ŞEFAAT

Somuncu Baba

"Ahirette Allah'ın izin ve rızası dâhilinde başta bizim Peygamberimiz (s.a.v.) olmak üzere bütün peygamberler¸ melekler ve salih kullar şefaat edeceklerdir. Biz müminlere düşen görev şefaate layık olmak için Allah katından salih makbul ameller işlemek¸ en büyük şefaatçi Hz. Muhammed (s.a.v.)'in sünnetine sımsıkı yapışmaktır."

Şefaat¸ sözlükte bir kimsenin bağışlanmasını istemek¸ başkası adına yardım istemek¸ bir kimseden başka bir kimse için iyilik yapması veya zarardan vazgeçmesi için ricacı olmak/aracılık etmek¸ saygı ve mertebe bakımından daha yüksek olanın daha geride olanı desteklemesi¸ başkasının sıkıntısını gidermek için vasıta olmak/vesile olmak gibi anlamlara gelir.[1]


İslâm terminolojisinde ise şefaat¸ ahirette Allah'ın izniyle peygamberlerin ve Allah katında dereceleri yüksek olanların¸ günahkâr müminlerin affedilmeleri¸ günahkâr olmayanların daha yüksek derecelere ulaşmaları için Allah'a yalvarmaları¸ vesile olmaları¸ dua etmeleridir.[2]


Şefaat¸ dünyada işlenen günahların ahirette affedilmesi için talepte bulunmak¸ aracı olmak ve bunun için dua etmektir. Ahirette kendilerine şefaat izni verilen her şefî (şefaat edici)nin şefaatinin sınırı¸ Allah katındaki yakınlığı ve derecesi nispetinde olacaktır. Şefaat olunacak kimselerin de şefaat edilmeye layık olmaları şarttır. Allah'ın ahirette başta peygamberler olmak üzere razı olduğu birtakım kimselere şefaat etmeleri için izin vermesi¸ kendisinin bileceği¸ adalet ve lütfuna dâhil olan bir hikmetinin bir sonucudur. Gerçek ve en büyük şefaatçi Allah'tır. Çünkü O¸ eş-Şefi (şefaat edici)'dir.[3]


Kur'an'a göre ancak Allah'ın izin verdiği kimseler şefaat edecektir¸[4] melekler de müminler için şefaat edecektir.[5] Kâfirler¸ müşrikler ve münafıklar için asla şefaat yoktur.[6]


Görüldüğü gibi Kur'an'a göre şefaat¸ ahirette Yüce Allah'ın izin verdiği kimseler için söz konusudur. Allah'ın izni olmadan bir kimsenin şefaat etmesi veya Allah'ın razı olmadığı birine şefaatte bulunması asla mümkün değildir.


Kâfirler¸ müşrikler ve münafıklar şefaat hakkından asla yararlanmazlar. Zira bunlar Allah'a şirk/ortak koşuyorlar¸ dünyada iken kendilerine gönderilen ilâhî elçileri ve onların haber verdiği ahiret gününü inkâr ediyorlar¸ Allah'ın hükümlerini tanımıyorlardı. İlgili bir ayette de "Şüphesiz ki Allah¸ kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar"[7] buyrulduğu gibi kâfirler¸ müşrikler münafıklar için şefaat asla mümkün değildir.[8]


Hadislerde de şefaat kavramı yer almış¸ başta Peygamberimiz (s.a.v.) olmak üzere bütün peygamberlerin¸ meleklerin ve salih kulların Allah'ın izni ve rızası dâhilinde şefaat edebileceği bildirilmiştir.[9] Ahirette gerçekleşecek şefaatle ilgili hadislerin birçoğu Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şefaatine dairdir. Buna göre Peygamberimiz (s.a.v.): "Her peygamberin kabul olunan bir duası vardır. Ben¸ duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat için sakladım."[10] buyurmuş¸ peygamberler içinde ilk defa kendisinin şefaat edeceğini ve şefaatinin kabul olacağını¸[11] ümmetinden büyük günah işleyenlere de -şirk hariç- şefaat edeceğini bildirmiştir.[12]


Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ahiretteki genel ve kapsamlı şefaatine "şefaat-i uzma" "büyük şefaat" diyoruz. Şefaat-i uzma (büyük şefaat) şöyle gerçekleşecektir: Ahirette hesaba çekilmek üzere bütün insanlar beklerken¸ hesaplarının bir an önce görülmesi için sırayla Hz. Âdem (a.s.)¸ Hz. Nuh (a.s.)¸  Hz. İbrahim (a.s.)¸ Hz. Musa (a.s.)¸ Hz. İsa (a.s.)'a giderler. Bunlardan her biri gelenleri bir diğerine gönderirler. Nihayet Hz. İsa (a.s.) onları Hz. Muhammed (s.a.v.)'e gönderir. O vakit Hz. Peygamber (s.a.v.) arşın altında secdeye kapanır¸ şefaat için dua eder. Allahu Teâl⸠"Ey Muhammed¸ başını secdeden kaldır¸ şefaatin kabul edilmiştir." der.[13] Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bu anlamdaki şefaat yetkisine Makam-ı Mahmud (övülen makam¸ kıyametteki şefaat makamı)  denir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Makam-ı Mahmud sahibi olmasına sebep olarak da herkes tarafından övülmesi ve ayette de[14]  buyrulduğu gibi teheccüd namazına (gece namazı) devam etmesi gösterilmiştir.[15]


Makam-ı Mahmud'a yani şefaate nail olmak için¸ Peygamberimiz  (s.a.v.) biz ümmetine şu tavsiyede bulunuyor: "Kim ezanı duyduğu zaman¸ ‘Ey bu tam davetin(ezanın) ve kılınacak olan namazın Rabbi! Hz. Muhammed (s.a.v.)'e vesileyi¸ fazileti ve O'na vaat ettiğin Makam-ı Mahmud'u ver' diye dua ederse o kimseye şefaatim gerekli olur."[16]


Şefaat-i uzmadan sonra Rasûllah (s.a.v.) ilkin¸ ümmetinden cennet ehli olanlar için şefaatçi olacak¸ cehenneme giren günahkâr müminler için üç defa şefaat edecek ve bu sayede cehennemlikler buradan çıkarılıp cennete konulacaktır.[17]


Ayrıca cennet ehlinin cennette derecelerinin artırılması için ilk şefaat edecek ve şefaati kabul olacak peygamber de Hz. Muhammed (s.a.v.)'dir.[18]


Yine şefaatle ilgili olarak Kur'an okuyan ve oruç tutan kimselere¸ bu ibadetlerinin şefaatçi olacağı bildirilmiştir.[19]


Sonuç olarak şunları söylemek gerekirse¸ ahirette Allah'ın izin ve rızası dâhilinde başta bizim Peygamberimiz (s.a.v.) olmak üzere bütün peygamberler¸ melekler ve salih kullar şefaat edeceklerdir. Biz müminlere düşen görev şefaate layık olmak için Allah katından salih makbul ameller işlemek¸ en büyük şefaatçi Hz. Muhammed (s.a.v.)'in sünnetine sımsıkı yapışmaktır.









[1] Mustafa Alıcı¸ "Şefaat"¸ DİA.¸C. 38¸ TDV. Yay.¸ İstanbul 2010¸ s. 411; Fikret Karaman¸ "Şefaat"¸ Dinî Kavramlar Sözlüğü¸ DİB. Yay.¸ Ankara 2006¸ s. 614



[2] Mesut Erdal¸ Kur'an ve Sünnet'e Göre Şefaat İnancı¸ Yeni Akademi Yay.¸ İstanbul 2006¸ s. 18; Karaman¸ age.¸ s. 614



[3] Muhsin Demirci¸ Kur'an'ın Temel Konuları¸ İFAV Yay.¸ İstanbul 2000¸ s. 343



[4] 2/Bakara¸ 255; 10/Yunus¸ 3; 19/Meryem¸ 87; 20/Tâh⸠109; 21/Enbiy⸠28; 34/Sebe¸ 23; 39/Zümer¸ 44; 53/Necm¸ 26



[5] 21/Enbiy⸠28; 53/Necm¸ 26



[6] 2/Bakara¸ 48¸ 123; 6/En'âm¸ 51¸ 70¸ 94; 7/A'râf¸ 53; 26/Şuar⸠100-101; 30/Rum¸ 13; 40/Mü'min¸ 18; 43/Zuhruf¸ 86; 74/Müddessir¸ 48



[7] 4/Nisâ 48¸ 116; 5/Mâide 72



[8] Demirci¸ age.¸ s. 343; Erdal¸ age.¸ s. 61



[9] Buhârî¸ Tevhid¸ 24; Müslim¸ İman¸ 3012; Tirmizî¸ Kıyamet¸ 11



[10] Buhârî¸ Da'avat¸ 1; Tevhid¸ 31; Müslim¸ İman¸ 334; Tirmizî¸ Da'avat¸ 141; İbni Mâce¸ Sünnet¸ 37



[11] Müslim¸ Fadâil¸ 2



[12] Ebû Davud¸ Sünnet¸ 21; Tirmizî¸ Kıyamet¸ 11; İbni Mâce¸ Zühd¸ 37



[13] Buhârî¸ Tevhid¸ 19¸ 36-37; Rikâk¸ 51; Müslim¸ İman¸ 322



[14] 17/İsr⸠79



[15] İlyas  Üzüm¸  "Makam-ı  Mahmud " ¸ DİA.¸ C. 27¸ TDV. Yay.¸ İstanbul 2003¸ s. 413; Elmalılı Hamdi Yazır¸ Hak Dini Kur'an Dili¸ C. 5¸ Çelik-Şûrâ Yay.¸ İstanbul 1993¸ s. 147



[16] Buhârî¸ Ezan¸ 8; Müslim¸ Salât¸ 11; Tirmizî¸ Salât¸ 175; Ebû Davud¸ Salât¸ 38; İbni Mâce¸ Ezan¸ 4; Nesâî¸ Ezan¸ 38



[17] Buhârî¸ Tevhid¸ 19¸ 24¸ Rikâk¸ 51; Müslim¸ İman¸ 322



[18] Müslim¸ İman¸ 85



[19] Buhârî¸ Tevhid¸ 24; Müslim¸ İman¸ 47¸ 302

Sayfayı Paylaş