıdır. İmânî duyguları zayıfsa bu yola çok kolay bir şekilde girebilmekte ve bu¸ başka haramları da peşinden getirmektedir. En kötüsü de insanın dininden uzaklaşmasına sebebiyet vermektedir.


Şu hadiste anlatılanlar ise evliliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır: Üç kişi Hz. Peygamber (s.a.v.)'in eşlerinin evlerine gelirler ve Hz. Nebi (s.a.v.)'nin ibadetlerinden sorarlar. Kendilerine Rasûlullah'ın evde ne kadar ibadet yaptığı haber verilince¸ bunu azımsarlar. Sonra da¸ “Biz nerede¸ Hz. Peygamber nerede? Şüphesiz Allah onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır. (O affedildiği için fazla ibadet yapmasına gerek yok. Ama biz öyle değiliz¸ daha fazla ibadet yapmamız lazım)” derler. İçlerinden biri¸ “Ben geceleri daima namaz kılacağım!” der. Diğeri ise¸ “Ben her zaman oruç tutacağım ve hiç orucumu açmayacağım!” diye karşılık verir. Başka birisi de¸ “Ben de kadınlardan ayrı yaşayacağım ve hiç evlenmeyeceğim!” diye karar alır.


O esnâda çıkıp gelen Hz. Peygamber (s.a.v.) onların bu sözleri üzerine şunu söyler: “Sizler şöyle şöyle söyleyen kimselersiniz! Dikkat edin! Allah'a yemin ederim ki¸ şüphesiz ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve en muttakî olanınızım. Buna rağmen bazen oruç tutarım bazen oruçsuz olurum. Gecenin bir kısmında namaz kılarım bir kısmında uyurum ve kadınlarla da evlenirim. Bu benim sünnetimdir! Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse o kimse benden değildir!3


Evlenemeyenlere Düşen Görev


Allahu Teâlâ evlenme imkânı olmayanların sabırlı olmalarını ve yanlış yola düşmemelerini ferman ederek şöyle buyurmaktadır: “Evlenme imkânını bulamayanlar ise¸ Allah¸ lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar.”4 Çünkü bu o kadar tehlikelidir ki¸ zinâya düşenlerin¸ haramın câzibesi sebebiyle evliliklerinden sonra da bu yanlıştan kendilerini koruyamadıkları olmaktadır. Bu sebeple insanın kendisine sahip olması ve harama düşmekten şiddetle kaçınması gerekmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) evlilik imkânı bulamayan gençlerin oruç tutarak nefislerini dizginlemelerini tavsiye etmişler ve şöyle buyurmuşlardır: “Ey gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin! Çünkü evlenmek gözü haramdan çok iyi korur¸ iffeti iyi muhâfaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun! Çünkü oruç onun için bir kalkandır!5


Biz Müslümanlara düşen görev¸ etrafımızda tanıdığımız ve ahlâklarını beğendiğimiz gençlerin evlenmelerine yardım etmektir. Bu¸ sosyal sorumluluklarımızdandır. Onları haramlardan korumak ve mutlu bir yuva sahibi olmalarına aracılık etmek durumundayız. Bu yüzden de gerek maddî destek vererek ve gerekse evlenecekleri münâsip eşleri bularak yardım elimizi uzatmalıyız. Bu İslâm kardeşliğinin gerektirdiği bir ödevdir.


Eş Seçiminde Gözetilmesi Gereken Önemli Bir Husus


Çocuklarımızı evlendireceğimiz insanların yuvalarına sahip çıkacak insanlar olmasına¸ değerlerimizin düşmanı olmamalarına dikkat etmeliyiz. Bunu yapmazsak sonrasında sıkıntı çekilecektir.


Boşanmalar


Evlilik Allah ve Rasûlü'nün teşvîk ettiği bir durum olmakla birlikte ülkemizin sosyal hayatının en büyük problemlerinden birisi boşanmalardır. Gerek Türkiye'de olsun ve gerekse yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızda olsun¸ boşanma oranı hızla artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre¸ 2014 yılında boşanmalar bir önceki yıla göre % 4¸5 artmıştır. Başka bir ifadeyle 130 bin 913 aile yuvasını dağıtmıştır. Boşanmaların %39¸6'sı evliliğin ilk 5 yılı¸ %21¸8'i ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşmiştir. Bu korkunç bir durumdur ve rakamın artarak devam edeceği aşikârdır. Oysa insanlar yuvalarını mutlu olmak¸ aynı yastıkta bir ömür sürmek ve kucaklayacakları çocukları olsun diye kurmaktadırlar. Ancak bazen bir yıl bile dolmadan yuvaların dağıldığı olmaktadır.


Yuvaların dağılma sebepleri elbette pek çoktur¸ ancak en büyük sorun eşlerin sınırlarını bilmemeleridir. Durulması gereken hudut aşıldığı zaman evlilik kurumu yürümemektedir. Bunun yanında şu hususlar da yuvanın dağılmasında etkili olmaktadır:


1- Millî ve manevî değerlerimizden uzaklaşılması. Aile kutsiyetinin insanların gözünde değersizleşmesi. Oysa mü'minin İslâm'ın belirlediği çizgideki her ameli ibadettir ve aile yuvası da bunun bir parçasıdır. Bu sebeple bu ibadetin içindeki her şey sevaptır. İnsanın helal yoldan cinsel ihtiyacını gidermesinden tutun da¸ eşinin ağzına koyduğu lokmaya varıncaya kadar her bir şey buna dâhildir. Çünkü yuva kurulurken çok güzel niyetlerle bir araya gelinmiştir. Ancak bu değerlerden uzaklaşıldığı zaman¸ yuvanın mânevî büyüsü kaybolmakta ve her şey maddî düzleme inmektedir. Böyle olduğunda da en küçük problem dayanılmaz hâle gelmekte ve hemen mahkemeye koşulmaktadır.


2- Önceleri toplumumuzda ailenin geçimi tamamen erkeklerin omuzundaydı ve bu durum bazı şuursuz erkeklerin eşlerini hakir görmesine¸ onlara köleleriymiş gibi davranmasına sebebiyet veriyordu. Erkek¸ “parayı ben kazanıyorum¸ her dediğim olacak” anlayışında olduğundan¸ kadına bakışı onu bir eş olarak görmenin çok altında kalıyordu. Kadınlar da alternatifleri olmadığından¸ sığınacak yer bulamadıklarından bir ömür boyu bu zulme katlanmak zorunda kalıyordu. Ancak ekonomik özgürlükleri kazanan bayanların artık böylesi bir baskıya tahammül etmek yerine boşanmayı tercih ettiklerini görüyoruz. Ancak üzücü olan şu ki: Maddî özgürlüğü kazanmak bayanlardaki sabır duygusunu bazen törpülemekte ve kazandıkları paranın gücüyle eşlerinden ayrılmak için mahkemenin yolunu tutabilmektedirler. Oysa karşılıklı olarak bazı yanlışlara sabredilebilse yuvayı ayakta tutmak mümkün olacaktır. Dolayısıyla duygusallıkla aceleci davranılmaktadır.


3- Günümüzde ailelerin dağılmasının bir sebebi de maddî açgözlülüktür. Değerlerden uzaklaşmamıza paralel olarak kanaat duygumuz da zayıfladı. Etrafımızdaki insanların şaşalı yaşantıları bizleri derinden etkilemekte kezâ hep daha fazlasını istediğimizden dolayı yuvamızı dağıtıp özgür kalmayı ve istediğimiz gibi harcama yaparak hayatın tadını çıkaracağımızı sanmaktayız. Ancak yuvalarını dağıtıp da sonrasında huzur bulanların sayısı hayatı kararanlara göre çok azdır. Bunu etrafınızdaki boşanmış insanların hayatında görebilirsiniz. Yaşamlarındaki düzen dağılmakta ve amaçsız bir ömrün içine sürüklenmektedirler.


Unutmamak gerekir ki¸ evlenmek nasıl insânî bir eylem ise boşanmak da aynı şekilde insânî bir eylemdir. Ancak yuvanın dağıtılması dinimizin aslâ arzulamadığı bir durumdur. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ “Allahu Teâlâ nazarında¸ helallerin en sevimsizi talâktır.”6 buyurmuşlardır. Bu yüzden şu üç günlük dünyada eşlerimizin kusurlarına tahammül gösterip yuvamızı korumalıyız. Boşandıktan sonra hayatımızın eskisinden büyük ihtimalle daha kötü olacağını unutmamalıyız. Her şeyden önemlisi¸ varsa çocuklarımız¸ onlar için yuvamıza sahip çıkmalıyız. Aksi takdirde boşanma sonrası çocuklarımız her aklımıza geldiğinde veya onları her gördüğümüzde zihnimize gelecek olan tek şey hüzün olacaktır.


Rabb'imizin âyeti ile Sevgili Peygamberimiz'in hadisi hayat rehberimiz olmalıdır: Onlarla (kadınlarla) güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız (sabredin). Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah¸ çok hayırlı kılmış olabilir7¸Bir kimse¸ hanımına kızmasın¸ kin tutmasın. Onda hoşlanmadığı huylar varsa¸ ona mukâbil¸ memnun olacağı huylar da vardır.”8


 


Dipnot


1. 30/Rûm¸ 21.


2. 24/Nûr¸ 32.


3. Buhârî¸ 5063.


4. 24/Nûr¸ 33.


5. Buhârî¸ 5065.


6. Ebû Dâvûd¸ 2178.


7. 4/Nis⸠19.


8. Müslim¸ 1469.

Sayfayı Paylaş