MERHABÂ RAMAZAN HOŞ GELDİN EY AYLARIN EFENDİSİ!

Somuncu Baba

Hicrî ayların dokuzuncusu ve üç ayların sonuncusu olan mübarek Ramazan ayına erişmenin mutluluğunu bütün Müslümanlar olarak hissetmeye başladık. Gelişiyle mü'min gönüllerde bahar dirilişi yaşatan Ramazan¸ gidişiyle de bizleri hüzne boğuyor. Her yıl bir ay süreyle misâfir gibi gelen ve evlerimizde¸ gönüllerimizde ağırlamaya çalıştığımız; feyzinden¸ bereketinden istifade ederek tekrar buluşma ümit ve niyazıyla ayrıldığımız Kur'an ayı Ramazan'a yeniden eriştik. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in¸ “ümmetimin ayı” diye nitelediği¸ oruç ayı Ramazan'a ulaştık. Bunun için Rabb'imize ne


Hicrî ayların dokuzuncusu ve üç ayların sonuncusu olan mübarek Ramazan ayına erişmenin mutluluğunu bütün Müslümanlar olarak hissetmeye başladık. Gelişiyle mü'min gönüllerde bahar dirilişi yaşatan Ramazan¸ gidişiyle de bizleri hüzne boğuyor. Her yıl bir ay süreyle misâfir gibi gelen ve evlerimizde¸ gönüllerimizde ağırlamaya çalıştığımız; feyzinden¸ bereketinden istifade ederek tekrar buluşma ümit ve niyazıyla ayrıldığımız Kur'an ayı Ramazan'a yeniden eriştik. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in¸ “ümmetimin ayı” diye nitelediği¸ oruç ayı Ramazan'a ulaştık. Bunun için Rabb'imize ne kadar şükretsek azdır.


Kültür Ve Edebiyatımızda Ramazan


Gönül dünyamızı günah kirlerinden arındırmamız için Rabb'imizin bizlere sunduğu en büyük imkânlardan birisi olan Ramazan ayı¸ Müslüman bireylerin hayatlarında olduğu gibi¸ Müslüman milletlerin hayatlarında; kültür ve edebiyatlarında da çok önemli bir yere sahiptir. İslâmiyet'ten beslenerek gelişen; dinin muhtelif konularıyla zenginleşen edebiyatımızın önemli dinî-edebî konularından birisi de Ramazan'dır. Ramazan ayı¸ türkülerimizde¸ mânîlerimizde¸ şiirlerimizde¸ atasözü ve deyimlerimizde çokça zikredilmiştir. Edebiyatımızda Ramazan'ın fazîletinden bahseden şiirlere ve onun gelişi vesîle edilerek yazılan kasîdelere de Ramazaniyye adı verilir. Halk¸ Dîvân ve Tekke edebiyatımıza mensup çok sayıda şairimiz¸ Ramazan konulu şiirler yazmıştır. Bu şiirlerden bir kısmı Ramazan'ı karşılama amacıyla yazılmış ‘merhabâ'; bazısı da bu ayı uğurlama sebebiyle kaleme alınmış ‘elvedâ' redifli şiirlerdir. Biz bu yazımızda son devir mutasavvıf şairlerimizden Osman Hulûsi Efendi'nin ‘merhabâ' redifli bir gazelini açıklamaya çalışacağız.


‘Merhabâ' Redifli Gazel


Osman Hulûsi Efendi (k.s.)'ye ait olan ‘merhabâ' redifli bu gazel¸ Hazret'in şiirlerinin toplandığı Dîvân'ında bulunmamaktadır. Hulûsi Efendi'ye ait arşiv evrakları arasında yer alan belgelerden birisinde¸ kendi el yazısıyla kaydedilen gazel¸ aruz vezninin fâilâtün/ fâilâtün/fâilâtün/fâilün kalıbıyla nazmedilmiştir. ‘Merhabâ' redifi¸ bu gazelin Ramazan'a kavuşmanın şükrânesi olarak yazıldığını göstermektedir. Şimdi sırasıyla gazelin beyitlerini açıklamaya geçebiliriz:


Merhabâ ey rükn-i dîn envâr-ı îmân merhabâ


Merhabâ ey mazhar-ı eltâf-ı Rahmân merhabâ


“Merhabâ ey dinin direği ve imânın nurları olan Ramazan ayı merhabâ. Merhabâ ey Rahmân'ın lütuflarına mazhar olan Ramazan ayı merhabâ.”


Hulûsi Efendi (k.s.)¸ gazelinin matla beytinde dört defa kullandığı hoş geldin anlamına gelen “merhabâ” ifadesiyle¸ Ramazan ayının gelişiyle gönlünde meydana gelen sevincin ve coşkunun fazlalığını ifade etmiştir. “Rükn-i dîn”¸ dinin direği anlamına gelen bir tamlamadır. Hulûsi Efendi (k.s.) bu ifadesi ile Ramazan ayında tutulması farz olan oruç ibadetine işaret etmiştir. Oruç¸ İslâm'ın beş temel şartından birisidir. Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ bir hadisinde İslâm'ın beş temel esas üzerine kurulduğunu; bunların kelime-i şehâdet¸ namaz¸ Ramazan orucu¸ hac ve zekât olduğunu açıklamıştır. Ramazan ayı dinin direği olduğu gibi¸ aynı zamanda Rahmân olan Rabb'imizin lütuflarının bol bol tecellî ettiği bir zaman dilimi olduğu için¸ mazhar-ı eltâf-ı Rahmân/Allah'ın lütuflarının ortaya çıktığı ay olarak nitelenmiştir. Çünkü bu ay¸ Peygamberimiz tarafından¸ evveli rahmet¸ ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından kurtuluş olarak nitelenen kutlu bir zaman dilimidir.


Seyyidü'ş-şuhûr diye nâmını tebcîl eyledi


Seyyidü'l-kevneyn Rasûl-i fahr-i zî-şân merhabâ


“Dünya ve âhiretin efendisi ve övülecek isim ve sıfatlara sahip olan Peygamber¸ senin namını¸ seyyidü'ş-şühûr/ayların efendisi diyerek yüceltti¸ ey Ramazan ayı merhab⸠hoş geldin.”


“Ayların Efendisi”


Seyyidü'l-Kevneyn/Dünya ve âhiretin efendisi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'in¸ Ramazan ayının fazîleti hakkında söylediği birçok hadis-i şerif¸ kaynaklarımızda zikredilmektedir. Hulûsi Efendi¸ Peygamberimiz (s.a.v.)'in Ramazan'ın fazîleti hakkında söylediği hadislerinden birisinde yer alan¸ “seyyidü'ş-şühûr/ayların efendisi” ifadesini kısmî iktibas yoluyla bu beyitte kullanmıştır. Bir başka hadis de ise Ramazan¸ ayların en fazîletlisi olarak şöyle belirtilmiştir: “Rasulullah (s.a.v.)¸ ‘Size meleklerin en fazîletlisini haber vereyim mi? O Cibrîl aleyhisselâmdır. Peygamberlerin efdalı Hz. Âdem aleyhisselâm¸ günlerin efdalı Cuma¸ ayların efdalı Ramazan¸ gecelerin efdalı Kadir¸ kadınların efdalı da Meryem binti İmrân aleyhesselamdır.' buyurdular.”1 Bu ve benzeri rivâyetler¸ Ramazan'ın ayların efendisi/seyyidü'ş-şühûr olarak anılmasının sebebidir.


Münzel-i mu‘ciz-beyânıyla cihân-ı ma‘rifet


Sende nâzil oldı hep ayât-ı Kur'ân merhabâ


“İnsanları âciz bırakan âyetleriyle indirilmiş bir ma'rifet cihanı gibi olan Kur'an'ın âyetleri¸ hep sende nâzil oldu¸ ey Ramazan ayı merhab⸠hoş geldin.”


Kur'ân-ı Kerim mu'ciz /insanları¸ benzerini getirmekten âciz bırakan bir kitaptır. O¸ içinde yer alan hükümlerle bir mârifet âlemidir ve Kur'ân¸ Ramazan ayında indirilmiştir. Kur'an'ın kendisinde indirildiği bir ay olduğu için Ramazan ayı¸ Kur'an ayı olarak da nitelendirilmiştir. Bakara Sûresi 185. âyette¸ Kur'an'ın Ramazan ayında indirildiği¸ Rabb'imiz tarafından şöyle bildirilmiştir: “(O sayılı günler)¸ insanlar için bir hidâyet rehberi¸ doğru yolun ve hak ile bâtılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'ân'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.”2


Cümle pâk olur gönüllerden gubâr-ı ma‘siyet


Bahr-ı rahmet menşei ey mâh-ı gufrân merhabâ


“Ey rahmet denizinin kaynağı olan bağışlanma ayı¸ merhabâ hoş geldin. Senin gelişinle¸ günahların tozları¸ kirleri¸ kalplerden tamâmen temizlenir.”


Günahlardan Temizlenme Vakti


Gubâr-ı ma‘siyet¸ “günah tozları” demektir. Bir hadis-i şerifte¸ işlenen her günahın kalpte bir siyah nokta meydana getirdiği bildirilmiştir. Günahlar sebebiyle kalpte meydana gelen bu siyah noktalar¸ gubâr-ı ma‘siyettir. Ramazan ayı¸ bu günahlardan temizlenme için çok önemli bir zaman dilimidir. Bu ayda cennet kapılarının açıldığı¸ cehennem kapılarının kapatıldığı ve şeytanların zincire vurulduğu Peygamberimiz tarafından müjdelenmiştir. Allah'ın rahmet ve bağışlamasının bol bol tecellî ettiği bu ay¸ mâh-ı gufrân/bağışlanma ayı olarak nitelendirilmiştir. Çünkü bu ay¸ âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (s.a.v.)'e; Allah'ın rızâsına¸ mağfiretine ulaşmanın yollarını insanlara bildiren bir hidâyet rehberi olan¸ Kur'ân'ın indirilmeye başladığı aydır. Ramazan ayında insanlık¸ mağfiretin kaynağı olan Kur'ân ile buluştuğu için¸ Hazret bu ayı¸ bahr-ı rahmetin menşei mâh-ı gufrân olarak nitelemiştir.


Makdeminle feyz-yâb olur kulûb-ı mü'minîn


İktisâb-ı feyz eder erbâb-ı irfân merhabâ


“Ey Ramazan ayı¸ merhab⸠hoş geldin. Senin gelişinle mü'minlerin kalpleri feyze kavuşur; irfân ehli olan ârifler de feyz elde ederler.”


Feyz ve Rahmet Sofrası


Feyz; “bolluk¸ nimet¸ ihsân¸ kerem¸ kemâle ulaşma¸ mânevî saâdet” gibi anlamlara gelen Arapça bir kelimedir. Ramazan ayı¸ hem maddî hem de mânevî mânâda nimetlerin bol bol ihsân edildiği bir zaman dilimidir. Bu mübârek ay gelişiyle¸ hem sıradan mü'minlerin kalplerine bol feyizler ulaştırır; hem de mâneviyat yolunda ilerleme kaydetmiş âriflerin¸ bu ayda yapacakları ibadetlerle mânevî ihsanlar elde etmesine imkân verir. Yani Ramazan ayı; avâmmıyla havâssıyla bütün mü'minler için açılmış bir rahmet sofrası gibidir.


Yılda bir kerre kudûmunla ser-â-pâ müstenîr


Pertev-i envâr-ı kudsinle devrân merhabâ


“Ey Ramazan ayı merhab⸠hoş geldin. Senin yılda bir defa gelişinle¸ senin kutsal nurlarının ışığıyla zaman¸ bütünüyle nurlanır; aydınlığa kavuşur.”


Sahîh-i Müslim Şerhi'nde şöyle bir hadis nakledilmiştir: “Seneden seneye tutulan Ramazan oruçları¸ aralarındaki günahlara kefârettir.”3 Buna göre¸ Ramazan ayı senede bir defa gelse de¸ iki Ramazan arasındaki günahlara kefâret olan oruçlarıyla¸ bütün zamanımızın günah karanlığından kurtulmasına ve aydınlanmasına vesîle olabilir.


Vasfınâ kâfî değil âciz Hulûsî'nin dili


Leyle-i Kadrin yeter kadrine burhân merhâbâ


“Merhab⸠hoş geldin ey Ramazan ayı. Senin niteliklerini tarif etmeye bu âciz Hulûsi'nin dili yeterli değil. Senin kıymetine delil olarak¸ Kadir gecen yeterlidir.”


Hulûsi Efendi¸ gazelinin makta beytinde¸ Ramazan ayının sahip olduğu mânevî nitelikleri tarif ve tavsiften âciz olduğu itirafında bulunmuş ve bu ayın kıymetine delil olarak Kadir Gecesi'nin bu ay içerisinde olmasının yeterli olduğunu belirtmiştir. Bilindiği gibi¸ Kadir Gecesi hakkında¸ “Ramazan'ın son on gününde gizlendiği; bu on gün içindeki tek günlerden biri veya bu ayın yirmi yedinci gecesi” olduğu şeklinde bilgiler verilmiştir. Bu gece hakkında Kur'an'da¸ müstakil bir sûre vardır. Kadir Sûresi adıyla bilinen bu sûrede; Kur'an'ın bu gecede indirildiği ve bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla¸ Yüce Allah'ın bin aydan daha hayırlı bir gece olarak tarif ettiği¸ Kadir Gecesi'ni içinde barındıran Ramazan ayını tarif ve tavsif etmeye hiçbir kulun sözleri yeterli değildir.


 


Dipnot


1. Ahmed Davudoğlu¸ Sahih-i Müslim Şerhi¸ VI/11


2. 2/ Bakara¸ 185.


3. Ahmed Davudoğlu¸ Sahih-i Müslim Şerhi¸ VI/12

Sayfayı Paylaş