SOSYAL MEDYADA ŞUURSUZ TEPKİ

Somuncu Baba

"Aslında birbirimizle konuşmayı denesek her şeyi çözeceğiz¸ fakat her şeyi çok çabuk tüketiyoruz¸ zamanımızı ve sabrımızı da aynı oranda tüketiyoruz."


Hepimizin bildiği gibi insan sosyal hayatta yaşamını sürdüren¸ konuşan¸ gezen¸ hayatı anlamaya çalışan ve hayat mücadelesinde çeşitli merhalelerden geçen bir varlık. Dünyanın en şerefli varlığı olduğu gibi kimi zaman yaptığı yanlış eylemlerle insanlığın utanmasına¸ vicdanın¸ merhametin ve her türlü iyi değerin yok olmasına sebep olan vahşi bir varlığa bile dönüşebiliyor.


Toplum hayatımız içerisinde herkesin birbirine mutlaka faydası oluyor. Çünkü toplumda yaşamanın bir gereği bu. Ülke olarak zor zamanlar geçirdiğimiz şu günlerde halkın birbirine kenetlenmesi ve ülkesine sahip çıkması bunun en açık göstergesi. Çünkü devlet; temelde bireyi¸ genelde ise herkesi kapsayan bir yapıdır. Devletin daima ileriye sağlam adımlar atması da yine temelde ana etken olan bireyin kendini iyi yetiştirmesine bağlıdır. Referansımız olan tarihe bakınca bunun örneklerini görmemek elde değil. Mesela Osmanlı Devleti'nin kurulmasında yine bireyler kıvılcımı ateşledi ve topyekûn birliktelikle koca çınarın tohumları atıldı. İyi düşünceler¸ iyi olan her şey dalga dalga yayılır¸ kötü olanlar ise çok fazla ilerleme şansı bulamaz¸ çok şükür insanlığın vicdanı¸ merhameti henüz tam olarak ölmüş değil. Çıkmayan candan umut kesilmez diyerek bu candaki güzel meziyetleri fark edebilmek ve ortaya çıkarabilmek adına yazmaya çalışıyoruz.


Şuur¸ bilinç demektir bildiğiniz gibi… Toplum hayatımızda bireyleri analiz edebilmek için yine onların kendini ifade ettikleri alanlara bakmakta fayda var. Sokakta yürüdüğüm sırada bazı gençlerin konuşmalarında sürekli argo kelimeleri ve daha ileri giderek küfürleri normal bir sözmüş algısıyla sarf etmesini çok büyük bir hastalık olarak görüyorum. Bunu toplumsal bir hastalık olarak görmek lazım¸ çünkü konuşmayı bilmeyen bir neslin yetişmesine zemin hazırlamaktadır bu durum. Oysa bizim hikâyelerimizde¸ atasözlerimizde¸ deyimlerimizde binlerce güzel sözler varken¸ günlük hayatımıza da bunları pekâlâ aktarabilecekken¸ kolayına kaçıp argo ve küfürleri sıradan sözlermiş gibi birbirimize savurmak çok acımasız bir durum. Aynı zamanda bu yanlış algı¸ iletişimsizliğin de en açık göstergesi. İki arkadaş sürekli olarak argo ve küfürler eşliğinde konuşmalarını devam ettirdiğinde aslında hiçbir şekilde iletişim kurmuş olmuyorlar. İletişimin katmanlarını ayrı ayrı değerlendirebiliriz ama doğru bir iletişim için de doğru kelimeler kullanmak zorundayız.


Bazen bazı konular ceviz kabuğunu dahi doldurmuyor diye düşünüyor olabiliriz¸ belki bu konunun da zaman içerisinde kendiliğinden çözüleceğini düşünüyor olabiliriz. Fakat maalesef böyle değil. Bugünün yetişen nesli¸ yarın esnaf¸ öğretmen¸ memur¸ işçi¸ doktor¸ yönetici vs. olarak birçok yere gelecek. Ve hepsinden önemlisi bir gün anne ve baba olacaklar. İletişimden¸ konuşmaktan yoksun yetişen bir nesil¸ yarın çocuklarına ne verebilir? Ya da nerede nasıl konuşması gerektiğini bilmeyen bir nesil¸ aynı şekilde çocuklarına¸ öğretmen ise öğrencilerine ne verecek? Bunun sorgulamasını iyi yapmamız lazım. Bakınız devleti güçlü kılan temelde bireyin çabasına bağlıdır. Bireylerin çabasının yeterli düzeyde olmasıyla da devlet gücüne güç katar.


Zaman zaman sosyal medyadaki yorumları okuyorum¸ bakıyorum küçük büyük fark etmeden insanlar tepkilerini çoğunlukla argo ve küfürlerle ifade ediyor. Bu şunun göstergesi¸ söyleyecek bir kelime dağarcığına sahip olmadığı için en kestirme yoldan hakaret ederek tepkisini gösterip meydandan çekiliyor. Bu tablo¸ sağlıklı bir iletişimin göstergesi değil ve çok tehlikeli. Yarın¸ aile içerisinde iletişim kuramamanın sebebi bunlar olacak ve hâlihazırda aile içi şiddetin temelinde de birbiriyle konuşmayan¸ anlaşmayan bireylerin varlığı mevcut. Aslında birbirimizle konuşmayı denesek her şeyi çözeceğiz¸ fakat her şeyi çok çabuk tüketiyoruz¸ zamanımızı ve sabrımızı da aynı oranda tüketiyoruz. Okuma eylemi bize ne kazandırır diye soranlar için en iyi cevap¸ okumak¸ iyi bir insan olmamızı sağlar. Okumak insanı düşünmeye sevk eder¸ aklının sınırlarını zorlamasını ve etrafıyla iletişim kurmasını sağlar. Konuştukça cehaletimizin farkına vardırır ve bunu da etrafımızla paylaşarak güzelliklerin açığa çıkmasını sağlar okuma eylemi. Söyleyecek bir şeyi olmayanlar¸ tahammül sınırlarını zorlar ve argo¸ küfür¸ şiddet gibi eylemlerle tepki verir. Toplumsal yaraların açılmasına sebep olur. Bizim çok basit gördüğümüz bu konu¸ aslında bir noktadan sonra bizi insan olmaktan çıkarıyor. Sakin bir şekilde oturup düşündüğümüz vakit¸ ne denli yanlış bir iletişim kanalı seçtiğimizi açıkça göreceğiz. Sosyal medya ilk etapta kendimizi güvende hissettiğimiz için karşımızdaki insana karşı acımasızca her türlü hakareti yapma hakkı vermez ama bu imkânı kendilerinde bulan insanlar var.


Çocuk yetiştirirken çocuğun arkadaşını dövmesini¸ ona küfretmesini ve başka hakaretlerde bulunmasını büyüme ölçüsü olarak gördüğümüz sürece bir arpa boyu yol almamız söz konusu değil! Bütün ebeveynlerin böyle davrandığını söylemiyorum ama bizzat şahit olduğumdan bunun sayısının da az olmadığını görmezden gelemeyiz. Çocuğun yetişme evresinde kazandığı her türlü kötü alışkanlık ilerde tekrarlayacaktır. İnsanî değerleri çocuklara en güzel şekilde aktarabilmemiz için evvela okumak¸ düşünmek ve bunu etrafımızdakilerle konuşmaktan geçer. İyi bir iletişimle¸ hem kendimizi hem de devletimizi daima güçlü kılabiliriz.


Mizahı seven bir toplumuz ama mizah¸ hakaret demek değildir. Herkesin mutlaka bir fıkrasını bildiği Nasreddin Hoca¸ toplumsal olaylara yaklaşırken mizahi bir dil kullanarak insanların dikkatini çekmiş ama asla hakaret eden bir tutuma girmemiştir. Mizahla ilgili yakın zamanda okuduğum bazı eserlerden bahsedeyim¸ Mehmet Nuri Yardım'ın kaleme aldığı Mizahın İzahı¸ Süleyman Bulut'un kaleme aldığı nüktedan hikâyeler serisi okunmaya değer. Mizah¸ hem iyi anımızı hem de kötü anımızı karşımızdaki insanı kırıp dökmeden ama mesajın tam olarak anlaşılmasını sağlayan güzel bir anlatım biçimidir. Genç neslin doğru bir şekilde yönlendirilmesiyle¸ iyi bir iletişim kuracağına inanıyorum. Bu yazılanlar¸ bazı fikir kıvılcımlarının oluşmasına katkı sağlarsa kendimi mutlu addedeceğim.

Sayfayı Paylaş