SOMUNCU BABA HAZRETLERİ'NİN NASİHATLERİ 7: TÜM ZEMMEDİLMİŞ SIFATLARI TERK ETSİNLER

Somuncu Baba

"Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş¸
onu kötülüklere gömen ise ziyan etmiştir."
(Şems¸ 9.)


Maddenin bütün ihtişamıyla bedenimizi¸ vaktimizi¸ ufkumuzu ve hatta ruhumuzu kuşattığı bu dünyada biz âdemoğulları zemmedilen pek çok kötü huyun kıskacındayız.


Gönül pencerelerimizi göklerin rahmet ve bereket pınarlarına kapattığımızdan beri kötülüğü emreden nefsimizin ve dahi gelip geçici olan bu dünyanın müebbet esiri olmuşuz. Gönüllerimiz susmuş heva ve heveslerimiz bülbül–i şeyda kesilmiş. Eşsiz mana incileri değersiz olmuş ama insanlar dünyalık inciler yüzünden birbirleriyle savaşır hâle gelmiş.


Yusuf Suresi 53. ayette geçen Yüce Rabb'imizin buyruğu beden hapishanesine teşne olan insanı ne güzel de tasvir ediyor: “Nefsimi temize de çıkarmıyorum¸ çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle bağışlaya. Çünkü Rabbim çok bağışlayan¸ çok merhamet edendir.” Yüce Mevla'mızın katından dünyaya sürgün olduğumuzdan beri kötülüğü emreden bir nefsin elinde zemmedilmiş nice sıfatların oyuncağı hâline gelmişiz Ya Rabbi.


Gündelik meşgalelerin kuşatıcılığı altında çoğu zaman kendi durumumuzun farkına bile varamıyoruz. Ayet-i kerimede buyrulduğu gibi eğer Rabbimizin merhameti ve bağışlayıcılığı olmasaydı hâlimiz nice olurdu?


Çare nedir? Deva nerededir? Şüphe yok ki tek çıkar yolumuzun “nefsini kötülüklerden arındıran kişinin kurtuluşa ereceğini” müjdeleyen Yüce Mevla'mızın önümüze açtığı bu felah yolunda emin adımlarla yürümek olduğu aşikârdır. Zira ruhunu zemmedilmiş sıfatlarla donatanın bu dünyadan tonlarca kir ve pas ile berrak göklere kanatlanma şansı yoktur. Şüphesiz ruhumuza yapışan her kötü sıfat¸ ayaklarımızı bu dünya bataklığına daha da sabitleyecek ve bizleri sanki bu dünyaya aitmişiz gibi sonsuzluğun manevî iklimlerinden mahrum bırakacaktır.


Dünya¸ Oyalanma Yeridir


Hayat¸ sonsuza doğru akıp giderken hakikati ancak yaşadığı hayatın farkına varanlar idrak edebilir.


Nefsimizin emrettiği onlarca kötü huy ve sıfat varken yaşadığı hayatı idrak edemeyenler nefsin bu tuzakları karşısında elbette çaresiz kalmış demektir. Nefsimiz¸ oyalanma yeri olan bu dünyada daha eğlenceli bir hayat yaşamak için bize maddî zenginliği emreder. Bunu elde etmek için de bizi fakirlik illetiyle korkutmaya yeltenir. Nefsimizin bu desisesinin farkına varmayıp da hiçbir sınır tanımadan hile ve aldatma yoluyla bu tuzağa düştüğümüzde bir anda onlarca zemmedilmiş sıfatla ruhumuzu kıskaca almışız demektir. Yine haset¸ gözü yükseklerde olmak¸ övülmeyi sevmek ve kibir gibi bunu destekleyen pek çok zemmedilmiş sıfat¸ nefsin bu çetin tuzağıyla birlikte ruhumuzu kuşatmaya çalışan cehennemin en sadık askerleridir.


Kin de zemmedilmiş bir sıfattır¸ riya ve cimrilik de. Kendini beğenmek¸ zulüm¸ başkalarının ayıplarını araştırmak ve düşmanlık beslemek de nefsin insanı perişan edecek gizli silahlarındandır. Ne yazık ki bu ve benzeri sinsi düşmanlarımızın pek çoğu hemen her gün bir vesileyle karşımıza çıkıp bizleri esareti altında bulundurmak istemektedir. Eğer bunların farkında olmadan yaşamaya devam eder isek işte o zaman vay halimize! Nur Suresi 21. ayette Rabbimiz bizi bu ve benzeri tuzaklar karşısında şöyle uyarır; “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse¸ şunu bilsin ki o¸ edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı¸ içinizden hiçbir kimse temize çıkamazdı. Fakat Allah¸ dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.”


Sevgili Peygamberimiz de pek çok hadisinde zemmedilmiş sıfatlar hususunda ümmetini uyarmaktadır;


Nitekim O¸ bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Kıyamet gününde Allah'ın¸ mahlûkatı içinde en çok buğz ettiği kimseler şunlardır: Yalancılar¸ kibirliler ve din kardeşlerine karşı kalplerinde (gizli) kin besledikleri halde¸ onlarla buluştuklarında kendilerine (görünüşte) iyi muamele yapanlar¸ bir de Allah ve Rasûlü'ne çağrıldıklarında yavaş davranan¸ fakat şeytan ve onun emrine çağrıldıklarında ise süratle hareket edenlerdir.”


Yine Peygamber Efendimiz bazı kötü huyları ruhunda barındırmanın Müslümanlığın değil münafıklığın özelliklerinden olduğunu buyurur: “Münafığın alameti üçtür: Söylediği vakit yalan söyler¸ va'dinde durmaz ve emanete hıyanet eder.”


Allah Dostları¸ Yaşadıkları Asrın Uyarıcılarıdır


Yüce Rabb'imizin dinini en güzel şekilde insanlara tebliğ eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in hayatı şüphesiz biz Müslümanlar için en güzel örnektir.


Peygamberler¸ sözleriyle¸ davranışlarıyla hatta ikrarlarıyla yaşadıkları dönemde Rabb'imizin buyruklarının yaşayan canlı temsilcileri olmuşlar ve ümmetlerine bu noktada sönmeyen bir ışık kaynağı vazifesi görmüşlerdir. Onların varisleri ve yollarının yılmaz temsilcileri ise İslâm âlimleri ve gönül üstatları olagelmiştir. Bu sebepledir ki Allah dostları¸ yaşadıkları asrın temel direkleri olarak kalmamış aynı zamanda örnek yaşantıları ve sohbetleriyle Yüce Allah'ın zemmedilmiş sıfatların karargâhı olmama noktasında insanları uyardığı çıplak hakikatlerin çağdan çağa aktarılmasında köprü olma vazifesi de ifa etmişlerdir.


Osmanlı'nın manevî mimarlarından olup Osmanlı kültürünün ruh ve gönül denizini şekillendiren önemli talebeler yetiştirmeyi başaran Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri gibi gönül erleri¸ Rabb'imizin diğer buyruklarında olduğu gibi Müslümana sirayet edebilecek kötü huylar konusunda da azami titizlik göstermiştir.


Nitekim Somuncu Baba Hazretleri¸ arkadaşlarına ve yolundan gidenlere “Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.” tavsiyesinde bulunarak ihvanlarına dün olduğu gibi bugün de insanoğlunun kurtuluş yolculuğunda ayaklarına dolanacak ve Rab'lerine iltica seyahatlerinde kanatlarına ağırlık yapacak tehlikeler konusunda çıplak bir uyarıcı olmuştur. Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri'nin gönül sohbetleri¸ ırmağın serin sularının biteviye akışının sert taşları mükemmel bir işçilikle tesviye edişi gibi ihvanlarının gönüllerini billur dokunuşlarla olanca zemmedilmiş sıfatlardan arındırmıştır.


Ancak Arınanlar Kurtuluşa Erer


Gerçek mü'min¸ sıklıkla nefis muhasebesi yapmalı¸ nefsi ve biriktirdikleriyle hesaplaşmaya girmeli ve kendisini sigaya çekmelidir. Bu nefis muhasebesi neticesinde zemmedilmiş sıfatlardan temizlenmenin yolu açılacak ve bu sayede mü'min cümle günahlardan temizlenmenin karşılığı olarak cennet ve onun yüksek derecelerine nail olacaktır. Nefsin tezkiye edilmesi Yüce Allah'tan başkasının gönülde karargâh kurmaması demektir ki bunun da mükâfatı cennetin ötesinde bir nailiyet olan “Cemalullah” nimetidir. Peygamber Efendimiz'in 24. kuşaktan torunu olan Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri'nin ısrarla yolundan gidenlere zemmedilmiş sıfatları terk etme çağrısı¸ bütün insanlığın bu feyiz ve bereketlerden istifade edebilmeleri içindir.


Kahir ekseriyetle maddeye ram olup nefsimizin direktifleri doğrultusunda ruhlarımızı kararttığımız bu modern asırda biz âdemoğulları¸ nefsin her türlü tuzağını bilen Allah dostlarının önderliğine ve huzur efsunlayan tavsiyelerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissetmekteyiz. Hiç şüphe yok ki nefsimizin hileleri karşısında gönül tabiplerinin eşsiz nasihatleri kalplerimizi ihya etmenin yanında maddenin tahrip ettiği ruhlarımıza bir şifa meltemi olarak dokunacaktır.


Dün olduğu gibi çağımızdaki insanın nihai kurtuluşu da “küçük cihattan büyük cihada geçiş”le olacaktır. Elbette bu hususta Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin arkadaşlarına ve yolundan gidenlere “Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.” tavsiyesi önümüzü aydınlatan gür bir kandil olacaktır.

Sayfayı Paylaş