DOĞUMU VE ŞEHÂDETİYLE DERS VEREN PEYGAMBER: HZ. YAHYÂ (A.S.)

Somuncu Baba

“O'nun doğuşu¸ olmazları olduran Yüce Yaratıcı'nın erişilmez kudretine delildir. O'nun doğumu¸ insana her zaman ve şartta ümitvar olması gereğini hatırlatır.”


Kur'ân'da kıssası anlatılan her peygamber¸ farklı alanlarda bizlere mesajlar sunar. Hz. Yahyâ (a.s.) da ihtiyar anne babasının çocuktan ümit kestikleri bir dönemde doğuşu ve gencecik yaşta şehid olarak dünyadan ayrılışı ile bizlere ders verir. O'nun doğuşu¸ olmazları olduran Yüce Yaratıcı'nın erişilmez kudretine delildir. O'nun doğumu¸ insana her zaman ve şartta ümitvar olması gereğini hatırlatır. İnsan¸ üzerine düşeni yapmalı¸ çareler ve sebepler tükendiğinde bile Allah'tan ümidini kesmemeli¸ O'ndan istemeye devam etmelidir. Kur'ân bize¸ Hz. Yahyâ'nın sıra dışı doğumunu ve onun tertemiz özelliklerini anlatır¸ onun hayatındaki üç önemli döneme dikkat çeker: Doğum günü¸ ölüm günü ve diriliş günü.


Bu girişten sonra konumuzla ilgili âyetleri okuyalım:


Orada Zekeriy⸠Rabbine duâ etti: ‘Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet¸ doğrusu Sen duâları işitir/kabul edersin.


Mabette namaz kılarken melekler ona seslendiler: ‘Allah sana Allah'ın emriyle (vücut bulan İsa'yı) tasdîk eden¸ efendi¸ iffetli¸ iyilerden bir peygamber olarak Yahyâ'yı müjdeler.


Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış¸ karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?' dedi. Allah: ‘Böyledir¸ Allah dilediğini yapar.' dedi.


Ya Rabbi! Bana bir alâmet ver dedi. ‘Alâmetin¸ üç gün¸ işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşmamandır; Rabbini çok an¸ akşam sabah hamd et.' dedi.”1


Kaf¸ Ha¸ Ya¸ Ayn¸ Sad. Bu¸ Rabb'inin kulu Zekeriyâ'ya olan rahmetini anmadır.


O Rabb'ine içinden yalvarmıştı. Şöyle demişti: ‘Rabb'im! Gerçekten kemiklerim zayıfladı¸ saçlarım ağardı. Rabb'im! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu¸ benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki¸ bana ve Yakup oğullarına mirasçı olsun. Rabb'im! Onun¸ rızânı kazanmasını da sağla.


Allah¸ ‘Ey Zekeriyâ! Sana¸ Yahyâ isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik.' buyurdu.


Zekeriy⸠‘Rabb'im! Karım kısır¸ ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?' dedi.


Allah¸ ‘Rabb'in böyle buyurdu; çünkü bu bana kolaydır¸ nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım.' dedi.


Zekeriy⸠‘Rabb'im! Öyleyse bana bir alâmet ver.' dedi. Allah: ‘Senin alâmetin¸ sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşmamandır.' buyurdu.


Zekeriyâ bunun üzerine mabetten çıkıp milletine: ‘Sabah akşam Allah'ı tesbih edin.' diye işarette bulundu.


Ey Yahyâ! Kitaba kuvvetle sarıl deyip daha çocukken ona hikmet¸ katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O¸ Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi¸ başkaldıran bir zorba değildi.


Doğduğu günde¸ öleceği günde ve dirileceği günde ona selâm olsun.”2


Zekeriyâ da¸ ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma¸ Sen vârislerin en hayırlısısın.' diye nida etmişti.


Biz de ona icâbet ederek¸ Yahyâ'yı bahsetmiş¸ eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar¸ korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.”3


Hz. Yahyâ Kıssasının Söyledikleri


Küçük yaşta Hz. Meryem'in mabette himayesini üzerine alan Hz. Zekeriyâ (a.s.)¸ Meryem'in yanında bir kısım rızıklar görünce¸ dilediği kullarını hesapsız rızıklarla rızıklandıran Yüce Rabb'ine oracıkta ellerini açtı ve O'ndan yolunu devam ettirecek bir evlat istedi. “Ey Meryem kulunu rızıklandıran Rabb'im¸ beni de salih bir evlatla rızıklandır.” diye yakardı.


Anne babalar¸ yalnızca çocuk sahibi olmayı değil; sâlih evlâda¸ temiz bir soya sahip olmayı istemelidirler. Zira nice anne babalar vardır ki¸ hayırsız çocuklarından dolayı¸ onlara sahip olmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirirler. Onun için¸ evlat sahibi olmaktan asıl murat sâlih evlat sahibi olmak olmalı¸ Allah'tan¸ bizlere dünya ve âhirette göz aydınlığı olacak nesiller istemelidir.


Her şeyin asıl sahibi Yüce Allah'tır. Ne istenecekse O'ndan istenmelidir. Çocuk da O'ndan istenmelidir. Evet¸ O'nun ilâhî yasaları vardır. Çocuk sahibi olmak için¸ karı kocanın bir araya gelmesi gerekir. Ancak bunlar tek başına yeterli değildir. O'nun izin ve onayına ihtiyaç vardır. Nice evlilikler vardır ki¸ bütün arzu ve isteğe rağmen çocuk meyvesinden mahrumdur. Onun için¸ duâ edilmeli¸ O'nun izin ve onayı alınmalıdır. Aslâ O'ndan ümit kesilmemeli¸ sonuçta olanda hayır görülmelidir. “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır¸ dilediğine kız çocuk¸ dilediğine de erkek çocuk verir. Yahut hem kız hem erkek çocuk verir¸ dilediğini de kısır kılar. O¸ bilendir¸ her şeye Kâdir'dir.”4


Âyetlerde Hz. Yahyâ'nın şu özelliklerinin öne çıktığını görmekteyiz: Tertemiz bir evlat/zürriye tayyibe¸ hayır ve güzelliklerin adamı¸ şerefli¸ efendi/seyyid¸ günahlardan korunan iffetli/hasûr¸ Kitaba dört elle sarılan iyi bir kul¸ hikmet sahibi¸ yumuşak huylu ve sevgi şefkat dolu tertemiz kalpli/hanân-zeki¸ Allah'tan sakınan¸ O'nun rızâsını kazanmak için çalışan¸ peygamberlerin izinde giden¸ ana babasına iyi davranan¸ itaatkâr. Bu özellikler her çocuk ve her insan için olması gereken en temel meziyetlerdir. Anne babalar¸ bu özellik ve güzelliklere sahip olan çocuklar istemeli ve çocuklarının bu meziyetlere sahip olması için de ellerinden gelen gayret ve çabayı göstermelidirler. Yani kavlî duâlarını¸ fiilî duâlarıyla desteklemelidirler.


Her üç âyet grubu¸ Hz. Meryem ve Hz. İsa (a.s.)'dan bahseden âyetlerin yanında yer almaktadır. Zira Hz. Yahyâ'nın dünyaya gelişi de Hz. İsa'nın dünyaya gelişi gibi sıra dışıdır. Bunun için de Kur'ân'da iki peygamberin doğum¸ vefat ve diriliş günlerine dikkat çekilmiştir. Doğduğu günde¸ öleceği günde ve dirileceği günde ona selâm olsun. Her insanın hayatında bu üç gün çok önemlisi ise de bu iki peygamberin hayatında çok daha önemli ve farklıdır. Her ikisinin doğumu da sıra dışıdır¸ dünyadan ayrılışı da. Onların dirilişleri de çok özel ve muhteşem olacaktır.


Elbette her insan için doğduğu gün önemlidir. Zira o gün olmasa¸ insan var olmayacak ve ondan hiç bahsedilmeyecekti. O yüzden var olmak büyük bir nimettir ve şükrü gerektirir.


İnsanın öleceği gün de önemlidir. Şu sınav dünyası¸ fânî âlemden göç edeceği gün. İmanla mı¸ imansız mı ayrılacak? Beklenenden daha erken mi¸ yoksa daha geç mi ayrılacak? Ölüm meleği onu¸ beklenmedik bir kazâda mı bulacak¸ yoksa yakalandığı bir hastalık onun eceli mi olacak? Bunlar bizce meçhul olan şeyler. Onun için ölüm günü de önemli insan için. Yüce Allah'tan hep hüsn-i hâtime istenmelidir. Güzel sonuç¸ güzel ölüm¸ kutlu bir eylemde iken ölüm meleği ile buluşmak!


İsmini¸ Bizâtihî Yüce Allah Koymuştur


Ve diriliş günü… O gün¸ amel defteri sağından mı verilecek yoksa solundan mı? Hesabı kolay mı olacak¸ yoksa zor mu? Cennete mi gidecek¸ yoksa cehenneme mi atılacak?


Hz. Yahyâ'nın ismini¸ bizâtihî Yüce Allah koymuştur. Daha önce de bu isim hiç kimseye konulmamıştır. Yani bu isim¸ Zekeriyâ Peygamber'in oğlu için özel bir isim olmuştur. O ismin sahibi olan Hz. Yahyâ da çok özel bir hayat yaşamıştır. Yahy⸠“yaşar” demektir. Yüce Allah'ın Yahyâ/yaşar koyduğu isim genç yaşta dünyadan şehid olarak ayrılmıştır. Bu da bize gerçek hayatın¸ âhiret hayatı olduğunu gösterir. Zira hayat¸ yalnızca bu dünyadan ibaret değildir. Nitekim asırlar geçmesine rağmen Hz. Yahy⸠ölümsüz mesajlarıyla yaşamaktadır. Çünkü şehâdet¸ ölümsüzlüğü tatmaktır. Şehidler de ölmemenin çaresini bulan kahramanlardır. Onun için bizim kültürümüzde¸ askere/cepheye gönderilenler¸ “Haydi Yahyâ haydi git¸ ya gâzi ol ya şehid!” diye uğurlanır ve başka bir isim değil de özellikle Yahyâ ismi zikredilir.


Evet¸ adı “yaşar” olan Yahyâ (a.s.)¸ bu dünyada kısa bir ömür sürmüştür¸ ama o Allah'ın emir ve ölçüleri doğrultusunda bir ömür sürmüştür. Zaten gerçek hayat¸ O'nun ölçüleri doğrultusunda yaşanandır. Yoksa günah ve isyankârlıkla geçen ömür¸ hayat değildir. Yahyâ (a.s.)'a selâm olsun!


 


Dipnot


 


1. 3/Âl-i İmrân¸ 38-41.


2. 19/Meryem¸ 1-15.


3. 21/Enbiy⸠89-90.


4. 42/Şûr⸠49-50.

Sayfayı Paylaş