HİKMET BOYUTUYLA NAMAZDA BİRLİK RUHU

Somuncu Baba

“Cemâatle namaz kılmakla¸ namaz ahkâmı doğru bir şekilde ve kalıcı olarak öğrenilmiş olur. Bunun için özellikle çocukların cemâate alıştırılmaları¸ onların zihninde namazın görsel olarak yerleşmesine vesîle olacaktır.”

İslâm dini¸ birlik dinidir. Yüce Allah'ın yardımı hayırda birleşen cemâatin üzerinedir. Müslümanlar¸ ibadetlerini¸  sosyal hayattaki işlerini elbirliği¸ gönül birliği içerisinde yerine getirirler.


Namaz ibadetinde cemâatin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Cemâatle kılınan namaz¸ yalnız başına kılınan namazdan yirmi beş kat daha faziletlidir.[1] Başka bir deyişle bir kimse yalnız başına kıldığı bir namazdan 10 puanlık sevap kazanacaksa¸ cemâatle kıldığı namazda bu sevap 250 puana yükselecektir. Bundan başka hadislerde¸ sabah ve yatsı namazlarını cemâatle kılanların geceyi ihyâ sevâbına nâil olacakları¸ cemâate katılmak için camiye uzaktan gelenlerin çok büyük sevaplar alacakları[2] bildirilmiştir.


En az iki kişi cemâat halinde birlikte namaz kılabilirler. İmamın dışında bir kadın ile yahut temyiz çağında bir çocuk ile de cemâat olunabilir. Yalnızca Cuma namazı için cemâat şartı¸ imamdan başka asgari iki yahut üç kişinin olmasıdır.


Cemâatle namaz kılmak kadınlar için de söz konusudur. Peygamberimizin mescidinde kadınlar için de ayrılmış yer vardı ve saâdet çağının hanımları¸ Hanımlar Kapısından (Babü'n-Nisâ) girerek namazlarını cemâatle kılarlardı. Bir hadislerinde Peygamberimiz¸ “Kadınlara mescidleri yasaklamayın.” buyurarak konunun önemine dikkatlerimizi çekmiştir.


Namazı cemâatle kılmak için mescidlere gitmek¸ mescide gitme sevâbına da nâil olmak için ayrıca önemlidir. Ancak camiye gitme imkânı bulamayanlar evde¸ işyerinde de cemâat olabilirler ve cemâat sevâbına nâil olurlar. Tabii ki bunu alışkanlık haline getirmemek önemlidir. Aksi takdirde camiler¸ cemâatten mahrum edilmiş olur.


Namazı cemâatle kılmanın farz yahut vâcip olduğunu söyleyen ulemâ olmuştur. Hanefîlere göre¸ farz namazların cemâatle kılınması müekked sünnettir. Bir hadislerinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Münâfıklara en ağır gelen namaz¸ yatsı ve sabah namazlarıdır. İçimden şöyle geçti ki¸ birine emredeyim insanlara namaz kıldırsın¸ ben de yanıma aldığım bir kısım insanla gidip cemâate katılmayanların evlerini başlarına yakayım!”[3]


Fıkıh kitaplarımız cemâate gitmemeyi mubah kılan hallerle ilgili özel başlıklar açmışlar ve bunları şu şekilde saymışlardır:


Cemâate gidemeyecek derecede hasta olmak¸ yürüyemeyecek durumda aşırı ihtiyarlık¸ âmâ olmak¸ güvenlik tehlikesi¸ şiddetli yağmur¸ çamur¸ soğuk ve karanlık gibi şeyler bu cümledendir.


Tembellik ve cemâati önemsememe gibi sebeplerden dolayı cemâate katılmayan kimsenin şahâdeti kabul edilmez¸ bu kimseye ta'zîr cezâsı verilir. Bu fetvâlar da cemâatin önemini anlatan önemli hükümlerdir.


Bu giriş bilgilerden sonra cemâatle namaz kılmanın hikmetlerini açıklamaya çalışalım:


1- Cemâat¸ İslâm'ın şiârlarından biridir. Cemâate katılan Müslüman bu şiârı göstermeye katkıda bulunmuş olur. Cemâat olmakla İslâm'ın vakarı¸ mü'minlerin vahdeti¸ heybeti dost düşman herkese gösterilmiş olur. Hadiste¸ “Bir mü'minin cemâate devam ettiğini gördüğünüzde¸ onun mü'minliğine şâhitlik ediniz.”[4] buyrulmuştur.


2- Cemâate katılmakla namaz ibadeti vaktinde kılınmış olur. Namazı vaktinde kılmak ise son derece önemli ve fazîletlidir. Ayrıca namaz vaktinde kılınmakla¸ vakit daha düzenli ve planlı bir şekilde kullanılmış olur. Zaten mü'minler¸ günlük hayatlarını namaz vakitlerine göre planlayan kimselerdir.


3- Namaz¸ ahkâm ve âdâbını daha iyi bilen¸ kırâati güzel olan bir imamın ardında kılınmış olur. İmamlık Peygamberimizin ve Râşid Halîfelerin yaptığı çok önemli bir hizmettir. İmâmet makâmına geçenler¸ peygamber makâmına geçtiklerinin bilincinde bu makâmın hakkını vermeye gayret etmelidirler.


4- İmamlığa en layık olan kimse sırasıyla âlim¸ kırâati güzel¸ takvâlı¸ yaşça büyük¸ güzel ahlak sahibi¸ asâletli¸ güzel sesli kimsedir. Cemâatle namaz kılan kimse¸ bu güzelliklere sahip bir imamla namaz kılmış olacaktır.


5- Cemâatle namazda imama uyan kimse¸ namaz dışındaki hayatta da mü'min yöneticilerine meşru emirlerde uymayı öğrenir ve uyumlu bir mü'min olur.


6- Cemâatle namaz kılmakla¸ namaz ahkâmı doğru bir şekilde ve kalıcı olarak öğrenilmiş olur. Bunun için özellikle çocukların cemâate alıştırılmaları¸ onların zihninde namazın görsel olarak yerleşmesine vesîle olacaktır. Zira camilerde cemâatle kılınan namaz¸ en doğru kılınan namazdır. Bu nedenle günde bir kere¸ hiç olmazsa haftada bir çocuklarımıza cami havası teneffüs ettirilmelidir.


7- Cemâatle kılınan namazda¸ rekât sayılarını karıştırma¸ kırâat yanılmaları gibi hatalar daha az olur. Böyle bir hatanın söz konusu olması durumunda hatalar¸ cemâatin uyarılarıyla anında düzeltilme imkânı bulur.


8- Cemâatle kılınan namaz¸ daha düzgün¸ daha canlı¸ daha vakarlı bir şekilde edâ edilmiş olur.


9- Cemâate katılan kimse¸ duâsı makbul sâlih kimselerin duâlarına ortak olmuş olur.


10- Cemâate katılan kimse¸ giyim kuşamına¸ temizliğine¸ namaz kılışına daha bir özen gösterir. Bu¸ elbette insanlar için olmamalı¸ Allah için olmalıdır. Ancak cemâat¸ bu konuda otokontrol vazifesi yapar. Onun için farzların aleni olarak yapılması riyakârlık sayılmaz.


11- Namazda cemâat olmakla¸ cemâate katılanlar arasında vuku bulmuş olan ufak tefek kusurlar affedilir¸ mü'minler birbirlerine karşı daha hoşgörülü olurlar.


12- Aynı amaç doğrultusunda mü'minleri bir araya toplayan mekânlar olan camilerin kuruluş amacı¸ cemâatle gerçekleşmiş olur.


13- Cemâat¸ mü'minlerin birbirlerini tanıyıp kaynaşmalarını¸ birbirlerinden haberdâr olmalarını¸ dertleriyle dertlenmelerini sağlar. Tabi ki bilinçli bir cemâat bunu sağlar. Yoksa şâirin dediği gibi¸ ‘bir ferdi bir ferdine kaynamaz¸ sonra da utanmadan camide saf saf namaz' şeklinde bir araya gelişle cemâatin hedefleri tam olarak gerçekleşmez. Nitekim Peygamberimiz¸ cemâatine katılanlarla yakından ilgilenir¸ onların dertleriyle hemdert olur¸ cemâate gelemedikleri zaman onların durumlarını soruşturur¸ hastalandıklarında ziyaretlerine giderdi.


14- Cemâat olmakla mü'minler organize olmayı¸ organizeli hareket etmeyi öğrenirler. Bu anlamda cemâat¸ mü'minleri düzen ve disiplinli bir hayata hazırlar. Peygamberimiz¸ cemâatle namazda safların düzgün tutulmasına büyük özen göstermiş ve “Namazda safların düzgün tutulması¸ namazı tamamlayan şeylerdendir¸ namaz saflarının düzgün olmaması¸ kalplerinizin ayrılığa düşmesine sebep olur.”[5]  buyurmuştur. Bu da şeklî duruşun¸ mânevî duruşa zemin hazırlayacağını göstermektedir. Zira kolay olan şekil düzgünlüğünü sağlayamayanlar¸ daha zor olan mânevî düzgünlüğü sağlamakta zorlanacaklardır.


15- Mü'minler¸ cemâate vakar ve sekîne içerisinde gelip giderler. Cemâate yetişebilmek için koşarak gelenleri Peygamberimiz¸ “Böyle yapmayınız sekînet içerisinde geliniz¸ yetişebildiğiniz yerde yetişirsiniz¸ kaçırdığınız rekâtları sonra tamamlarsınız.”[6]  buyurmuştur. Bu da toplumu günlük hayatta¸ başkalarına zarar vermeden¸ onları rahatsız etmeden vakar ve sükûnet içerisinde bir hayat sürmeye hazırlar.


Görüldüğü üzere cemâatle namaz kılmakta fert ve toplum için çok büyük hikmetler¸ yararlar vardır. Bu güzellikler¸ yalnızca namazda kalmamakta¸ namaz dışındaki hayata da yansımaktadır. Onun için mü'minler namazlarını cemâatle kılmaya özen göstermeli¸ bu konuda etkili ve yetkili olanlar da mü'minlerin cemâatle namaz kılmalarını kolaylaştırıcı tedbirler almalıdırlar. İnsanımıza daha temiz ortamlarda¸ daha câzibeli cemâat imkânları sunmalıyız. Çalışma saatlerini belirlerken namaz vakitlerini de göz önünde bulundurmalıyız.


Yazımızı sonlandırırken¸ bu memleket nasıl kurtulur sorusuna Mehmet Akif'in verdiği şu veciz cevabı hatırlayalım: “Cuma namazında camileri dolduran insanlar¸ vakit namazlarında ve özellikle sabah namazlarında camileri doldurduklarında memleket kurtulacaktır.”


 






[1] Buharî¸ Cemâat 2; Müslim¸ Mesâcid 42.



[2] Ali en-Nâsıf¸ et-Tâc¸ I¸ 247 (Müslim¸ Ebû Davûd¸ Tirmizî)



[3] Ali en-Nâsıf¸ et-Tâc¸ I¸ 249. (Buharî¸ Müslim¸ Ebû Davûd¸ Tirmizî¸ Nesâî)



[4] Ahmed¸ III¸ 68.



[5] Ali en-Nâsıf¸ et-Tâc¸ I¸ 264. (Ebû Davûd¸ Nesâî).



[6] Ali en-Nâsıf¸ et-Tâc¸ I¸ 252. (Buhârî¸ Müslim¸ Ebû Davûd).

Sayfayı Paylaş