HZ. MÛSÂ PEYGAMBER’İN ACELESİ

Somuncu Baba

“Hz. Mûsâ’nın her iki acelesi de hayır içindir. O¸ Rabb’iyle buluşmak için de acele etmiştir. Bu¸ onun Rabb’iyle buluşmaya olan iştiyâkını gösterir. O¸ Rabb’inden ilâhî mesajları aldıktan sonra kavmine dönmek için de acele etmiştir.”

Boş Duran Değil Koşturan Ol!

Sınav için geldiği şu dünya hayatında insan sürekli hareket hâlinde olan¸ bir şeyler yapmak için uğraşan¸ çaba sarf eden¸ koşturan bir varlıktır. Kur’ân¸ insanın bu hareketlerini kontrol eden¸ yöneten hayat düsturudur. Hayat kitabımız¸ başıboşluğu¸ ölçüsüzlüğü¸ gayesizliği ve aşırılıkları istemez. O¸ orta yolu takip etmemizi arzu eder. Onun hedeflediği insan¸ söz ve davranışlarında ölçülü ve dengeli olan mutedil insandır. Kur’ân boş durmayı istemediği gibi¸ yanlış hedeflere koşturmayı de istemez. Kur’ân’ın mü’minlerden istediği sür’attir¸ sa’ydir¸ müsâbakadır¸ hayırlı işlerde koşturmadır.

Rabb’inizin mağfiretine ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşusun. (Sür’at).”1

 

Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun. (Sa’y).”2

 

Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın.(Üüsâbaka).“3

 

Ey insanlar! Rabb’iniz tarafından bağışlanmaya¸ Allah’a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış¸ genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun. (Müsâbaka).”4

 

Acele ise Kur’ân’ın istemediğidir. Ama insan acelecidir. İnsan¸ yapıp ettiklerinin karşılığını hemen görmek ister. Peygamberlerin va’dlerinin hemen gelmesini ister. Aceleci bir yaratılışa sahiptir insan:

Esasen insanoğlu acelecidir.”5

İnsan aceleci olarak yaratılmıştır.“6

İnsanın âhirete karşılık tercih ettiği fânî dünyanın adı da Âcile‘dir. İsrailoğullarının taptığı buzağının Arapça karşılığı da aynı kökten gelen ıcl kelimesidir.

Dünyayı (âcile) isteyene¸ istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer. Âhireti isteyip¸ inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin¸ işte onların çalışmaları şükre değer.”7

 

Doğrusu insanlar¸ çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.“8

 

Bu açıklamalardan sonra Hz. Mûsâ Peygamber’in Kur’ân’da yer alan acelesinden bahsedelim ve anlatılan o koşturmadaki hikmetleri anlamaya çalışalım.

Hz. Mûsâ’nın Acelesi

Mûsâ! Seni kavminden acele gelmeye sevk eden nedir?’ dedik. Mûs⸠‘Onlar ardımda beni beklemektedir¸ Rabb’im! Hoşnut olman için Sana acele geldim.’ dedi.

Allah¸ ‘Doğrusu Biz¸ senden sonra milletini sınadık; Sâmirî onları saptırdı.’ dedi. Mûs⸠milletine kızgın ve üzgün olarak döndü.”9

 

Mûs⸠milletine¸ kızgın ve üzgün olarak dönünce ‘Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabb’inizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?’ dedi¸ levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti.”10

 

Evet¸ Mûsâ Peygamber de bir insandır. İnsanî özellikler onda da mevcuttur. Ancak Yüce Allah’ın kontrolünde bir peygamber olarak O¸ hayırda koşturan bir kimsedir.

Hz. Mûs⸠ilâhî mesajları almak için Yüce Rabb’in çağrısına uyup kutsal Tur Dağı’na gider ve orada kırk gün kırk gece kalır. İlâhî mesajları alır almaz kavmine dönmek ister. Onun Rabb’iyle sözleştiği yere gitmesinde de¸ sözleşme süresi tamamlanınca kavmine dönmek için de acele ettiğini öğreniyoruz.

Hz. Mûsâ’nın her iki acelesi de hayır içindir. O¸ Rabb’iyle buluşmak için de acele etmiştir. Bu¸ onun Rabb’iyle buluşmaya olan iştiyâkını gösterir. O¸ Rabb’inden ilâhî mesajları aldıktan sonra kavmine dönmek için de acele etmiştir. Bu da onun Rabb’ine¸ vazifesine ve kavmine düşkünlüğünü gösterir. O¸ Rabb’in çağrısına icâbet için acele etti¸ aldığı mesajları kavmine ulaştırmak için acele etti.

Onun bu acelesi¸ Yüce Allah’tan aldığı bilgileri¸ levhalardaki hikmetleri kavmine bir an önce ulaştırma konusundaki iştiyâkını gösterir. Kırk gün Tûr’da çok özel bir donanıma gark olan Mûsâ Peygamber’in tebliğ yolundaki heyecan ve coşkusunu gösterir.

Hayırlı işlerde acele edilmelidir. İnsan fıtratında var olan aceleci özelliğini hayırlı işlere kanalize etmelidir.

Yöneticiler¸ görev yerlerini terk ettiklerinde¸ yerlerine vekil bıraktıklarında¸ işlerini bitirip hemen görev yerlerine dönmelidirler. Hz. Mûsâ da yerine kardeşini vekil bırakarak ayrılmıştı¸ ancak o kavmine dönmekte acele etmiştir. Zira kim olursa olsun vekil¸ aslâ asılın yerini tutamaz.

Hz. Mûsâ (a.s.) büyük bir heyecan ve iştiyâkla kavmine döndü¸ fakat kavim onun beklediği gibi çıkmadı¸ onun ayrılışından kısa bir süre sonra onun izinde durmayı terk etti¸ başlarındaki Hz. Hârun’un uyarılarına rağmen buzağı putuna tapmaya başladı. Kavmin bu durumu Hz. Mûsâ’yı büyük hüzün ve kedere gark etti. Zira Hz. Mûs⸠dâvâsına ve kavmine son derece düşkün bir peygamberdi. Ancak kavminin bu dönekliği onu hayal kırıklığına uğrattı¸ hüzünlere boğdu. Buradan da anlıyoruz ki liderler¸ maiyetindekileri motive ederler¸ maiyet de liderini motive eder. Liderin tek taraflı gayret ve çabası¸ başarı için yeterli değildir. Bunun için Hz. Mûs⸠kavmin ilâhî levhalarda yazılı bulunan ilâhî mesajlara hazır ve lâyık olmadığını anlayınca¸ o levhaları kızgınlıkla elinden atmıştır.

Kavmine bu kadar düşkün olan Hz. Mûsâ (a.s.) kavmine öfkeli ve kızgın olarak döndü. Onun bu kızgınlık ve öfkesi Allah içindi. Buna göre lider konumunda olanlar¸ yeri gelince sevip taltîf etmesini de bilmelidirler¸ yeri ve zamanı gelince öfkelenip cezalandırmasını da bilmelidirler.

Mûsâ’ya otuz gece vâde verip sonra buna on gece daha kattık; böylece Rabbinin tayin ettiği müddet kırk geceye tamamlandı. Mûs⸠kardeşi Hârun’a¸ ‘Milletim içinde benim yerime geç¸ onları ıslah et¸ bozguncuların yoluna gitme.’ dedi.

Mûs⸠tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabb’i onunla konuşunca¸ Mûs⸠‘Rabb’im! Bana Kendini göster¸ Sana bakayım.’ dedi. Allah¸ ‘Sen Beni göremeyeceksin ama dağa bak¸ eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin.’ buyurdu. Rabb’i dağa tecellî edince onu yerle bir etti ve Mûsâ da baygın düştü; ayılınca¸ ‘Ya Rabb’i¸ Sen ne yücesin¸ Seni tesbîh ederim¸ ben Sana tevbe ettim¸ ben inananların ilkiyim.’ dedi.

Ey Mûsâ! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret dedi.

Ona levhalarda her şeyden bir öğüt yazdık ve her şeyi uzun uzadıya açıkladık; onlara sıkıca sarıl¸ kavmine de emret en güzel şekilde tutsunlar. Size Allah’a karşı gelenlerin yurdunu göstereceğim.”11

 

İşte Mûsâ Peygamber¸ bu dolulukla bir an önce kavmine dönmek ve Rabb’inden aldığı mesajları onlara ulaştırmak için acele etti. Ancak kavmi¸ Mûsâ Peygamber’in bu iştiyâkına lâyık olamadı¸ o ilâhî mesajlara da nâil olamadı.

Âyetlerin bizden istediği ise özetle şöyledir: Siz ey mü’minler¸ siz siz olun Mûsâ Peygamber’i üzen¸ öfkelendiren İsrailoğulları gibi olmayın. Peygamberinizden sonra¸ onun yolundan ayrılmayın. Peygamberin izinde olmaya devam edin. Mûsâ Peygamber’e ve peygamberlerin yolunda olanlara selâm olsun!

 

 

Dipnot

 

1. 3/Âl-i İmrân¸ 133.

2. 62/Cumua¸ 9.

3. 2/Bakara¸ 148.

4. 57/Hadîd¸ 21.

5. 17/İsr⸠11.

6. 21/Enbiy⸠37.

7. 17/İsr⸠18-19.

8. 76/İnsân¸ 27.

9. 20/Tâh⸠83-86.

10. 7/A’râf¸ 150.

11. 7/A’râf¸ 142-145.

 

Sayfayı Paylaş