HZ. LÛT'UN TEMİZLİĞİ "TERTEMİZ OLMAYI SUÇ GÖRENLER"

Somuncu Baba

"Bizler¸ Peygamberimiz (s.a.v.)'den öğrendiğimiz salavât duâlarında günlük olarak İbrahim Peygamber'i ve âlini defalarca anarız. Hz. İsmaîl de andığımız İbrahim âlindendir."


Hz. Lût Peygamber de diğer kardeşleri peygamberler gibi tevhid mücadelesinin önde gelenlerinden bir davetçidir. Onun ismi Kur'ân âyetlerinde yirmi yedi kez geçer. Aslında onun her isminin anılışı¸ insanlık için bir tevhid ve ahlâk uyarısıdır. O¸ Hz. İbrahim Peygamber döneminde Sodom ve Gomorre adlı şehirlerin bulunduğu bir bölgeye peygamber olarak görevlendirildi. Davetçi olarak görevlendirildiği kavim¸ cinsellik konusunda ahlâksızlıkta taban yapmış bir toplumdu. Zira onlar¸ o zamana kadar hiç kimsenin yapmadığı bir ahlâksızlığı¸ yaygın bir şekilde yapıyorlardı. Tıpkı yeryüzünde ilk kan döken ve bu konuda kötü bir çığır açan kâtil Kâbil gibi. Onlar da homoseksüelliğin çığırını açmışlardı. Böylece de bu ahlâksızlığı yapan herkesin vebâlinden onlara da bir pay yazıldı. Çünkü kötü bir çığır açana¸ o kötülüğü işleyenlerin günahından bir pay yazılır¸ onların günahından da bir şey eksilmezdi.


Allah'ın Peygamberini Dinlemediler


Kullarına son derece düşkün olan Yüce Rabb'imiz¸ onlara da peygamber gönderdi. Yüce Allah'ın onlara peygamber göndermesi¸ merhametinin göstergesidir.


Hz. Lût Peygamber de¸ bu ahlâksız kavme davetçi olarak görevlendirilmekten imtinâ etmedi¸ “Ya Rabbi¸ yeryüzünde başka adam kalmadı mı ki beni böyle bir ahlâksız kavme davetçi olarak gönderdin.” demedi. Samimiyetle ve büyük bir ümitle onlara daveti ulaştırmaya başladı ve onları ahlâksızlıktan kurtarmaya çalıştı.


Ahlâksızlığı kendilerine âdet edinmiş kavim¸ Allah'ın peygamberini dinlemedi. Üstelik onun erkek sûretinde gönderilen melek misafirlerine sarkıntılık yapacak kadar işi azıttı. Hâlbuki bu Yüce Rabb'imizin onlara yönelik son sınav sorusuydu. Ahlâksız kavme¸ yakışıklı erkek kılığında melekler gönderilmişti. Ama onlar bu sınavı da kaybettiler. Oysa insan¸ karşılaştığı her hâli yahut karşısına çıkan herkesi¸ her nimeti bir sınav sorusu olarak görmeliydi.


Kendileri yanlış ve kirli yolda oldukları hâlde¸ kendi hatâlarını görmediler¸ Hz. Lût gibi ahlâklı olanları yanlış yolda bildiler ve ona karşı geldiler. Zira günah bataklığına batmış olanlar¸ günahı kanıksamaya ve normal görmeye¸ günahsızları anormal/sıra dışı görmeye başlarlardı. Kendileri ters yolda olanlar¸ karşılarından¸ doğru yoldan gelenleri ters yolda sanırlardı. Yanlış yapanlar doğru yaptıklarını söyler dururlar. “Onların dünya hayatında¸ çalışmaları boşa gitmiştir¸ oysa onlar güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı. Bunlar¸ Rab'lerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden yapıp ettikleri boşa gitmiştir. Kıyâmet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.”1 Lût Peygamber'in kavmi de öyle yaptı¸ doğru yaptıklarını sanarak yanlışın içerisinde kaldılar ve helâk oldular.



Aynı Yastığa Baş Koyduğu Karısı Bile Yola Gelmedi


Onlar¸ peygamberlerinin iknâ edici ve mantıklı davet söylem ve uyarılarına verecek cevap bulamadılar. Bu sefer onu tehdit etmeye başladılar. Lût Peygamber'in¸ bunca uğraşılarına rağmen kavmi ahlâksızlıktan vazgeçmedi¸ yola gelmedi; hatta aynı yastığa baş koyduğu karısı bile. Kadın¸ tevhid konusunda peygamber kocasına ihanet etti¸ ahlâksız kavimle işbirliği yaptı. O da helâk edilenlerden oldu. Hem de kavim ters yüz edilerek helâk edildi. Bunun için onlar Kur'ân'da¸ ters yüz edilenler anlamına el-Mü'tefikât diye anıldı. Onlar¸ kadın erkek ilişkileri konusunda Yüce Allah'ın koyduğu kuralları tersine çevirmek istemişlerdi. Bu cürümlerine karşılık da beldelerinin altı üstüne getirilerek helâk oldular. İlâhî azap tam da suça uygun bir cezâ olarak geldi.


Yüce Rabb'imizin günahta aşırı giden ve günahı yaygınlaştıranları dünyada helâk ederek cezâlandırması¸ O'nun hayata müdâhil olduğunun kanıtı idi. Yüce Allah¸ gidişâta aslâ seyirci kalmazdı. O¸ dünyada ve âhirette hak edene hak ettiği cezâyı verendi. İsyankârların helâk edilişinin Kur'ân'da sürekli anlatılması da günaha dalanlar için evrensel bir uyarı idi.


Bugün Lût kavminin yaşadığı yerler Ürdün-Şeria Nehri kıyısında Ölüdeniz diye bilinen mevkidedir. Bu bölge bugün Lût Gölü¸ Tuz Denizi¸ Zift Denizi¸ Fena Kokulu Göl olarak bilinir. Çevresi yaşamaya elverişli olmayan gölün deniz seviyesinden metrelerce aşağısında harâbe kalıntıları bulunmaktadır. Bu durum da Allah'ın peygamberine ve Yüce Rabb'in ilâhî yasalarına başkaldıran kavmin korkunç bir şekilde helâk edildiğinin kanıtı olarak durmaktadır. Bu harâbe kalıntıları bize¸ Allah'ın yasalarına başkaldıran toplumların yaptıklarının yanına kalmayacağını¸ er veya geç¸ dünya yahut âhirette cezâlandırılacaklarını söyleyip durmaktadır.



İnanan ve İtâat Eden Yalnızca Kendi Kızları İdi


Bütün bu olanlarda insanlık için daha pek çok ibret ve ders vardı. Elbette Lût Peygamber vazifesini hakkıyla yapmıştı. Sonuçta ona inanan ve itâat eden yalnızca kendi kızları idi. Ama sonuçları yaratacak olan Yüce Allah'tı. İnsana fayda verecek olan imanı ve Rabb'ine kulluğu idi; yoksa bir peygambere¸ sâlih bir zâta yakın akrabâ olmak fayda vermezdi. Lût Peygamber'in inanmayan karısına da kocasının peygamber olması bir yarar sağlamadı. Bunun için Peygamberimiz kızı Fâtıma'yı¸ onun şahsında sâlih yakınlarına¸ hoca babasına¸ müftü dedesine¸ şanlı ecdâdına güvenip kulluktan uzak duranları uyarmıştı:


Kızım Fâtıma! Babanın peygamber olduğuna güvenme. Sen¸ Rabb'in için salih ameller yapmazsan¸ peygamber de olsa baban sana bir şey yapamaz!


Bütün bu gerçekler Kur'ân âyetlerinde şöyle anlatıldı:


“Lût'u da gönderdik¸ kavmine ‘Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz¸ doğrusu siz çok aşırı giden bir milletsiniz.' dedi.


Kavminin cevabı sadece¸ ‘Onları kasabanızdan çıkarın¸ güya onlar temiz kalmaya uğraşan insanlarmış.' demek oldu.


Bunun üzerine Lût'u ve taraftarlarını kurtardık; yalnız karısı¸ geride kalıp helâke uğrayanlardan oldu.


Geriye kalanların üzerine öyle bir azap yağmuru yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak”!2


Lût'u da gönderdik; kavmine söyle dedi: ‘Göz göre göre bir hayâsızlık mı yapıyorsunuz?'


Kadınları bırakıp¸ erkeklere mi yaklaşıyorsunuz; evet¸ siz cahil bir milletsiniz.


Kavminin cevabı sadece: ‘Lût'un ailesini kentinizden çıkarın¸ güya onlar temiz kalmaya çalışan insanlarmış.' demek oldu.


Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık¸ yalnız karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk.


Geride kalanların üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!3


Onlar¸ Hz. Lût ve kızlarını tertemiz olmakla suçluyorlardı. Onların bu tertemizliğini alay konusu yapıyorlardı. Oysa insana yakışan¸ her konuda tertemiz olmak ve bu temizlik üzere kalmaktı. Bu konuda kirlenmiş ve kirlere batmış kimseler ise örnek olamazdı. Örnek alınacak olanlar¸ sayıca az da olsa iyi ve temiz olanlardı. Kızlarıyla beraber Hz. Lût da¸ o tertemiz olanlardandı. Zira tertemiz olanları Yüce Allah severdi. Elbette Allah'ın sevgisi¸ kuru bir sevgi değildi. O¸ bu sevgisini dünya ve âhirette onları korumak ve şerefli bir konuma get irmekle göstermiş ve gösterecektir.


Allah şüphesiz dâimâ tevbe edenleri sever¸ temizlenenleri de sever.”4


Orada¸ arınmak isteyen insanlar vardır. Allah¸ arınmak isteyenleri sever.”5


Lût Peygamber'e ve onun gibi tertemiz olanlara selâm olsun!


 


Dipnot


1. 18/Kehf¸ 104-105.


2. 7/A'râf¸ 81-84.


3. 27/Neml¸ 54-57.


4. 2/Bakara¸ 222.


5. 9/Tevbe¸ 108.

Sayfayı Paylaş