NASİHAT IRMAĞININ GÜR ÇAĞLAYANI: ES-SEYYİD OSMAN HULÛSİ EFENDİ (K.S)

Somuncu Baba

Aşk-ı İlâhî’nin ve Nur-ı Nebevî’nin çöle dokunayazdığı andan itibaren Yüce Allah’ın boyasıyla renklenmeye başlayan mazlum coğrafyalar¸ küfür ve şirk karanlıklarından vahyin aydınlığına kavuşmuş ve birbirinden bereketli nasihat yağmurlarıyla olanca kirlerinden arınmıştır.

Aşk-ı İlâhî’nin ve Nur-ı Nebevî’nin çöle dokunayazdığı andan itibaren Yüce Allah’ın boyasıyla renklenmeye başlayan mazlum coğrafyalar¸ küfür ve şirk karanlıklarından vahyin aydınlığına kavuşmuş ve birbirinden bereketli nasihat yağmurlarıyla olanca kirlerinden arınmıştır.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in ilâhî vahyi tebliğe memur edilişinin ardından kurak çöller binlerce yıllık uykusundan uyanmanın şafağına kurulup yeşermeye başlayarak mümbit olmuş ve katmerli güllerin ana vatanı haline gelmiştir.

Güllerin Efendisi¸ bir hadis-i şeriflerinde; “Din nasihattir.” buyurarak bidayetten günümüze ve kıyamete kadar çağlayacak nasihat pınarlarının önünde kümelenmiş cümle şirk ve küfür setlerini yıkıp atmıştır. Kendisine; “Din¸ kimin için nasihattir ya Rasûlallah?” diye sorulunca Rasûl-i Ekrem Efendimiz cevaben: “Din; Allah¸ Kitabı¸ Rasûlü¸ mü’minlerin yöneticileri ve bütün Müslümanlar için nasihattir.” buyurarak asırlardan beri çağlayıp gelen her neviden nasihat ırmaklarının en berrak gözesi olmuştur.

İşte o kutlu vakitten itibaren Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in açtığı mücella nasihat yolu¸ O’nu rehber edinenler için de vazgeçilmez bir hayat pınarı olagelmiştir. Bu yüzdendir ki asırlardan beri bu huzur ve esenlik iklimlerinde yaşayan insanların gönülleri âlimlerin¸ salihlerin ve Allah dostlarının birbirinden kıymetli nasihatleriyle beslenmeye ve bu sayede ayakta durmaya devam etmektedir.

Sevgili Peygamberimiz tarafından dinin nasihat olarak zikredilmesinde şüphesiz derin anlamlar ve hikmetler gizlidir. Aynı zamanda İslâm toplumlarının asr-ı saadetten bu yana nasihat pınarlarıyla sulanmasının ardında da şüphesiz bu hikmetler gizlidir.

Peygamber Efendimiz’in bahsi geçen hadis-i şeriflerinde dini nasihat olarak nitelemesini¸ dini en ziyade ayakta tutan hususun nasihat olması şeklinde anlayabiliriz. Sözlükte; iyi ve hayırlı işlere davet etmek¸ kötü ve şer olan şeylerden nehyetmek¸ bir işi sırf Allah rızası için yapmak¸ balı mumundan süzüp arındırmak gibi manalara gelen nasihat kelimesinin Müslüman coğrafyalarda âlimlerimiz ve gönül sultanlarımız tarafından bu denli önemsenmesinin altında yatan gerçek¸ onun dinimizle örtüşen bu derin manaları yüzündendir.

 

O’ndan Başka İlah Edinmemek

 

Şimdi hadis-i şerifin içeriğine bakalım.

“Dinin¸ Allah için nasihat oluşu”nun hikmeti; elbette Yüce Rabb’imize iman etmek ve O’ndan başka ilah edinmemekle alakalıdır. Bu sebeple âlimlerimizin ve nasihat erbabının tavsiyelerinin ana mevzuları genellikle Allah’a ortak koşmamak¸ O’na kulluk ve ibadette samimi davranmak¸ her şart ve zeminde Allah’a itaat üzere olmak¸ yalnız Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek¸ O’nun nimetlerine şükretmek¸ tevazu sahibi olmak ve bütün insanlara nezaket göstermek gibi dinimizin emrettiği hususlar olmaktadır.

“Dinin¸ Allah’ın Kitabı için nasihat oluşu”nun manası; bir Müslümanın¸ bütün semavî kitapların Allah katından indirildiğine¸ Kur’an’ın o kitapların sonuncusu olduğuna inanması ile alakalıdır. İnanç esaslarımız gereği Yüce kitabımız Kur’an’ın Allah kelamı olduğu¸ O’nun tarafından bütün insanlığa gönderildiği ve yine O’nun sonsuz kudreti vasıtasıyla korunacağı gibi temel inanç esaslarını kabul edip inanmak durumundayız. Kur’an’la hemhal olmak¸ onu okumak ve hıfzetmek irfanımızı geliştiren ve insanı terbiye ederek takvasını artıran bir durumdur. Bu yüzden gönül dostlarının en mühim tavsiyeleri arasında Kur’an ile ilgili bahisler vardır.

“Dinin¸ Allah’ın Rasûlü için nasihat oluşu”nun manası; âlemlere rahmet olarak gönderilmiş son peygamber Hz. Muhammed Efendimiz’in¸ Yüce Allah’ın elçisi olduğunu dil ile ikrar¸ kalb ile tasdik etmek demektir. Allah Rasûlü’nün yolundan gitmek¸ onun sahih sünnetini rehber edinmek¸ onun sevdiklerini sevmek ve O’na itaat etmek hususunda Yüce Allah tarafından vaz olunan düsturlar¸ imanla bezenmiş İslâm coğrafyalarında şiirlerle¸ kasidelerle ve nasihat kitaplarıyla dile getirilmiştir. Allah Rasûlü’nü sevmek ve onun ahlakıyla ahlaklanmak hususunda âlimlerimiz ve gönül erbabımız tarafından kaleme alınan nasihatler¸ bu toprakları bereket yağmurlarıyla sulamaya devam etmektedir.

 

Allah’a İtaat Edin¸ Rasûl’e İtaat Edin

 

Dinin¸ müminlerin yöneticileri için nasihat oluşunun manası; Yüce Rabb’imizin Nisa Suresi 59. ayette anlamını bulan: “Ey iman edenler¸ Allah’a itaat edin¸ Rasûl’e itaat edin ve sizden olan buyruk sahibi yöneticilere de itaat edin…” emr-i ilâhîsidir. Yöneticilerin âdil olmaları bütün İslâm ümmetinin birliğini sağlayacağı gibi toplumdaki her türlü parçalanmışlığın önüne geçer. Zira tarih şahittir ki zalim yöneticilerin zulmü nice yürekleri dağlamış ve toplumsal huzuru yaralamıştır. İslâm¸ insanların her türlü zulüm altında inlemesine razı değildir. Bu sebeple Hak üzere oldukları sürece yöneticilere yardımcı olmak¸ Hak’tan ayrılmamaları hususunda onları uyarmak¸ yaptıkları yanlışları onlara hatırlatmak gibi hususlarda nasihatte bulunmak âlimlerimizin¸ ariflerimizin ve gönül sultanlarımızın temel düsturu olagelmiştir.

“Dinin bütün Müslümanlar için nasihat oluşu”nun manasına gelince; şu bir hakikattir ki İslâm toplumundaki bütün insanların aynı bilgi ve idrak düzeyinde bulunması mümkün değildir. Yüce Allah’ın öngördüğü ve Rasûlullah Efendimiz’in tebliğ ettiği ulvi hakikatlerin ve insaniyetin ihya edilmesi suretiyle teşekkül edecek mükemmel toplumun oluşması için sözleriyle diğer insanlara tesirde bulunacak âlim¸ arif ve gönül dostlarının nasihatlerine her zaman ve zeminde ihtiyaç vardır. İnsanlara doğru yolu gösterip batıldan men edecek ve dinimizin en ince hassasiyetlerine gönüllerini yatkın hale getirecek nasihatler bir cemiyet için bu yüzden çok mühimdir. Allah resulünün yolundan gidenlerin bu ulvi gayeye dört elle sarılıp nasihat vadilerinde dolaşması ve bu sayede insanlığa şifa meltemleri sunmaya çalışması da bu yüzdendir.

 

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi ve Nasihati

 

12. batından Somuncu Baba’ya oradan da Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz’e ulaşan nesebiyle 36. kuşaktan Sevgili Peygamberimiz’in soyundan gelen Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi de son asrın nasihat ırmaklarının en gür çağlayanlarından birisi olmuş ve yolundan gidenlerin gönüllerini asr-ı saadetten gelen nasihat meltemleriyle ferahyab eylemiştir. Aynı zamanda mutasavvıf ve şair olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ 1914-1990 yılları arasında Darende’de yaşamıştır. Bu gönül sultanımız¸ 1945-1987 yılları arasında 42 sene bilfiil Somuncu Baba Camii’nde görev yaparak nebevi iklimlerde kaynağını bulan özge nasihatlerini gönül dostlarına hem hâl ve hem de kâl ile bil-fiil aktararak son asrın en gür nasihat sedası olmayı başarmıştır.

Es-Seyyid Şeyhzâde Hatip Hasan Efendi ile Seyyid İbrahim Taceddin-i Velî soyundan Fatıma Hanım’ın evlatları olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ bir taraftan gazel¸ ilâhî¸ kaside¸ rubaiyyat ve müstezat türünden meydana gelen Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî adlı eseri ilediğer yandan yakınlarından başlamak üzere ahbaplarına yazdığı¸ nazım ve nesir şeklinde mektuplarının toplandığı Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî ve Hutbeler adlı eserleri ile çağa ışık ve ilham efsunlayan eşsiz nasihatlerini haykırmaya devam etmektedir. Zira O¸ divan şiirimizin 20.yüzyıldaki örnek temsilcilerinden birisi olarak “Nasihat” adlı bir şiir yazmış ve bu şiir¸ elden ele¸ dilden dile ve gönülden gönüle yankılanarak hemen herkesin hayatına olumlu bir Rahmanî etki bırakmayı başarmıştır.

Her daim halkın yanında Hak’la beraber olma yüceliğini gösteren Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ Peygamber Efendimiz’in kutlu ayak izini sürdüğü hayatı boyunca kendini insanlığın hizmetine vakfetmiş¸ gerçek manadaki tasavvuf anlayışının insanlığa hizmet olduğunu şiirleri¸ hutbeleri ve örnek ahlâkıyla sergilemiştir.

Yüce Rabb’imizin dinini tebliğ eden Peygamber Efendimiz’in açtığı kutlu nasihat yolunda bitip tükenmez bir aşk ve şevkle toplumu aharlayan büyük İslam mütefekkir ve ariflerinin 20. yüzyıldaki en gür çağlayanlarından olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ ömrünü Hakk’a dayayan bir muzdarip yüreğin bütün hallerini yaşayarak 14 Haziran 1990 yılında aramızdan ayrılmıştır. Lakin onun müdavimi olduğu aydınlık nasihat yolu¸ bin bir emek ve çileyi heybesinde barındıran maddî ve manevî eserleri eliyle en büyük aydınlığa doğru yol almaya devam etmektedir.

Şu aciz-i fakir ü pür taksir¸ devam edecek olan yazılarında Allah’ın izn ü inayeti ile Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin yazıldığı günden itibaren gönülleri ferahlatmaya devam eden “Nasihat” adlı şiirinin beyit beyit açıklamasını yapmaya çalışacaktır.

Gurur ve kibrin gönüllerimizi tarumar edip yakıp yıktığı ve insanlığın kendisine yabancılaştığı bu azgın zamanlarda:

 

Âlemi sen kendinin kölesi¸ kulu sanma

Sen Hakk için âlemin kölesi ol¸ kulu ol

 

Beyiti ile başlayan nasihat şiirinin emsalsiz tevazu bahçesinde özge çiçekler dermeyi ve kaybettiğimiz anlamımızı yeniden bulmayı Rabb’im inşallah bizlere nasip eyler.

 

Sayfayı Paylaş