"Mecnûn'a Leylâ'nın yüzünde/şahsında ilâhî güzelliği göstererek onu dağlara
taşlara düşüren aşkın gücüdür. Kays'ı Mecnûn yapan aşktır. Mecnûn'a¸ Leylâ'nın
gerçekte güzel biri olmadığını ve nasıl olur da böyle kara kuru bir kıza bu
denli büyük bir aşkla bağlandığını ...
"Osman Hulûsî Efendi'nin Mektûbât'ında yer alan 66 mektuptan 3 tanesi doğrudan şeyhi İhrâmcızâde İsmail Hakkı Toprak merhûma yazılmıştır. Bazı mektuplarda ise şeyhinden söz etmektedir."...
Bu dünyada sahip olunan mal¸ mülk¸ makam¸ mevki her ne varsa er veya geç tükenecek¸ son bulacaktır. O hâlde yapılması gereken dünyanın aldatıcı güzelliklerini¸ ziynetlerini¸ onlar bizi terk etmeden bırakabilmektir. Dünya malı dünyada kalacağına göre¸ onlara tutunup kalınmamalı¸ sonsuzluk ülkesine bi...
Dîvân-ı Hulûsî-i Darendevî'de yer alan ilk manzûme¸ yedi beyitten oluşan "peydâ" redifli bir gazeldir. Bu şiirde¸ "Ey gönlüm" diyerek kendi şahsında tüm Müslümanlara hitap eden Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi (k.s.)¸ tasavvufun önemli umdelerinden olan kalp gö...
Mürşidler¸ müridlerine¸ dervişlerine böyle bir hayat tarzını öğütlerler. Tabiidir ki bu durum dünyadan tamamen el etek çekmeyi¸ fakr u zarûret içinde pejmürde bir hayat yaşamayı gerektirmez. Bu tavsiyeler sûreten değil¸ sîreten; şeklen değil¸ ahlak ve edebiyle güzel olm...
"Yüce yaratıcıya îmân eden herkes¸ Hâkimler
hâkiminin hiç kimseye zulmetmeyeceğini bilir.
Ve yine bilir ki "Allah mü'minlerin dostudur."
Dosttan gelenin ise baş göz üstünde yeri vardır."...
Gönül âlemindeki incilerin ortaya çıkarılmasına mâni olan ise nefistir. Cenâb-ı Hakk'ın tecellî ettiği gönül hânesini¸ gönül evini mânevî kirlerden arındırmanın lüzûmunu; bunun da ancak nefis terbiyesiyle olacağını unutmamak lazımdır. Çünkü mânen selâmete ermek için insana her türlü kötülü...
"Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi (k.s)'nin belirttiği üzere hakîkî Müslümanın amacı kulluk makâmına erebilmektir. Kul olduğunun bilincinde olan kişi Cenâb-ı Hakk'ın eşiğinde O'nun lütuf ve keremini uman zavallı bir dilencidir."...
"Gönlümüzde yer eden sevgilerin¸ Allah'ın ve O'nun râzı olacağı sevgilerden ziyade olmamasına dikkat etmek gerekir. Gönlü tamamen fânî dünyanın ve kısa süren geçici hayatın varlıklarıyla¸ zevk ve safâsıyla doldurup ebedî âleme daha az yer ayırmak tavsiye olunmamıştır."...
"Bu dünya misâfi rhânesinde misâfi rler birer birer
gidecek¸ konaklar yıkılıp vîran olup gidecek. Eğer varsa
dostlarınla ya vuslat gerçekleşecek ya da onlar birer
mihnet hâline gelecek. O can dostların yarın âhirette
senin derdine belki dermân olacaklar. Ya da oradaki
ateşler senin y...
Hulûsî Efendi bu şiirinde¸ "Dostumuzdan üzerimize yağmur gibi sıkıntılar gelse de bunları muhabbet esintileri görmeliyiz. Bizler güle ulaşmak için dikenlerin incitmesine aldırmamalıyız. Çünkü sonunda rengi ve kokusuyla hoşnud olacağımız güzel bir çiçeği elde etmek vardır." diyerek bi...
"Sevdiklerimizi sırf Allah için sevmenin¸ yolunda mal ü canı fedâ etmenin¸ dâima hayır ve hasenâtta bulunmanın dünya ve âhiret saâdetimize vesîle olduğunu bir ân bile hatırdan çıkarmamak bizim için en kârlı yoldur."...
NASİHATNÂMELER VE HULÛSİ EFENDİ'NİN DİLİNDEN NASÎHATLAR
"Tarihimizde nasîhatnâme türü eser yazanlar arasında daha
birçok sîmâ bulunmaktadır: Meselâ Yûnus Emre (v. 1320)'nin
Risâletü'n-Nushiyye'si¸ meşhûr şair Nâbî (1626-1712)'nin
Hayriyye'si bunlardandır. Hatta İbrahim Hakkî-i Erzurumî (v.1781)¸
Marifetnâme'yi...
Hulûsî Efendi (k.s) bu gazelinde
bize dertlerimizi¸ sıkıntılarımızı nasıl ve şekilde
gidereceğimizi¸ gönlümüzü pâk edip hâlimizi
kime nasıl arz edeceğimizi gayet güzel bir şekilde
ifade etmektedir....
Yüce dinimiz İslâmın emirleri de böyle insanlar
yetişmesini öngörmekte¸ yaptığı her işten sorumlu
olduğu şuurunda olan Müslümanlar hedeflemektedir.
Her insan sahip olduklarından¸
bunları nerelerde¸ nasıl ve ne amaçla kullandıklarından
hesaba çekilecektir. Hattâ hesap gününde
dilimizin¸ gözümüz...
Bu sayıda ele alacağımız gazelde Hulûsî Efendi (k.s) yine gönül üzerinde durmaktadır. Rabbimizin tecellîgâhı olan gönüllerimizde ne¸ nasıl ve ne kadar yer işgâl etmeli; nelere karşı muhabbet duymalı; bu mânevî mekânın nasıl tertemiz kalmalı ve huzûr-ı ilâhîye mahçûbiyet duymadan kavuşması için...
Bizim kültürümüzde sohbetin önemli bir yeri vardır. Hatta eğitim ve öğretimde bile sohbetin önemi inkâr edilemez. Hz. Peygamber (s.a.v)'in Mescid-i Nebevî'de yapmış olduğu derslerin müdavimlerine "Ashâb-ı sohbe" denildiğini biliyoruz. ...
Hazret-i Peygamber ve Hulafâ-yı Râşidîn'in saadet asrından sonra Müslümanlar arasında onların tertemiz ve örnek hayatlarına uymayan birtakım farklı anlayışlar ortaya çıkmaya başladı. Asırlar geçtikçe İslâm coğrafyasının genişlemesi¸ farklı inançlara sahip toplumlarla karşılaşması sonucunda...
Osman Hulûsî Efendi'nin muhtelif şiirlerinde olduğu gibi bu gazelinde de fânî olan dünyadan ve onun çeşitli lezzetlerinin geçiciliğinden söz edilmektedir. ...
Geçen ayki 93. sayımızda Hulûsî Efendi’nin duâ edip yalvardığı bir gazelini konu edinmiştik. Bu arada duâlarımızın Allah katında kabûl edilmesini ve¸ müstecâb olmasını da temennî ederek¸ söz konusu gazeldeki gayet içli yakarışı¸ gönülden gelen yalvarışı kısaca izah etmeye çalışmıştık. Bu sayıd...
Duâ ve münâcât¸ mü'minin her zaman başvuracağı bir ameldir. Âciz ve her zaman günaha düşen kulun¸ Ganî ve Gaffâru'z-zünûb olan Rabbu'l-âlemîne sığınması için el açıp¸ boyun büküp yalvarmasıdır. İster her bakımdan sıkıntılı ve ister refah ve huzur içinde bulunduğumuz zamanlarda Rabbimize ...
SOMUNCU BABA'DAN OSMAN HULÛSİ'YE İRŞAD VE HİZMET KERVANI
“Hâmid-i Velî geçimini temin etmek maksadıyla burada kendi eliyle yapıp pişirdiği ekmekleri çarşı pazarda satan yaşlı bir zât olarak tanındığından kendisi ‘Somuncu Baba’ ve ‘Ekmekçi Koca’ olarak şöhret kazanmıştır.”...
“Her derd ki var¸ var dermânı.” diyerek var olan her derdin bir çaresinin bulunduğunu ifade etmektedir. Hâlbuki Hulûsî Efendi bu gazelinde çaresi olmayan bir derde düştüğünü ifade ederek söze başlıyor ve gün geçtikçe artarak devam ettiğini¸ hiç kimsenin buna merhem olmadığını¸ bundan kur...
Tasavvufî zâviyeden konulara bakan şairimiz bu gazelinde vîrân olmuş kalbinin tedâvîsi için bir padişahtan lütuf ve ihsân istemekte; içinde var olan gizli derdi¸ hastalığı sadece o şâhın bilebileceğini ifade etmektedir....
Dîvân edebiyatımızda sâkî¸ câm¸ bâde¸ şarâb¸ mest gibi¸ aslında insanı sarhoş eden ve içki meclisini hatırlatan bir takım unsurlar çokça kullanılmış¸ bu meclislere dair tavsiflere o nisbette yer verilmişr. Burada kullanılan kelimelerden sâkî içki sunan kişiyi¸ câm içki kadehini¸ bâde ve şarâb içkiyi...
Edebiyatımızda hemen her şairin kaleme aldığı na’t-ı şeriflerde şairin Hazret-i Peygamber’e duyduğu muhabbetin¸ ona olan özlem ve hasretin¸ kıyamet günü kendisinden şefâat talebinin dile getirildiğini görmekteyiz....
Bu şiirde Hulûsî Efendi¸ önce Fakr ve Kenz kelimeleri üzerinde durmaktadır. Bu iki kelimeden birincisi Peygamberimiz (s.a.v)’in “Fakirlik benim övündüğüm şeydir.” meâlindeki hadîsini ifade etmektedir. Fakr¸ yoksulluk¸ bir şeye muhtaç...
Hakîkî intisap¸ gerçek sevgi¸ birine olan bağlılık sadece ona söylenen sözlerle¸ ona yazılan medhiyelerle olmaz. Sevgi kişinin hâline¸ yaşantısına aksetmelidir....
Hulûsî Efendi’nin şiirlerinde gönül konusu oldukça yer işgal eder. Geçmiş sayılarımızda da çeşitli gazel açıklamalarında bu konunun ele alındığını¸ hatta bazı şerhlerin başlıklarını da gönül teşkil ettiğini hatırlarsınız. Belli bir konuda ısrarla durulması hem konunun öneminden hem de bu kadar...
Daha önceki açıklamalarımızda da temas ettiğimiz gibi Cenâb-ı Hak dilerse kendisinden hoşnut olduğu mü’min kulunun gönlünde tecellî eder. Bu hususu ifade eden bir rivayet Gazzâlî’nin İhyâu Ulûmi’d-dîn adlı eserinde ve tasavvuf kitaplarının pek çoğunda yer almaktadır....
Sevgi bir imtihandır. İnsan sevdiği kişiye¸ benimsediği fikirlere¸ inandığı değerlere bağlılığından¸ onlara olan muhabbetinden zaman zaman imtihana çekilir. ...
Sağlam bir inanca sahip olmak her işin başıdır. Eğer inanç sistemimizde her hangi bir hata olursa¸ imanın üzerine bina edeceğimiz bütün ibadet ve tâatımız¸ hâl ve hareketimizin Allah katında makbuliyeti de buna bağlı olarak değerlendirilir. ...
Zaman zaman daha önceki gazellerin açıklamalarında da geçtiği üzere¸ mutasavvıf şairlerin eserlerinde sıkça kullanılan hûb¸ aşk¸ yâr¸ âşık … gibi kelimelerden maksatlarının¸ bir kadına duyulan sevgi¸ ona delicesine tutulan sevgili anlaşılmamalıdır....
Buhârî ve Müslim'de geçen bir hadisinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Cebrâil (a.s.)'ın İmân ve İslâm hakkındaki sorularından sonra "İhsân nedir?" sorusuna şöyle cevap vermiştir: " Kendisini görüyormuş gibi Allah'a kulluk etmendir. Her ne kadar sen O'nu göremezsen de O ...
İnsanlar zaman zaman bazı olaylar karşısında çeşitli sıkıntılara düşerler. Bu durum maddî olabildiği gibi manevî de olabilir. Böyle zamanlarda insanın durumunu arz edecek yegâne merci şüphesiz ki Cenâb-ı Hak'tır. İnsan O’na yapılan arzın boş çevrilmeyeceğini bilir; bunun için açar ellerini...
Edebiyâtımızın dinî muhtevâlı eserlerinden biri de münâcâtlardır. Münâcât¸ bir şeyi hafifçe¸ fısıltı halinde yalvararak istemek anlamına gelmektedir....
Geçtiğimiz ay¸ âlemlere rahmet ve merhamet olarak gönderilen¸ Cenâb-ı Hakk’ın en güzel ahlak sahibi olarak tavsif ettiği Habîb-i edîbi¸ güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderilen¸ ins ve cinin peygamberi¸ kendisinde bizim için en güzel örnek hayat olduğu bildirilen Hazret-i Muhammed Mustafâ (s.a...
Üns¸ kelime olarak alışkanlık¸ yakınlık kurmak anlamlarına gelir. Biraz daha geniş anlamıyla birisine yakın olmak¸ birisinin arkadaşlık ve dostluğunu kazanmak demektir....
Daha önce arz etmiş olduğumuz bazı gazellerin açıklamasından önce gönül üzerine kısa da olsa bazı izahlar yapmış¸ Cenâb-ı Hakk'ın tecellî-gâhı olan bu manevî makâmın manen de temiz tutulmasının öneminden bahs etmiştik....
Fâil-i muhtâr olan Cenâb-ı Hak¸ akâid kitaplarımızda "lâ-Yüs'el ammâ yef'al" olarak ifâde edilir. Yani Allah-ü Teâlâ yaptığı bütün fiillerinde hiçbir güce karşı hesap verecek değildir. ...
Divan Edebiyâtımızda kullanılan bazı kelimelere birkaç türlü anlam vermek mümkündür. Ancak şiirin tamamına bakıldığı veya şairin üslûbu hakkında bir kanâat oluştuğu takdirde bu anlamlardan birisi üzerinde karar kılmak mümkündür....
Peygamberimiz (aleyhi's-selâm) bir hadîsinde; " İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Eğer o¸ sağlam olursa bütün beden sağlam olur¸ şâyet hasta olursa bütün beden hastadır. İşte o¸ kalbdir." buyurmaktadır. Kalb¸ sadece maddeden ibaret bir organ değildir. Onun bir de manevi yönü vardır....
Tasavvufî hayâtımızın bazı vakitlere verdiği önem farklıdır. Bu vakitleri Hz. Peygamber (a.s.)'ın nâfile ibâdetlerle değerlendirdiği için tasavvufa sülûk edip¸ sünnetlere daha dikkatli olan insanlar onun gösterdiği titizliğe aynen riâyet etmeye çalışırlar....
Osman Hulûsî Efendi (ks):
“Gözüm gün yüz ile rûşen özüm hicre leb-â-lebdir
Elimde bâde-i gül-gûn dilimde zikr-i gabgabdır”
beytiyle başlayan gazelinde Allah Teâlâ'nın kâinattaki tezâhüründen ve kulunun gönlündeki tecellîsinden bahsetmektedir. Cenâb-ı Hakk'ın kuluna verdiği s...