İLÂHÎ SOFRADAN HERKESE SUNULAN NİMETLER

Somuncu Baba

"Yüce Rabb'imiz bu ümmetin peygamberine¸ hissî mûcizelerden çok mânevî mûcize Kur'ân'ı bahşetmiştir. Onun İsrâ ve Mirâc¸ Ay'ın yarılması gibi hissî mûcizeleri sayılı ve sınırlıdır. Zaten hissî mûcizeler¸ mesajları evrensel olsa bile kendileri tarihseldir."


Mâide¸ “üzerinde yiyecek olan sofra” demektir. Beşinci Kur'ân Suresi'ne ismini veren bu sofra¸ Hz. İsa Peygamber'in kıssasında şu şekilde geçmektedir:


Havârîlere¸ ‘Bana ve peygamberime inanın.' diye bildirmiştim¸ ‘İnandık¸ bizim Müslümanlar olduğumuza şahit ol.' demişlerdi.


Havârîler¸ ‘Ey Meryem oğlu İsa! Rabb'in bize gökten bir sofra indirebilir mi?' demişlerdi de¸ ‘İnanıyorsanız Allah'tan sakının.' demişti.


‘Ondan yemeyi¸ kalplerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi¸ ona şahit olmayı istiyoruz.' dediler.


Meryem oğlu İsa¸ ‘Allah'ım! Rabb'imiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir¸ bizi rızıklandır¸ Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.' dedi.


Allah¸ ‘Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkâr ederse¸ dünyalarda kimseye azap etmeyeceğim şekilde ona azap edeceğim.' dedi.”1


Tarihte her toplum sınanmıştır. Her toplumun sınav soruları farklı farklı olmuştur. Sınav sorularını Yüce Rabb'imiz seçip belirlemiştir. Her söyleminde ve eyleminde sayısız hikmet olan Rabb'imiz¸ sınav sorularını da toplumların/kulların durum ve davranışlarına göre seçmiştir. Bazen kulların yapıp ettikleri¸ onlara yöneltilen soruları belirlemiştir; bu sorular¸ bel⸠musibet şeklinde de gelmiştir; nimet ve ikram olarak da gelmiştir. Kullara düşen kendilerine yöneltilen bu soruları azgınlık ve taşkınlık sebebi haline getirmeden¸ onları rızâyı ve cenneti kazanma vesilesi kılmaktır.


Hissî Mûcizeler


Yüce Rabb'imiz¸ bizden önceki ümmetlere hissî mûcizeleri daha fazla lütfetmiştir. Hissî mûcizeler¸ beraberinde ağır sınav sorularını getirmiştir. Peygamberlerin yıllarca süren davetleri inatçı inkârcıların muhâlefeti ile karşılaştıkça hissî mûcizeler gelmiştir. Çoğu hissî mûcize¸ pek çok insanın helâkine sebep olmuştur. Sözgelimi Hz. Mûsâ'ya verilen ejderhâ/yılana dönüşen as⸠ışık saçan yed-i Beyzâ mucizeleri¸ ardından gelen denizin yarılması mûcizesiyle Firavun ve avanesinin helâkine sebep olmuştur. Sofra âyetlerinde de şâyet mûcize gerçekleşirse onların sorumluluklarının artacağı açıkça beyân edilmiştir. Onun için mü'min için asıl olan¸ kâinattaki bunca hârikulâde âyeti görüp onlardan ders almak ve daha ötesini Yüce Allah'a bırakmaktır.


Yüce Rabb'imiz bu ümmetin peygamberine¸ hissî mûcizelerden çok mânevî mûcize Kur'ân'ı bahşetmiştir. Onun İsrâ ve Mirâc¸ Ay'ın yarılması gibi hissî mûcizeleri sayılı ve sınırlıdır. Zaten hissî mûcizeler¸ mesajları evrensel olsa bile kendileri tarihseldir. Şöyle ki¸ Hz. Mûsâ'nın asâsı¸ yalnızca onun döneminde yılana dönüşmüştür. Ondan sonra hiçbir değnek yılana dönüşmemiştir. Ancak bu ve benzeri mûcizeler¸ Yüce Allah'ın erişilmez kudretini haykırmaya her zaman devam ederler. Bizler¸ bu mûcizelere şahit olmasak da onlardaki erişilmez kudreti görür ve buna şeksiz iman ederiz. Onun için bu mûcizelerden bir kısmı Kur'ân'da bize anlatılmıştır. Kur'ân mûcizesi ise¸ hem indiği dönemde¸ hem bugün¸ hem de kıyâmete kadar evrensel mûcizeler sunmaya devam edecektir. Peygamberlerin eliyle gösterilen hissî mûcizelere de inananlar olduğu gibi¸ inanmayanlar da olmuştur ve olacaktır da. Mânevî mûcizeler için de durum benzerdir.


Mûcize Sofradan Nasiplenmek


Bu girişten sonra konumuz olan âyetlerde anlatılan İsa (a.s.)'ın sofra mûcizesi ile ilgili bazı mesajlara temas edelim:


Âyetlerden de anlaşılacağı üzere havârîler¸ aslında iman etmişlerdi. Onlar Müslüman olmuşlardı. Ne var ki kalplerinin yatışması için¸ belki de güçlü bir imanla daha kararlı davet hizmeti yapabilmek için bir mûcize istediler. Onlar daha önceden Hz. Mûsâ'ya Yüce Allah'ın sofra indirdiğini öğrenmişlerdi. Kendileri de benzer bir sofradan nasiplenmek istediler. Hz. İsa Peygamber de onların bu samîmî isteklerini Rabb'ine arz etti ve sofra mûcizesinin gerçekleşeceğini onlara haber verdi.


Havârî¸ yardımcı demektir. Hz. İsa Peygamber'e iman eden ve onun yanında yer alan mü'minlere bu isim verilmiştir. İsa Peygamber'in ensârı/yardımcıları mâhiyetinde olan havârîlerin¸ “Rabb'in bize gökten bir sofra indirebilir mi?” diye mûcizeyi istemeleri¸ onların Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu değil¸ O'nun kulu bir insan olduğunu kabul ettiklerinin açık kanıtıdır. Bu cümle farklı bir okuma ile (testetîu) “Rabb'inden gökten bize bir sofra indirmesini isteyebilir misin?” şeklinde de anlaşılmıştır.


Havârîlerin¸ Müslüman olduklarını açıkladıktan sonra peygamberlerinden böyle bir mûcize istemeleri dikkat çekicidir. Normalde mûcize¸ iman problemi yaşayanlar için söz konusu olur; onların inanmasına yönelik olur. Ne var ki Havârîler¸ “İnandık¸ bizim Müslümanlar olduğumuza şahit ol.” dedikten sonra bu mûcizeyi istemişlerdir. Onların bu talepleri¸ kalplerinin mutmain olması yanında¸ davet yolunda bu mûcizeyi kullanarak daha etkili çalışma yapma amacına yönelik olabilir.


Âyetlerde Havârîlerin isteği üzere Hz. İsa'nın sofra talebinde bulunduğu anlatılmış¸ ancak duâdan sonra sofranın inip inmediğine dair bir açıklama geçmemiştir. Durum bu iken tefsirlerde¸ sofranın inişi¸ indiği gün¸ sofrada hangi nimetlerin bulunduğu¸ sofradan kaç kişinin ve kimlerin yediği ve sofranın kaç gün yeryüzünde kaldığına dair pek çok ayrıntı bilgi yer almıştır. Bunların hepsi tartışmaya açıktır. Âyette Rabb'imizin¸ “Ben onu size indireceğim.” ifadesinden o sofranın indirildiği anlaşılabilir. Ancak diğer hususlarla ilgili açık bir beyan bulunmamaktadır. Elimizdeki muharref İncillerde sofra mûcizesi ile ilgili bir açıklama yer almamaktadır. Yuhanna İncili'nde sadece¸ Hz. İsa Peygamber'in eliyle bereketlenen çok az miktardaki ekmek ve balığın çok sayıda insanı doyurduğundan bahsedilir.


Burada önemli olan Yüce Allah'ın böyle bir sofra indirmeye her zaman kâdir olduğunu bilmektir. Öte yandan kıssa¸ iman bakımından hangi seviyede olursa olsun kendisi için gâip olan bir kısım şeyleri insanın müşâhede etme eğiliminde olduğuna da işaret etmektedir. Bu gibi talepler insanlardan gelebilir. Davetçi bunlara hazır olmalıdır. Muhataplar her türlü soru ve taleplerle gelebilir. Bu isteklere¸ bakın sizden önce de pek çok kişi benzeri soruları sordular¸ benzer isteklerde bulundular diyerek bu örneklerle onları aydınlatmasını bilmelidir. Nitekim Hz. Mûsâ Peygamber¸ Yüce Allah'ı dünya gözüyle görmek istemiş¸ Hz. İbrahim ve yüz yıl uyutulup uyandırılan adam olarak anlatılan Hz. Üzeyr¸ ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istemişlerdir.


Burada davetçinin kendisine soru yönelten ve talepte bulunan kişilerin hangi niyetle bunu istediklerini tesbit etmesinin önemi de ortaya çıkmaktadır. Zira İsa (a.s.)¸ “İnanıyorsanız Allah'tan sakının.” diyerek onları uyarmış¸ onlar da niyetlerinin hâlis olduğunu¸ o ilâhî sofradan yiyip kalplerinin yatışmasını ve imanlarının artmasını arzuladıklarını söylemişlerdir.


Görüldüğü üzere Hz. İsa Peygamber'in duâsına konu olan ilâhî sofra¸ mesajları günümüz insanını da doyurmaya devam etmektedir. Nasiplenenlere ne mutlu!


 


Dipnot


1. 5/Mâide¸ 111-115.

Sayfayı Paylaş