İSMAÎL PEYGAMBER'İN (A.S.) TESLİMİYETİ

Somuncu Baba

"Bizler¸ Peygamberimiz (s.a.v.)'den öğrendiğimiz salavât duâlarında günlük olarak İbrahim Peygamber'i ve âlini defalarca anarız. Hz. İsmaîl de andığımız İbrahim âlindendir."


Yüce Rabb'imiz¸ Kur'ân'da andığı peygamberlerin hayatlarını başından sonuna bizlere anlatmaz. Onların hayatından¸ bize ders olacak kesitler sunar. Bu bazen çok uzun olur¸ bazen de oldukça kısa. Ancak Kur'ân'da adı açıkça geçen her kahramanın¸ bize vereceği çok önemli mesajları vardır. Bu mesajlar bir genel anlamda mesajlardır¸ bir de o kahramanın ismiyle özdeşleşmiş özel mesajlardır. İşte bu büyük kahramanlardan biri de Hz. İbrahim Peygamber'in oğlu Hz. İsmaîl (a.s.)'dır. Onun ismiyle özdeşleşen özel mesajı da teslîmiyette ulaştığı zirve noktadır.


Her şeyden önce bizler¸ Peygamberimiz (s.a.v.)'den öğrendiğimiz salavât duâlarında günlük olarak İbrahim Peygamber'i ve âlini defalarca anarız. Hz. İsmaîl de andığımız İbrahim âlindendir. Aslında onu bu aile içerisinde anarken¸ onun örnekliğini hatırlamamız ve bunu kendi hayatımıza şiar edinmemiz gerekmektedir. Zira saygıyla andığımız bu kahramanların güzelliklerini kendi hayatımızda yaşarsak¸ onları anmamız anlamlı hâle gelecektir.


İki Teslîmiyet Örneği: Baba ve Oğlu


Hz. İsmaîl Peygamber¸ Kur'ân'da¸ daha çok babası İbrahim Peygamberle birlikte anılır. Şöyle ki¸ Kâbe temelleri üzerine yeniden inşa edilirken bu hayırlı işte Hz. İsmaîl de vardır. Yine mâbedin yapımının tamamlanmasından sonra¸ yapılan ibadetin kabulü için yapılan kapsamlı duâda oğul İsmaîl de vardır:


İbrahim ve İsmaîl¸ Kâbe'nin temellerini yükseltiyordu. ‘Rabb'imiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki¸ Sen hem işitir hem bilirsin.' dediler.


Rabb'imiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl¸ soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster¸ tevbemizi kabul buyur¸ çünkü tevbeleri daima kabul eden¸ merhametli olan ancak Sensin.


Rabb'imiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan¸ Kitabı ve hikmeti öğreten¸ onları her kötülükten arındıran bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakîm olan ancak Sensin.”1


Duâda teslîmiyet isteği dikkat çekicidir. “Rabb'imiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl¸ soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir.” Baba oğlun bu teslîmiyet duâsı kabul olmuş ve onlar insanlığa en güzel teslîmiyet örnekleri sunmuşlardır. İbrahim Peygamber hem oğlunu kurban ederken¸ hem de inancı uğruna ateşe atılırken bu teslîmiyetin örnekliğini sunmuştur. Oğul İsmaîl de¸ çocuk yaşta kurbana giderken teslîmiyetin zirvesinde olduğunu göstermiştir.


Kâbe'nin ibadet için mü'minlerin hizmetine sunulması emrinde Hz. İsmaîl'in de ismi geçer:


Kâbe'yi¸ insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. ‘İbrahim›in makamını namaz yeri edinin.' dedik. ‘Evimi ziyaret edenler¸ kendini ibadete verenler¸ rükû ve secde edenler için temiz tutun.' diye İbrahim ve İsmaîl›e ahd verdik.”2


Yürüme Çağındaki Çocuğun Teslîmiyeti


Hz. İsmaîl'in kurban edilişi ise onun teslîmiyet örnekliğinde en bâriz özelliğidir. Zira o¸ her şeyi ile Yüce Yaratıcı'ya teslim olan Hz. İbrahim Peygamber'in oğludur ve onun mektebinde yetişmiştir. “Rabb'i İbrahim'e: ‘Teslim ol.' buyurduğunda¸ ‘Âlemlerin Rabb'ine teslim oldum.' demişti.3 Kâbe'nin inşasından sonra da teslîmiyet duâsına duruşta Hz. İsmaîl de vardır. Ama İsmaîl'in asıl teslîmiyeti¸ daha çocuk yaşta iken¸ babasının¸ kurban etme emrini kendisine ilettiğinde gösterdiği teslîmiyettir:


İbrahim¸ çocuk kendisinin yansıra yürümeye başlayınca: ‘Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum¸ bir düşün¸ ne dersin?' dedi. İsmaîl¸ ‘Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap¸ Allah dilerse¸ sabredenlerden olduğumu göreceksin.' dedi.”4


Hz. İsmaîl bu teslîmiyeti ile her konuda ve en zor şartlarda Yüce Allah'ın emirlerine teslim olmanın örnekliğini sundu. Zira insanın en kıymetli şeyi canıdır. Ama gerektiğinde mü'min¸ canını da O'nun yolunda vermesini bilmelidir. Çünkü insanın sahip olduğu her şeyin asıl sahibi Yüce Allah'tır. O'nun verdiğini O istediğinde O'nun yolunda feda etmek ise O'na kulluğun göstergesidir. Hz. İsmaîl de bunu yapmıştır.


Kaynaklarımız o sırada onun 13 yaşında olduğunu söyler. Çocuk yaşta biri için böyle bir teslîmiyet¸ gerçekten büyük bir teslîmiyettir. Onun bu seviyeye nasıl geldiği oldukça düşündürücüdür. O bu seviyeye geldiğinde henüz bir çocuktur ve kendisine peygamberlik de verilmemiştir. Bugün anne baba olarak çocuklarımıza¸ onların hayrına ve yararına olan şeyleri emrettiğimizde onların bu emirleri yerine getirmekte gösterdikleri tavırları düşündüğümüzde¸ İsmaîl'in o yaşta kurban edilme emrine gösterdiği bu teslîmiyet¸ dillere destan bir duruştur. O¸ bu duruşu¸ teslîmiyet örneği babasından almıştır. Peygamber babasının emirlerinin ilâhî olduğunun bilincindedir. Yoksa İsmaîl¸ babasına “Emrolunduğunu yerine getir.” dediğinde kurban edilmekten kurtulacağını bilmiyordu.


Elbette çocuğunu kurban etme emri baba Hz. İbrahim için de zordu¸ oğul için de. Baba için zordu¸ zira Hz. İsmaîl¸ yıllarca süren çocuk özleminden sonra ihtiyar yaşında kendisine bahşedilmiş biricik oğuldu. Oğul için de kolay değildi. Zira yıllarca elinde terbiye edilip yetiştiği baba eliyle kurban edilecekti. Ama baba da oğul da Yüce Yaratıcı'ya teslim olmanın ne demek olduğunu biliyorlardı.


Demek ki çocuk da iyi yetiştirilirse böyle bir teslîmiyet sahibi olabilir. Bunun için helal rızıkla beslenme¸ iyi bir eğitim¸ güzel örneklik ve duâ elbette önemlidir. İsmaîl'de bunların hepsi bir araya gelmişti. O¸ İbrahîmî mektepte eğitilmişti¸ helal rızıkla yetiştirilmiş¸ babası Hz. İbrahim'in hayatından en güzel teslîmiyet örnekliğini almış ve hayır duâlara mazhar olmuştu.


Hz. İsmaîl de öteki peygamberler gibi kendisine vahyedilen ve âlemlere üstün kılınan seçkinlerdendi ve kitapta anılmayı hak edenlerdendi. Onun ismi Kur'ân'da on iki defa geçmektedir: “Kitap'da İsmail'e dair anlattıklarımızı da an. Çünkü o sözünde doğru bir kimse idi¸ tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi. Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını¸ zekât vermelerini emrederdi. Rabb'inin katında hoşnutluğa ermişti.”5


İyiliklerimizi Çevremize Taşıyabilmek


Doğru olmak¸ sözünde durmak¸ kendisi namaz kıldığı gibi¸ çevresindekilere namazı emretmek; kendisi infâk ettiği gibi çevresindekilere infâk etmelerini emretmek Rabb'in katında rızâya ermenin gereklerindendi. Demek ki iyi olmak yetmiyor¸ doğru olmakla¸ bedenî ve malî ibadetleri yerine getirmekle iş bitmiyor. Bütün bunlar önemlidir¸ ancak daha önemlisi iyiliklerimizi çevremize taşıyabilmektir. Yani iyiliği kendinde kalan pasif iyilerden olmak yeterli değildir. Asıl olan iyiliklerini çevresine taşıyan aktif iyilerden olmaktır. Hz. İsmaîl de bunu başaran kahramanlardandır.


Hz. İsmaîl¸ annesinin kucağında ‘ekin bitmeyen taşlık Mekke Vadisi'ne bırakılan¸ yıkılan ve izleri kaybolmaya yüz tutan' Kâbe'nin yanı başında minik ayaklarının ucunda zemzemin fışkırdığı bir güzel çocuktu. O¸ küçük yaşta annesi Hacer'in yanında yetişirken de Yüce Allah'ın emrine boyun eğmenin ve O'na razı olmanın ne demek olduğunu Hacer Ana'dan dinlemiş ve onun şahsında da bunu görmüştü. Yine İsmaîl¸ küçük yaşlarda Kâbe'nin yapımında babasına yardım eden ve onunla beraber kabul duâsına duran bir seçkin kişiydi.


Biz de onu saygıyla anmaya devam edeceğiz. Onun bu teslîmiyet duruşunu okumaya¸ anlamaya ve anlatmaya devam edeceğiz. Hem kendi hayatımızda¸ hem aile hayatımızda ve çevremizde onun teslîmiyet örnekliğini görmeye ve onu izlemeye devam edeceğiz. Hz. İsmaîl'e ve onun izinde giden teslîmiyet örneklerine selâm olsun!


 


Dipnot


 


1. 2/Bakara¸ 127-129.


2. 2/Bakara¸ 125.


3. 2/Bakara¸ 131.


4. 37/Sâffât¸ 102.


5. 19/Meryem¸ 54-55.

Sayfayı Paylaş